Gündem

Bayram: Bu Bilimi Bir Disipline Bağlamak Zorundayız

“Disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı vardır” biz bu bilimi bir disipline bağlamak zorundayız” diyen Sondaj/Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, Bir ceza sistemini getirmeliyiz ama bu inşaat demirine numara vermekle olmaz. Herkesin kendi işini yapacağı ve bilimsel sınırda kalacağı bir alan olmalı. Bunu ihmal edenlerin cezalandırılacağı bir sistem" ifadelerini kullandı.

Abone Ol


Deprem kökenli bir coğrafyada olmamıza rağmen ülke olarak deprem felaketlerine karşı önlemlerin alınmadığına dikkat çeken Sondaj/Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, “Biz millet olarak nasıl bir araya gelebildik ve gerekli desteği sağladıysak inanıyorum biz bu işinde çaresine bakabilecek kabiliyetteyiz, olmalıyız” dedi.


“İNSAN GİBİ DOĞANINDA BİR SİSTEMİ VAR”


“Biz bin yıllık, tarihe yön vermiş köklü bir milletiz” diyen Bayram, “Âmâ hala biz depremde canımızdan oluyorsak, çocuklar ağlıyorsa, gençliğimiz kayıp gidiyorsa bir sorun var. Deprem kökenli bir coğrafyada yaşıyoruz. İnsan gibi doğanında bir sistemi var. Allah’ın yaratmış olduğu bu düzende aslında bilimin ışığında gidebilirsek hiçbir problem yaşamayacağız. Olasılık ihtimalli bilimsel göstergeler vardı, deprem tehlike haritaları vardı, zemin etütleri vardı, her halükârda statiği hesaplanmış geoteknik raporları oluşturulmuş raporlamalarımız vardı, çimentoda vardı, karışım formüllerimizde vardı, mühendiste vardı, yapı denetimde vardı. Biz millet olarak nasıl bir araya gelebildik ve gerekli desteği sağladıysak inanıyorum biz bu işinde çaresine bakabilecek kabiliyetteyiz” ifadelerini kullandı.


“BİZ BUNU UYGULAMAYA YANSITAMIYORUZ”


Öncelikle kendi mühendislerimize güvenmemiz gerektiğini söyleyen Bayram, “Öncelikle kendi mühendislerimize güvenmek bizim zorunluluğumuz değil önceliğimiz. Fakat mühendislikte uygulamada ve yaşantıda bazı sorunlar var. Mesela jeoloji, jeofizik, inşaat, maden, çevre mühendisliği ile mimarlar öncelikli şehir planlayıcılar peyzaj mimarları genel kapsamlı tutmayalım ama şimdi her bir branşın kendi içinde özeli var. Fakat biz bunu uygulamaya yansıtamıyoruz. İhale sisteminden imar planlamalarına kadar serbest piyasa ekonomisi diye bir olgunun bilimler arası çalışan her meslekten yetkin kişinin, birileri arasında iş geliştirme referanslı değil rakip olmasına ve hayatta kalmak için bazı doğru olması gereken konularda mümkün olduğu kadar minimize etmesine sebep oluyor” dedi.


“UYGULAMADA HATAMIZ VAR”


“Bizim yapmamız gereken bir suçlu arıyorsak hepimiz suçluyuz” diyen Bayram, yer bilimlerini siyaset üstü tutulması gerektiğini belirtti. Bayram şu şekilde devam etti:
“Bizim uygulamada hatamız var. Örneğin bir Almanya bizler kadar deprem görmüyor ama bir zemine (örneğin) 3 yıl harcayabiliyor. Bizim ülkemizde mesela zemin iyileştirme işlemi birkaç ilde yapılıyor. Şimdi depreme etki eden asıl konu jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği uzmanlık alanlarının tam olarak anlaşılamamış olması. Sismoloji ile zemin dinamiği ve tetikleyen faktörlerin doğru okunmaması. Deprem dalgaları kötü zemin ve kötü yapıyı 200 km uzakta da olsa yakalıyor buluyor. Biz nasıl ölmüşlerimizle mutlaka buluşacağımıza dua ediyorsak veya inanıyorsak emin olun ki bizim görmediğimiz ama ölçebildiğimiz bu dalgalar da yer kürede kavuşmak için bir açıklık arıyorlar ve koşa koşa buluyorlar.”


“ANLAŞAMADIĞIMIZ HUSUSLAR VAR”


Mühendisler tarafından kurulmamış binaların ileride tehlike yaratabileceğine değinen Bayram, “Şimdi ‘’fay yasası’’ diye bir olay var ve hala anlaşamadığımız hususlar var. Deprem-zemin-yapı etkileşimi mühendisler tarafından kurulmamış binalar, 20 yıl sonrada sevdiklerimizi alacak. Biz yeniden el ele olalım ama depremde ölmüşlerimize değil, mesela Malatyaspor şampiyon olsun onu kutlayalım, koşalım, milli takım dünya şampiyonu olsun ona mutlu olalım. Ya da ne bileyim uçak yaptık mesela savunma sanayisinde sevindik toplumca böyle konularda el ele olalım” şeklinde konuştu.


“DÜNYA STANDARTLARININ ÜSTÜNE ÇIKILABİLİYOR”


Uygulama konusunda örnekler veren Bayram şu şekilde devam etti:
“Yani şimdi uygulamada bizi kurumsal bir yapı (işletme) diye düşünürsek; kendimizi iki örnek olarak tarif edebiliriz. Birincisi işletme içinde bir kadro düşünün herkes her işi yapıyor düzen yok hiyerarşi yok ama bir şekilde işler yürüyor. Bir işletme de düşünün kimin ne iş yaptığı belirli olan aylık, haftalık, yıllık planlamaların yapıldığı ARGE ve kaliteye önem veren, ödün vermeyen, müşteri memnuniyetini önemseyen ve geliştiren bir yapı. Bu iki örnekte ilk örnek bir yere kadar gidebiliyor. Fakat ikinci örnekte ise dünya standartlarının üstüne çıkılabiliyor.”


