Yaşam

Malatya’da büyük ihmal: Bu topraklar 10 ili besler

Şiro Çayı havzası, suyu ve bereketli toprağıyla tarımın yeni merkezi olmaya adayken, plansızlık ve ilgisizlik nedeniyle kaderine terk edilmiş durumda. Seracılık ve sebzecilik için “kaçırılmayacak fırsat” olarak gösterilen bölge için çağrı net: “Lafta değil, artık icraat zamanı.”

Abone Ol

Adıyaman’dan doğup Karakaya Barajı’na uzanan Şiro Çayı havzası, tarımsal potansiyeliyle yeniden gündemde. Her yıl yetkililere seslenilerek havzanın tarıma açılması istenirken havzaya gösterilmeyen ilgi tepkilere neden oluyor. Verimli toprak yapısı, Şiro Çayı’na yakınlığı ve uygun mikroklimasıyla havzada yetiştirilecek ürünlerin yalnızca Pütürge ve Malatya’yı değil, “10 ili besleyebilecek güçte” olduğunu vurgularken, yıllardır somut adım atılmamasına dikkat çekiliyor. Konuyla ilgili busabahmalatya.com’a konuşan Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın önemli açıklamalarda bulundu.

Şiro Çayı’nın Adıyaman sınırlarından başlayıp Karakaya Barajı’na kadar akan bir çay olduğunu dile getiren konuşan Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, bu çay üzerinde bulunan yaklaşık 20 mahallenin tarımsal sulama ihtiyacını karşıladığını söyledi.

“İLÇE VE MALATYA EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAĞINI İFADE ETTİK”

“Şiro Çayı havzası havza olarak öyle geniş ve verimli bir araziye sahip ki, tarım anlamında doğru değerlendirildiğinde sadece Malatya’yı değil, Malatya gibi 10 ili bile besleyebilecek potansiyele sahip diyebiliriz” sözlerini sarf eden Ayaydın, “Toprak yapısı son derece güçlü ve verimli. Sebzecilik ve seracılık açısından burada yapılacak üretim hem ülke ekonomisine hem de Malatya ekonomisine çok büyük katkılar sağlayacaktır. Rakım olarak yaklaşık 700 metreden başlayıp bin metreye kadar çıkan bir havzadan bahsediyoruz. Alan olarak tam miktarını şu an net ifade edemiyorum ancak oldukça geniş bir havza. Bu bölgenin acil bir şekilde tarıma kazandırılması gerekiyor. Daha önceki belediye başkanlarımıza da mevcut belediye başkanımıza da bu konuları arz ettik. İlçe ve Malatya ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade ettik. Ancak maalesef bu konular genelde sözde kalıyor” şeklinde konuştu.

“DIŞA BAĞIMLI HALE GELME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Havza için şimdiye kadar somut bir adım atılmadığını ileri süren Ayaydın, “Bildiğiniz gibi tarım sadece pandemi döneminde ilgi gördü. Pandemi sonrasında ise yeniden ihmal edilmeye başlandı. Tarımla uğraşan nüfus giderek yaşlanıyor. Yarın öbür gün tarımda dışa bağımlı hale gelme riskiyle karşı karşıyayız. Tarım arazimiz çok, fakat bu arazileri işleyecek insan sayısı giderek azalıyor. Biz bu havzanın tarıma açılması için mücadele ediyoruz ve bu yıl da bu konunun takipçisi olacağız. Ancak şu ana kadar somut bir çalışma yapılmış değil. Bu arazide ne yetişir ne yapılabilir ne kadarı kullanılabilir gibi temel soruların cevabı bile henüz net değil. Oysa su hemen yanı başımızda, toprak hazır; geriye sadece bunu işlemek kalıyor. Bunun için de birlik ve kararlılık gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞLENMEYEN TOPRAKLARIMIZI BİRLİKTE ÜRETİME KAZANDIRALIM”

Ayaydın, Şiro Çayı havzasının özellikle seracılık ve sebzecilik için son derece uygun bir alan olduğunu yineleyerek, “Toprak verimli, suya erişim kolay, arazi yapısı elverişli ve mikroklima özelliği bu üretim için oldukça uygun. Buradan tüm paydaşlara çağrıda bulunuyorum: Gelin, işlenmeyen topraklarımızı birlikte üretime kazandıralım. Ne yazık ki bizde şöyle bir alışkanlık var; insanlar tarlalarının ortasına ev yapıyor ve en az iki dönümlük verimli araziyi kaybediyoruz. Buna artık son vermeliyiz. Yarın gıda bulmakta zorlanabiliriz. Bu nedenle mevcut arazilerimizi koruyarak, nerede ne ekileceğini planlayarak ve boş alanları değerlendirerek doğru bir tarım stratejisi oluşturmalıyız” söylemlerine yer verdi.