31 Temmuz 2000 tarihinde Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde vatani görevini yapmakta olan Aydın Dere’nin nöbet tuttuğu yerde intihar ettiği açıklandı. Çocuklarının intihar etmediğine inanan Dere ailesi ise bu olaydan sonra gerçeğin ortaya çıkması için 14 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Ağabey Mahmut Dere, kardeşinin ölümünden sonra ilk olarak Bursa Adli Tıp Kurumu’nda otopsi yapıldığını ancak bu raporun kendilerini tatmin etmediğini belirterek, yeniden soruşturma açılması için başvurduklarını söyledi.

14 YILDIR SONUÇ ALAMADI

Aile, yeniden savcılığa başvurunca İstanbul Adlî Tıp Kurumu, mezarı yeniden açılan Aydın Dere’nin arkadan bitişik mesafen vurularak öldürüldüğünü rapor etti. İkinci otopsi raporundan sonra kardeşinin öldürüldüğünü ifade eden Mahmut Dere, sorumluların yargılanması için hukuk mücadelesi başlattı. Ancak aradan 14 yıl geçmesine rağmen bir sonuç çıkmadığını vurgulayan Dere, son olarak çareyi Anayasa Mahkemesi’ne başvurmakta bulduklarını söyledi.

“RAPORLAR FARKLI ÇIKINCA İTİRAZ ETTİK”

Yaptıkları itiraz sonucu mezarın açıldığını ifade eden Dere, “Kardeşim Aydın Dere 2000 yılında Çanakkale Gökçeada’da askerken, nöbet esnasında bir başkası tarafından arkadan vurularak öldürüldü. Biz o zaman Gelibolu Askeri Savcılığı ve bölük komutanı herhangi bir adli tahkikat yaptırmadan intihar süsü verdiler. Cenazeyi Bursa Adli Tıp Kurumu’na kaldırdık. Orada yapılan otopside sağ köprücük kemiğinden mermi girdiği, sırtından çıktığı ve iç kanama sonucu öldüğü rapor edildi. Bursa Polis Kriminal Laboratuarı bunun aksini iddia etti. Dediler ki ‘Bu çocuk arkadan, bitişik mesafe ile vurulmuş.’ İki kurum arasında raporlar farklı çıkınca biz itiraz ettik. Savcılık nezaretinde mezar açıldı, ikinci bir otopsi için cenazeyi İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderdik. Orada yapılan otopside kardeşimin bir başkası tarafından arkadan vurulduğu teyit edildi. Raporları da bende mevcuttur” şeklinde konuştu.

“HERHANGİ BİR SORUŞTURMA YAPILMAMIŞ”

Dere, şöyle devam etti:

“Kardeşim nöbet başındayken bir cinayete kurban gitti. Biz savcılığa yaptığımız suç duyurularından sonra savcılık bu soruşturmayı 12 yıl boyunca açık tuttu. 12 yıldır bir arpa boyu kadar mesafe kat edilmedi. Davada son durum şu; kardeşimin nöbette vurulduğu gün bölük komutanı asılsız bir şekilde intihar senaryosu hazırlamıştı. Bu adli tıp raporlarıyla ortaya çıktı. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporunda kardeşimin intihar etmediği, bir başkası tarafından vurulduğu ortadadır. 12 boyunca savcıların yaptığı soruşturmanın içeriğinde hiçbir şey yoktur. Herhangi bir soruşturma yapılmamıştır. En son geldiğimiz aşamada Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmaya yer olmadığı kararına itiraz ettik. 30 Kasım 2012 tarihinde soruşturmaya itiraz ettim; ama 2014 yılındayız itirazın kararı bize tebliğ edilmedi. Artık nereye gideceğimizi, kime soracağımızı veya hangi kuruma başvuracağımızı şaşırmış durumdayız. Geçtiğimiz günlerde Başbakanlık Teftiş Kurulu’na dilekçe yazdım. Ama oradan da sonuç alamayacağım kesin.”

“BAŞBAKAN GÜVENMİYORSA, BİZ NASIL GÜVENELİM”

Olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıyacağını belirten Dere, “Şunu söylemek istiyorum; bu ülkenin Başbakanı çıkıp diyor ki, ‘Savcılar görevini yapmıyor. Savcılar farklı guruplara ayrılmış, farklı örgütlere çalışıyor ve devletin içinde paralel devlet vardır.’ Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak şunu sormak istiyorum; bu soruşturmayı yapan savcılar legal çalışan savcılar mı, illegal çalışan savcılar mı? Bu soru işareti vatandaşın kafasında oluşmuştur. Bu ülkenin Başbakanı savcılara güvenmiyorsa, bir vatandaş olarak biz nasıl güvenelim. Ben bu saatten sonra bu davayı Anayasa Mahkemesine, oradan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağım” diye konuştu.

“OLAYIN ÜSTÜNÜ KAPATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Dere, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devletin resmi kurumunda çalışan bölük komutanı olsun, Cumhuriyet savcıları olsun, Bursa Adli Tıp Kurumu çalışanları olsun olayın üstünü kapatmaya yönelik çok yoğun bir çalışmaları var. Bunu çok da güzel beceriyorlar. Bursa Adli Tıp Kurumu kardeşimin sağ köprücük kemiğinden mermi girdiğini ve sırtından çıktığını rapor ediyor. Bu raporu, İstanbul Adli Tıp Raporuyla yalanlandı. Bursa Adli Tıp Kurumu, kimden emir aldı da böyle bir rapor hazırladı veya bu bilgiden mahrum bir kurum mu?”

Muhabir: Haber Merkezi