Kültür & Sanat

Uyan Sunam türküsünün ardındaki gerçek ne? Vicdan azabı notalara döküldü

Malatya sokaklarında yankılanan en yanık türkülerin sahibi ve Türk müziğinin efsane ismi Fahri Kayahan’ın hayatı, film senaryolarını aratmayacak kadar trajik bir olayla şekillendi. Bugün Malatya’nın en prestijli bulvarlarından birine adını veren sanatçının, eşi Suna Hanım’a yaktığı o meşhur ağıtın arkasında, telafisi mümkün olmayan bir pişmanlık yatıyor.

Abone Ol

Malatya’nın yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Fahri Kayahan’ın yaşam öyküsü, “Uyan Sunam Uyan” türküsüne ilham veren derin bir pişmanlık ve trajediyle, Türk halk müziğinin en çarpıcı hikâyeleri arasında yer alırken Fahri Kayahan’ın öyküsünü haberimizde derledik.

FAHRİ KAYAHAN KİMDİR?

1918 yılında Malatya’da dünyaya gelen Fahri Kayahan; sadece bir ses sanatçısı değil, aynı zamanda usta bir besteci, senarist ve oyuncuydu. 1940’lı yıllardan itibaren Anadolu’nun saf müzik kültürünü İstanbul’un şehirli tınısıyla birleştiren Kayahan, TRT repertuvarına giren "Sarı Kurdelem Sarı", "Ayrılık Ateşten Bir Ok" ve "Bahçelere Ay Doğdu" gibi onlarca unutulmaz esere imza attı. Ancak onun hayatını ikiye bölen olay, bir dedikoduyla başlayan o karanlık gecedir.

UYAN SUNAM UYAN TÜRKÜSÜNÜN DOĞUŞU

Fahri Kayahan, Malatya’nın saygın ailelerinden birine mensuptu ve eşi Suna Hanım’a (bazı kaynaklarda Fahriye olarak geçer) büyük bir sevdayla bağlıydı. Ancak bir gün, masum bir olay felaketle sonuçlanan bir zinciri tetikledi.

HAMAMDAKİ GİZEM VE KAHVEHANEDEKİ TARTIŞMA

Efsaneye göre Suna Hanım, kadınlar hamamına gider ve orada bir komşusu vücudundaki (belindeki) belirgin bir beni görür. Bu mahrem bilgi, bir şekilde kulaktan kulağa yayılarak bir kahvehane masasına "meze" olur. Fahri Kayahan, tartıştığı bir şahıstan eşinin mahremiyle ilgili bu bilgiyi duyunca dünyası başına yıkılır.

"ŞAFAK SÖKTÜ YİNE SUNAM UYANMAZ"

Öfkeyle eve dönen Fahri Kayahan ile eşi arasında şiddetli bir tartışma yaşanır. Suna Hanım, kendisine atılan bu ağır iftiraya ve kocasının güvensizliğine dayanamayarak o gece canına kıyar. Gerçek ortaya çıktığında ve Suna Hanım'ın masumiyeti anlaşıldığında artık çok geçtir. Fahri Kayahan, eşinin cansız bedeni başında Türk halk müziğinin en acı dolu dizelerini dökerek "Uyan Sunam Uyan" türküsünü yakar:

"Şafak söktü yine Sunam uyanmaz,

Hasretinle yanan gönlüm dayanmaz..."

BİR DAHA MEMLEKETİNE DÖNMEDİ

Bu trajedinin ardından Fahri Kayahan için Malatya’da kalmak imkânsızlaşır. Yaşadığı derin suçluluk duygusuyla doğup büyüdüğü şehri terk eder ve İstanbul’a yerleşir. Bir daha memleketine dönmeyen sanatçı, eserlerinde gurbeti ve ayrılık acısını ilmek ilmek işler.

1969 yılında İstanbul’da vefat eden sanatçı, geride yüzlerce plak ve bitmek bilmeyen bir yas bırakmıştır. Bugün Malatya’da Fahri Kayahan Bulvarı boyunca yürüyenler, sadece bir ismi değil, büyük bir aşkın ve dev bir pişmanlığın hatırasını adımlıyor.