Malatya Turgut Özal Üniversitesi Hekimhan Mehmet Emin Sungur MYO Maden Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Aksoğan Korkmaz, Erzincan’da yaşanan olayın ciddi bir çevre felaketine neden olabileceğini, siyanürün suya karıma ihtimalinde bu suyu kullanan tüm canlılarda solunumu durdurarak ölüme neden olabileceğini söyledi.
“SIZINTININ TEMİZLENDİĞİ BELİRTİLEREK KONU KAPATILMIŞ”
Altın madeninde yaşanan olayın bir benzerinin 2022 yılında gündeme geldiğini söyleyen Malatya Turgut Özal Üniversitesi Hekimhan Mehmet Emin Sungur MYO Maden Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Aksoğan Korkmaz,
“Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde 13 Şubat Salı günü saat 14.28 civarında, yığın liç alanında yaklaşık 200 metre yüksekliğe sahip bir yamaç boyunca bir çökme meydana geldi. Kayan kütlenin toplam hacminin 10 milyon metreküp olduğu ve 800 metre kadar hareket ettiği, hızının ise ortalama 10 m/s olduğu varsayılmakta. 2010 Aralık ayından beri faaliyet gösteren bu maden, 2022 yılında da siyanür sızıntısı haberleriyle gündeme gelmiş, para cezası kesilmiş ve sızıntının temizlendiği belirtilerek konu kapatılmıştı”
ifadelerini kullandı.
“SİYANÜRÜN SUYA, HAVAYA VE TOPRAĞA KARIŞMA İHTİMALİ YÜKSEK”
Yığın liçi kavramı hakkında bilgi veren Korkmaz,
“Metalin çözündürülmesi sürecine liç diyoruz. Altın işletmeciliğinin yapıldığı yerde 1 ton suya yaklaşık 2 kilogram siyanür tuzu katılır ve bir solüsyon elde edilir. Bu solüsyonun etkisini azaltmak için sodyum hidroksit veya kalsiyum hidroksit gibi çeşitli kimyasallar kullanılarak siyanürün hidrojen sülfür olarak buharlaşmasını engellemeye yönelik nötralizasyon işlerinin yapılması gerekir. Araziye karışan siyanürün pH’ı 9.5-10 üzerinde değilse, hidrojen siyanür olarak buharlaşır. Dolayısıyla arazinin 150-200 metre aşağısından alınan numunede siyanür bulunmaz. Siyanürü bulmak için aynı anda ya da çok kısa bir sürede sızıntı bölgesinden örnek almak gerekir. Bu örnek laboratuvara analize gelene kadar bazik ortamda taşınmalıdır. Bu nedenle siyanürün suya, havaya ve toprağa karışma ihtimali oldukça yüksektir”
şeklinde konuştu.
ÇÖPLER MADENİNDE DÜZ ALAN BİTMİŞ
Çöpler madeninde yığın yapılan düz alanların bittiği ve dağa doğru eğimli alanlarda yığın yapılmaya başlandığını belirten Korkmaz,
“Yığın liçinde, cevherli malzeme geçirgenliğine bağlı olarak iri boyutta kırılarak (25 milimetre), geçirimsizliği sağlanmış bir zemin üzerine yığılır. Seyreltilmiş sodyum siyanür çözeltisi, bu yığının üzerinden fıskiyeleme ile püskürtülür. Bu alanın mümkün olduğunca düz olması gerekir. Fakat Çöpler madeninde yığın yapılan düz alanların bittiği ve dağa doğru eğimli alanlarda yığın yapılmaya başlandığı, işçi röportajlarından bilinmektedir. Eğim arttıkça yığının stabilitesinin zorlaşacağı gerçeği göz ardı edilmiş ise, şu anki korkunç senaryoya sebebiyet vermiş olabilir. Gerekli incelemelerin yapılarak en kısa sürede kamuoyunun aydınlatılması önemlidir”
dedi.