“YER BİLİMLERİNDE KULLANILAN TEKNOLOJİ ÇOK PAHALI”


Yapı denetim ile ilgili yapılan yanlışlara değinen Bayram, “Öyle bir sistem ki yapı denetim teşkilatı var kendi müşterisini denetliyor. Şimdi ben birinden iş istiyorum ama denetimini ben yapıyorum. İhale sistemimiz fiyatı en düşük teklif i veren alabiliyor. Yani düşük derken resmî kurumlar illaki bir maliyet hesabı yapıyorlar. Şimdi sistemde dediğim gibi şirketleri de kişi gibi düşündüğümüzde insan yaşamak için bir suya, yemeğe ihtiyaç duyuyorsa şirketlerde ayakta kalabilmek için bir şekilde gelişime değil, sadece şirketi aç bırakmamaya odaklanıyor. Özellikle yer bilimlerinde kullanılan teknoloji çok pahalı ve çoğu mühendisin bunu alabilme gücü yok. Bundan dolayı da yer altını Avustralyalı, Çinli ve Kanadalı mühendisler modelliyor. Ama bizim kendi insanımız ne yapıyor yaşıyor diyelim. Dip limit belli olsa en azından jeologlar, yer bilimciler, yukarıda saydığım tüm eğitimi verilen branşlar ayakta kalabilir ve birbirleri arasında rakip olmaktan ziyade üst limitte fiyatlandırma yapabilir. Müşterisi de kaliteyi arayan müşteri olabilir. Bu da gelişmeyi ve teknolojiyi kullanmaya fayda sağlayabilir” ifadelerini kullandı.


“MÜHENDİSLERİN DEDİĞİ YAPILMALI”


Bir kurum oluşturulup siyaset üstü bir akıl ortaya koyulmasının gerektiğini belirten Bayram, “Bağımsız bir bilim teşkilatı zor değil. Her bir bilimsel mühendislik biriminin ve diğer bağlı mesleklerin kendi içerisinde özelde bağımsız ama disiplini olan denetim ve asgari fiyat tarifesini getirelim. En son jeofizik mühendisliği anlamında, maden arama bile mahkeme kararıyla haklarımızı zor aldık. Yer altını modelleyen bizler, sondaj öncesi birim geçişlerini, çatlak oluşumlarını ve sondaj bitiş noktasını belirliyoruz ama imza yetkimiz yok. Şu bir gerçek ki her kalemde her bilim birbiriyle bağlantılı. Yaşam alanlarında jeoloji, jeofizik, inşaat ayıramazsınız. İnsan vücudu gibi bir sistemde bir aksama bizi nasıl etkiliyorsa, jeoloji-jeofizikte bir aksaklık bizi etkiler. En sade dil ile anlatmak gerekirse bu işin uzmanları yer doktorları ve ülkemizde hocalarımızdan çok kaliteli eğitimler aldık bizler. Kamu veya özel ayırmıyorum mühendislerin dediği yapılmalı. Mühendisler arasında kamuda olan da var aslında ama özelde de bir yetiştirilme modeli geliştirilmeli. Zemin etütlerinde kontrollük teşkilatı güçlendirilmeli” dedi.

“BUNU HAK ETMİYORUZ”


“Bizim bizden başkası yok” diyen Bayram, zenginliklerimizin farkına varmamız gerektiğini belirterek, “Zenginliklerimizin farkına varmalıyız, zorundayız. Bizim bizden başka kimsemiz yok. Madenlerimizi kullanıyoruz ama zenginleştirmede eksiğiz. Şimdi teknik anlamda zaten kendimden biliyorum ki en az 3 öğrenciden 2,5’i diyeyim ki zor şartlarda okuyor, 20 yaş üstüne geldikten sonra başka çaresi kalmıyor, başka bir iş yapabilir mi yapıyor ama hayali olan hedef koyan bir gençlik olmuyor, umutsuz ve mutsuz. Bunu hak etmiyoruz” ifadelerini konuştu.

“BU BİLİMİ BİR DİSİPLİNE BAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”


“”Disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı vardır” biz bu bilimi bir disipline bağlamak zorundayız” diyen bayram son olarak şunlara değindi:
“Bir ceza sistemini getirmeliyiz ama bu inşaat demirine numara vermekle olmaz. Herkesin kendi işini yapacağı ve bilimsel sınırda kalacağı bir alan olmalı. Bunu ihmal edenlerin cezalandırılacağı bir sistem. Tabi bunu yapmadan öncede mühendislerimizi de ayakaltı olmaktan kurtarmalıyız. Sevdiklerimiz için geleceğimiz için bunu yapmalıyız. Yıkılan binaların yerine aynı düzende bina yapmak veya hızlı bitirmek olmamalı maksat. Ortalama 20 yılda bir büyük deprem oluyor ve deprem timi arayan belediyelerin olduğunu biliyorum. Teknik var, bilim var, çözüm var, deprem olsun ama biz ölmeyelim, sevdiklerimiz ölmesin. Ben inanıyorum biz 100. yılımızda bunları başarabilecek kaliteye sahibiz. Suçlu ne inşaat mühendisi ne o ne bu hepimiziz. Bunu da el birliğiyle çözeriz. Âmâ duymaya niyetimiz isteğimiz olmalı.”