Asayiş

Yeni araştırma: Malatya’da suç oranları neden önce çakıldı, sonra fırladı?

İnönü Üniversitesi bünyesinde hazırlanan kapsamlı bir akademik çalışma, 6 Şubat depremlerinin Malatya’daki toplumsal düzen ve suç oranları üzerindeki sarsıcı etkilerini ortaya koydu. Afetin ilk aylarında istatistiklere yansıyan suç düşüşlerinin arkasında "gerçek bir iyileşme değil, sistemsel bir duraklama" olduğu belirlenirken; yaz aylarından itibaren özellikle hırsızlık ve topluma karşı işlenen suçlarda adeta patlama yaşandığı belgelendi.

Abone Ol

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu Malatya'da, afetin sosyolojik ve kriminolojik boyutları ilk kez bu kadar net bir saha analiziyle raporlaştırıldı. İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı Güvenlik ve Terör Programı bünyesinde, Prof. Dr. Abdulkadir Baharçiçek danışmanlığında Emre Büyük tarafından hazırlanan "Afet Dönemlerinin Suç Tipolojileri Üzerindeki Etkileri: 6 Şubat Depremleri Sonrası Malatya İli Örneği" başlıklı yüksek lisans tezi, deprem kenti Malatya'nın suç atlasını gözler önüne serdi.

Resmi verilere dayanan çalışma büyük yıkımların ardından kolluk kuvvetlerinin kapasitesinden adli sistemin işleyişine, kitlesel göç hareketlerinden boş kalan binalardaki fırsat suçlarına kadar çok boyutlu bir güvenlik ve kamu düzeni analizini kaynak göstererek kentin geçirdiği dönüşümü tescilledi.

DEPREMİN TOPLUMSAL VE FİZİKİ FATURASI AĞIR OLDU

Tezde yer alan verilere göre, Malatya'da yaşanan felaket sadece binaları yıkmakla kalmadı, kentin demografik ve eğitim altyapısını da kökten sarstı. Araştırmada afetin yarattığı tahribat şu çarpıcı verilerle aktarıldı:

“Deprem, Malatya’da yalnızca fiziki hasara değil, aynı zamanda derin toplumsal sonuçlara yol açmıştır. Depremde 1.237 kişi hayatını kaybetmiş, 6.444 kişi yaralanmıştır. 2022 TUİK verilerine göre 812.580 olan il nüfusundan 221.009 afetzede depremden sonra ilden ayrılmış olup 136.432 afetzede ile geri dönüş yapmıştır. 6 Şubat Depremleri öncesi Malatya’da 507 okul 6.177 derslik ile eğitim öğretim faliyetleri sürdürülürken, depremler sonrasında 77 okul 895 derslik kullanılmaz hale gelmiş 10 okul 154 derslik orta hasar almıştır. Bu durumlar hem demografik yapıyı hem de toplumsal psikolojiyi doğrudan etkilemiştir.”

BİNALAR SAVUNMASIZ KALDI

Bu fiziki ve nüfus krizi, barınma alanlarında ve ağır hasarlı binaların çevresinde yeni güvenlik açıklarını beraberinde getirdi. Çalışmada, "Deprem sonrası ağır hasarlı yapılarda hırsızlık, yağma ve uyuşturucu kullanımı gibi illegal faaliyetlerin arttığı raporlanmış; güvenlik zafiyeti toplumda kaygı düzeyini yükseltmiştir" tespiti paylaşıldı.

İLK AYLARDAKİ SUÇ DÜŞÜŞÜ BİR YANILSAMA MIYDI?

Tezin en dikkat çekici kısımlarından birini, depremin hemen ardından (2023 Şubat ve Mart aylarında) suç istatistiklerinde yaşanan ani ve keskin düşüşler oluşturuyor. Araştırmanın "Bulgu 1" başlığı altında, "Depremin hemen ardından suç oranlarında genel ve belirgin bir düşüş yaşanmıştır" denilerek resmi veriler şu şekilde sıralandı:

"Takibi şikâyete bağlı suçlarda Şubat ayında yüzde 40,47, Mart ayında ise yüzde 59,51 oranında azalma gerçekleşmiştir."

"Topluma karşı işlenen suçlarda Şubat ayında yüzde 30, Mart ayında yüzde 38,66 oranında düşüş kaydedilmiştir."

"Evden hırsızlık suçlarında Şubat ayında yüzde 54,69 oranında azalma görülmüştür."

