Malatya Haberleri

Malatya’da 15 Mayıs 2026 Cuma ezan vakitleri | Kerâmet nedir, nasıl anlaşılmalıdır?

Malatya’da 15 Mayıs 2026 Cuma gününe ait ezan vakitleri belli oldu. Günlük ibadetlerini yerine getirmek isteyen vatandaşlar için namaz saatleri açıklanırken, kerâmet kavramının İslam’daki yeri ve nasıl anlaşılması gerektiği de merak edilen konular arasında yer aldı.

Abone Ol

Müslümanlar için beş vakit namaz; imsak, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerine göre eda edilir. Bu vakitler güneşin hareketlerine göre belirlenirken şehirden şehre farklılık gösterebilir. İşte Malatya’da 15 Mayıs 2026 Cuma gününe ait ezan vakitleri:

İmsak: 03:30

Güneş: 05:09

Öğle: 12:28

İkindi: 16:19

Akşam: 19:37

Yatsı: 21:09

KERÂMET NEDİR, NASIL ANLAŞILMALIDIR?

Sözlükte “değer, kıymet, iyi, ahlaklı ve cömert olmak” gibi anlamlara gelen kerâmet kelimesi, terim olarak “mümin ve takva sahibi kimselerde ortaya çıkan ve Allah’ın lütfu olan olağanüstü hâller” şeklinde tanımlanıyor.

Kur’an-ı Kerim’de kerâmet kavramı doğrudan yer almamakla birlikte, peygamber olmadıkları hâlde bazı salih kullar hakkında olağanüstü olaylardan söz ediliyor. İslam âlimleri de bu ayetlerden hareketle salih kulların kerâmetini hak olarak kabul ediyor. Bununla birlikte kerâmetin, bir kişinin velî olduğunun kesin delili sayılamayacağı ifade ediliyor. Tasavvuf ehli ise kerâmeti gizlenmesi gereken bir sır olarak değerlendiriyor.

Dinî kaynaklarda kerâmet sahibi kişilerin masum ya da gaybı bilen kimseler olmadığına dikkat çekiliyor. Gaybı yalnızca Allah’ın bildiği vurgulanırken, günahsızlık anlamına gelen “ismet” sıfatının ise sadece peygamberlere ait olduğu belirtiliyor.

İslam âlimleri ve mutasavvıflara göre en büyük kerâmetin “istikamet” olduğu ifade ediliyor. İstikamet; kişinin hayatının her alanında dinin emirlerine bağlı kalması, güzel ahlaktan ve doğruluktan ayrılmaması anlamına geliyor. Güzel ahlak, iyilikseverlik, cömertlik ve diğerkâmlık gibi özelliklerin mümin için en üstün vasıflar arasında yer aldığı belirtiliyor.

Öte yandan kerâmet konusunun tarih boyunca istismara açık bir alan olduğuna dikkat çekilerek, kişinin olağanüstü olarak değerlendirdiği her durumun kerâmet olmayabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle kerâmet iddialarından çok kişinin istikamet sahibi olmasına önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor.