Gündem

Malatya’nın suyu mu çıktı? Salep Tunceli’de dağıtıldı

Tunceli Valiliği ve Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle Berat Kandili’nde düzenlenen "salep ikramı" etkinliği, kağıt üzerinde sıcak bir jest gibi görünse de kurumsal öncelikler ve yerindelik açısından ciddi soruları beraberinde getiriyor. Tunceli Yunus Emre Camii avlusunda Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün katılımıyla gerçekleşen organizasyon, Malatya merkezli bir bölge müdürlüğünün kendi evinden ziyade komşu ildeki varlığıyla dikkat çekti.

Abone Ol

Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün ana görevi, bünyesindeki vakıf eserlerini korumak, kollamak ve yardımlaşma faaliyetlerini yürütmektir. Ancak kurumun, Malatya’daki deprem sonrası ihya süreci ve yerel ihtiyaçlar henüz tam anlamıyla karşılanmamışken, kaynaklarını Tunceli’de bir akşamlık salep dağıtımına kanalize etmesi öncelik tartışmasını başlattı.

Bir bölge müdürlüğünün kendi merkezi dışındaki bir ilde organizasyon yapması, ekstra personel ve lojistik maliyeti anlamına geliyor.

MALATYA NEDEN ES GEÇİLDİ?

 Berat Kandili gibi manevi bir gecede, Malatya halkı kendi bölge müdürlüğünden benzer bir hassasiyet beklerken, ikramın Tunceli’ye kaydırılmasının gerekçesi kamuoyuna açıklanmadı. Etkinliğin manevi bir ikramdan ziyade, mülki amirlerin katılımıyla bir halkla ilişkiler faaliyetine dönüşmesi, vakıf kültürünün o mütevazı ruhuyla ne kadar örtüşüyor?

Vakıflar Bölge Müdürlükleri, sadece bulundukları ili değil, kendilerine bağlı olan çevre illeri de kapsar. Tunceli, idari yapılanma gereği Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bağlı bir ildir. Dolayısıyla kurumun orada faaliyet göstermesi yasal olarak bir engel teşkil etmiyor. Ancak eleştiri okları tam da bu noktada devreye giriyor: Bölge Müdürlüğü’nün ismi "Malatya" iken ve şehrin sosyal dokusu böylesine hassas bir dönemden geçerken, hizmetin merkezden çevreye dağılımı ne kadar adil yapılıyor? Malatya’daki vakıf taşınmazlarının durumu ve ihtiyaç sahipleri beklerken, Tunceli’de salep dağıtarak günü kurtarmak ne kadar stratejik bir karar?

Vatandaşın içini ısıtan salep kuşkusuz değerlidir; ancak vakıf kaynaklarının, bölgenin asıl yaralarını sarmak yerine görünürlük odaklı etkinliklere harcanması, liyakat ve planlama açısından sorgulanmaya muhtaçtır.