"Malvarlığına karşı işlenen suçlarda Şubat ayında yüzde 42,21, Mart ayında ise yüzde 26,86 oranında düşüş tespit edilmiştir."

Ancak tez yazarı Emre Büyük, bu tablonun bir asayiş başarısı veya suç eğiliminde azalma olmadığını şu tespitiyle netleştiriyor: "Bu düşüşler, suç oranlarında gerçek bir iyileşmeden ziyade; deprem sonrası nüfusun büyük ölçüde kentten göç etmesi, suçun işlenmesini mümkün kılan fiziksel ve sosyal ortamların ortadan kalkması, kolluk ve adli birimlerin geçici olarak olağan işleyişlerini sürdürememesi ve suçların kayıt altına alanamamasıyla ilişkilidir."

YAZ AYLARINDA "FIRSAT SUÇLARI" PATLADI

Sistemin kademeli olarak toparlanması ve kenti terk eden vatandaşların geri dönmesiyle birlikte, asıl kriminolojik kriz yaz aylarında kendini gösterdi. "Yaz aylarına doğru birçok suç türünde yeniden artış eğilimi ortaya çıkmıştır" diyen çalışma, adli makamlara yansıyan dehşet verici artış oranlarını şu şekilde paylaştı:

"Evden hırsızlık suçlarında Nisan ayında yüzde 301,61, Mayıs ayında yüzde 177,03, Haziran ayında ise yüzde 101,47 oranında artış yaşanmıştır. İş yerinden ve kurumdan hırsızlık suçlarında Şubat ayında yüzde 210, Nisan ayında yüzde 83,33, Mayıs ayında yüzde 120 oranında artış kaydedilmiştir. Malvarlığına karşı işlenen suçlarda Nisan ayında yüzde 31,43, Mayıs ayında yüzde 37,10, Haziran ayında ise yüzde 18,70 oranında artış görülmüştür. Topluma karşı işlenen suçlarda Ağustos ayında yüzde 103,23, Eylül ayında yüzde 145,53, Ekim ayında ise yüzde 207,02 oranında çok yüksek artışlar tespit edilmiştir."

Tezde bu ani sıçramaların dinamikleri de çözümlenerek, "Bu artışlar; deprem sonrası kentten ayrılan nüfusun geri dönmesiyle birlikte daha önce fark edilmeyen suçların adli mercilere bildirilmesi, boş kalan konut ve işyerlerinin fırsat suçlarına açık hâle gelmesi ve kolluk kuvvetlerinin asli görevlerine yeniden yönelmesiyle doğrudan ilişkilidir" analizi yapıldı.

KOLLUK GÜCÜ DE DEPREMZEDEYDİ

Çalışmada, asayişi sağlamakla görevli personelin de aynı afetin mağduru olmasının operasyonel gücü zayıflattığı açıkça ifade edildi. "Kolluk personelinin depremzede olması suçla mücadele kapasitesini zayıflatmıştır" vurgusu yapılan bulgular arasında, polis ve jandarmanın arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine kaydırılmasının narkotik ve şikayete bağlı suçları görünmez kıldığı belirtildi. Araştırmada durum şöyle özetlendi: "Suç oranlarındaki ani düşüşler gerçek iyileşmeyi değil, sistemsel duraklamayı yansıtmaktadır. 6 Şubat depremleri sonrası suç istatistiklerinde gözlenen ani düşüşler, genel olarak: Adli sistemin işlemez hâle gelmesi, kolluk kapasitesinin afet yönetimine yönelmesi, nüfus göçü, suç bildirimlerinin ertelenmesi gibi nedenlerle açıklanmaktadır."

6 ŞUBAT SUÇ ORANLARI ETKİLEDİ

İnönü Üniversitesi'nde sunulan bu kapsamlı tezin sonuç bildirgesi, afet yönetim planlarında güvenlik bürokrasisinin nasıl konumlandırılması gerektiğine dair hayati dersler içeriyor. Çalışmanın sonuç kısmında özetlendiği üzere: "Sonuç olarak, 6 Şubat depremleri Malatya ilinde suç oranlarını, suçun niteliğini ve suç tipolojisini kısa ve orta vadede önemli ölçüde etkilemiştir. Çalışma, afet dönemlerinde suç olgusunun bireysel davranışlarla sınırlı olmadığı; toplumsal yapı, nüfus hareketliliği, kamu hizmetlerinin sürekliliği ve kolluk kapasitesi ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır."