Malatya Haberleri

Malatya’da skandal iddia: Coğrafi İşaretli ürünümüz ithal hileyle mi kirletiliyor?

Gümrükten farklı beyanlarla geçirilip piyasaya sürülen yabancı menşeli ürünlerin, "Malatya Kayısısı" adıyla satıldığı iddiaları kamuoyunda infial yarattı. Denetim zafiyeti marka değerimizi nasıl etkiliyor? Yetkili merciler bu haksız rekabete karşı neden sessiz kalıyor? Coğrafi işaretli ürünümüzü bekleyen tehlikeler ve çözüm yolları neler? İşte uzmanından ezber bozan açıklamalar haberimizde.

Abone Ol

Busabah TV ekranlarında yayınlanan, Sinem Hatun Davut ve gazeteci Berkman Dulman’ın hazırlayıp sunduğu “Haftanın Nabzı” programına konuk olan Fevzi Çiçek, kayısı sektöründeki bu tehlikeli sürece dair açıklamalarda bulundu.

"COĞRAFİ İŞARET BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR"

Malatya kayısısının sadece bir tarım ürünü değil, Avrupa Birliği nezdinde tescillenmiş stratejik bir değer olduğunu vurgulayan Fevzi Çiçek, uygulama safhasındaki eksikliklere dikkat çekti:

“Malatya kayısısı, bildiğiniz üzere sadece bir tarım ürünü değil, Avrupa Birliği nezdinde tescillenmiş stratejik bir coğrafi işaret değerimizdir. Arapgir Mor Reyhanı ve diğer tescilli ürünlerimizle birlikte bu belgeler, aslında elimizdeki en güçlü hukuki ve ticari koruma kalkanlarıdır. Ancak mevcut tabloya baktığımızda, bu tescillerin ve logoların kullanımında, yani uygulama safhasında henüz arzu edilen seviyede olmadığımızı net bir şekilde ifade etmeliyim.”

Dünya ticaretinde artık ‘Global GAP’ gibi izlenebilirlik sistemleri standart hale gelmişken, bizim coğrafi işareti bir telif hakkı disipliniyle yönetmemiz bir tercih değil, zorunluluktur. Henüz Malatya’da hasat başlamadan büyükşehirlerde "Malatya Kayısısı" adı altında satış yapılması, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda marka değerimize yönelik ciddi bir prestij suikastıdır. Tüketici, üzerinde tescilli logoyu görmediği bir ürünü Malatya kayısısı zannederek aldığında, bu durum doğrudan bizim denetim mekanizmalarımızdaki eksikliği göstermektedir.”

"SORUMLULUK HEPİMİZİN"

Sorumluluğun sadece kurumlarda olmadığını, üretimden ihracata kadar her paydaşın duyarlı olması gerektiğini ifade eden Çiçek,

“Bu noktada sorumluluk, sadece ilgili kurumlarda veya meslek odalarında değildir. Bu işin üretiminden ticaretine ve ihracatına kadar her aşamasında yer alan her bir paydaş, bu sürece duyarlılıkla yaklaşmak zorundadır. ‘Ben kendi ticaretime bakarım, logo kullanımı ikincil plandadır’ şeklindeki bir yaklaşım, orta vadede pazar kaybına ve toplumsal bir sorumluluk zaafiyetine yol açmaktadır”

dedi.

“MEMLEKET EKONOMİSİNE KARŞI YAPILMIŞ BİR İHMALDİR”

Özellikle yurt dışından gelen ürünlerin farklı beyanlarla gümrükten geçirilip Malatya kayısısı olarak piyasaya sürüldüğü iddialarını değerlendiren Çiçek,

“Özellikle son dönemde kamuoyuna yansıyan, yurt dışından gelen ürünlerin farklı beyanlarla piyasaya sürülmesi gibi iddialar, konunun vahametini bir kez daha ortaya koymaktadır. Eğer bu tür vakalar yaşanıyor ve karşılığında caydırıcı bir yaptırım uygulanmıyorsa, bu durum memleket ekonomisine karşı yapılmış bir ihmaldir. Ticaret Bakanlığımızdan gümrüklere, Valiliğimizden Ticaret Borsasına kadar tüm yetkili mercilerin, bu haksız rekabetin ve yalan beyanın karşısında durması elzemdir.”

ifadelerini kullandı.

“TAVİZSİZ DENETİM ŞART”

Fevzi Çiçek, Malatya kayısısının dünya markası statüsünü koruması için denetim mekanizmalarının tavizsiz işletilmesi gerektiğini belirterek,

“Sonuç olarak; coğrafi işaretli ürünlerimizi hakkıyla korumak, sadece etik bir görev değil, Malatya’nın ekonomik geleceğini garanti altına alma mücadelesidir. Biz bu tescilin gerektirdiği ciddiyeti hem iç piyasada hem de uluslararası arenada sergilemek, denetim mekanizmalarını tavizsiz işletmek zorundayız. Samimiyetle ve kararlılıkla atılacak adımlar, Malatya kayısısını gerçek bir dünya markası statüsünde tutacak yegane yoldur”

diye sözlerini noktaladı.