“SİYANÜRÜN ÇEVREYE ZARAR VERMESİ BAŞARIYLA ÖNLENEBİLİR”
“Madencilik faaliyetleri sırasında ve sonrasında alınacak önlemlerle, siyanürün çevreye zarar vermesi başarıyla önlenebilir” diyen Korkmaz,
“Çözeltideki siyanür derişimi atık havuzlarına yayılarak, güneş ışınlarının etkisiyle tamamen bozundurulabilir. Atık havuzu, taban ve yanlardan çevreye sızmayı önleyecek biçimde kil ve jeomembran ile takviye edilmelidir. Pratikte bu iki malzemenin üst üste serilmesiyle sıfır geçirimli olduğu kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalar, atık havuzundaki proses suyunun siyanür derişimine bağlı olarak 5-12 ay arasında tümüyle bozunduğunu göstermiştir”
diye sözlerine ekledi.
“ÖLÜME NEDEN OLABİLİR”
Siyanürün olası bir tehlikede ölüme neden olabileceğini vurgulayan Korkmaz,
“Siyanür hücrelerdeki oksijen kullanımını engellediği için, suya karışması halinde bu suyu kullanan tüm canlılarda, solunumu durdurarak ölüme neden olabilir. Ölümcül dozlar hidrojen siyanür için 50 miligram, sodyum ve potasyum tuzları için ise 200-300 miligramdır. Siyanür zehirlenmesinin spesifik olmayan işaret ve semptomları; baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, dışkı/idrar tutamama ve sonuçta komaya girme şeklinde sıralanabilir”
ifadelerini kaydetti.
FIRAT NEHRİ’NE KARIŞIRSA NE OLUR?
Korkmaz,
“Kazanın olduğu maden sahası Fırat Nehri’ne kuş uçuşu 300 metre mesafede olduğundan bu senaryo daha da korkunçlaşmaktadır. Toprak kayması ile akan malzemenin Fırat Nehri’ne ulaşmaması için, Sabırlı deresinin Fırat Nehri’ne ulaştığı menfezin kapaklarının kapatıldığı bilgisi kamuoyuyla paylaşılmıştır. Bu durum, siyanürün dere ve yeraltı sularına karışmış olduğu ihtimalini akıllara getirmektedir. Dolayısıyla korkunç bir çevre felaketiyle karşı karşıya kalabileceğimiz sonucu ortaya çıkmaktadır. Çünkü, Fırat Nehri Batı Asya’nın en uzun nehridir. Bu durum söz konusu olursa, Erzincan, Sivas, Tunceli, Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman, Antep ve Urfa ciddi şekilde etkilenecek olan şehirlerimizdendir. Zaten 6 Şubat depremlerinden ciddi şekilde yara alan bu bölgenin, bir de siyanür tehlikesiyle karşı karşıya kalması, insanların kaygı seviyelerini arttırarak, psikolojilerini düzeltmesi zor bir hale getirecektir. Oldukça geniş alanı etkileyecek olan bu durum ile ilgili acil önlemler alınmalıdır. Öncelikle ikinci bir kayma olmaması için yeniden risk analizi yapılmalı, sondajlar ile numune alınarak kimyasal madde konsantrasyonları takip edilmeli, yakınlardaki su kaynaklarına sızıntılar engellenmelidir. Bu durumun bir an önce aydınlatılması ve kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor”
sözlerine ekledi.
“ULUSLARARASI GERGİNLİKLERE NEDEN OLABİLİR”
Nehrin kirlenmesi sadece Türkiye’yi değil, uluslararası krize de neden olabileceğini vurgulayan Korkmaz,
“Ayrıca, Fırat nehri, Suriye ve Irak gibi ülkeler için de önemli bir su kaynağı olduğundan, bu ülkelerdeki insanlar da Fırat nehrinden beslenmekte ve sulama yapmaktadırlar. Dolayısıyla nehrin kirlenmesi sadece Türkiye’yi değil, aynı zamanda komşu ülkeleri de etkileyebilir ve uluslararası gerginliklere neden olabilir”
şeklinde konuştu.