Deprem sonrası toparlanma sürecinde olan ve ihracata bağımlı olan şehrin ekonomisi, küresel petrol fiyatlarındaki durdurulamaz yükselişin tehdidi altında. Finans devi Aberdeen'in başekonomistleri, körfezde sıkışan petrolün piyasaya sürülememesi durumunda varil fiyatlarının 180 dolara kadar fırlayarak küresel çapta ağır bir resesyona yol açabileceğini belirtiyor. Bu denli korkunç bir navlun ve taşıma maliyeti artışı, Malatya'nın uluslararası pazarlardaki rekabet gücüne ağır bir darbe indirebilir.
Üretim ile Tüketim Arasındaki Uçurum Büyüyor
Yaz aylarında artacak olan tarımsal sulama, klima kullanımı ve genel seyahat hareketliliği, küresel enerji stoklarında tarihin en büyük erimesini beraberinde getiriyor. Uluslararası analiz kurumlarına göre dünya, günde ürettiği petrolden 6 ila 9 milyon varil daha fazlasını yakarak tüketiyor. Bu devasa kara deliği örtbas etmek için devletlerin stratejik yedeklerinden günde 2 milyon varil piyasaya veriliyor ancak bu yardımların temmuz ayında bitmesi planlanıyor. Çatışmalar başladığından bu yana dünyadaki toplam rezervlerden 380 milyon varil eksildi ve bu rakama ulaşımı kesilen stoklar dahil edilmedi. Boru hatlarının minimum basınç seviyeleri dahi tehlikeye girmeye başladı.
Dünya Genelinde Kemer Sıkma Politikaları Devrede
Enerji fiyatlarındaki bu yangın, 80'e yakın ülkeyi ulusal çapta radikal tasarruf tedbirleri almaya mecbur bıraktı. Fransa ekonomi politikalarını yeniden şekillendirirken, Avustralya yakıt depolarını garanti altına almak için 10 milyar dolarlık dev bir paket açıkladı. Gelişmekte olan ülkelerden Pakistan, Sri Lanka ve Filipinler ise artan enerji faturasını düşürebilmek amacıyla memurlarının mesai günlerini haftada dörde indirdi. Malatya sanayisi ve ulaşım ağları için asıl büyük risk ise, petrokimya ve rafineri sektörlerinin inanılmaz artan taşıma maliyetlerinden kaçınarak yeni üretim yapmamayı seçmesi ve bu durumun piyasada ciddi bir rafine ürün kıtlığına zemin hazırlamasıdır.