Cumartesi günü 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ydü.

Bir gün değil her gün hatırlanması gereken özel insanların günü.

“Bir gün değil her gün”

Ne kadar klişe bir cümle değil mi?

Konuyla ilgili konuşan herkes onları ne kadar önemsediğinden bahsedip “bir gün değil her gün hatırlamalıyız onları” şeklinde ifadelerle şişiriyorlar cümlelerini.

Madem öyle nerde icraat?

Ben burada sadece siyasilerden, yöneticilerden bahsetmiyorum, herkesten bahsediyorum.

Kaldırımlara tezgahları kurup başta görme engelli vatandaşlarımız olmak üzere tüm engellilerin yaşam alanını kısıtlarken, onlar için ayrılmış olan yaşam alanlarını işgal ederken, inşa edilen yerlerde engellilerin hayatını kolaylaştıracak ufak düzenlemelerden kaçınırken, basit bir kaldırıma bile çoğu zaman engelli rampası koymazken ve daha bilumum sorunu onların karşısına çıkarırken kimse “bir gün değil her gün hatırlamalı” şeklindeki temalarla ve şişirilmiş cümlelerle konuşup vicdanını rahatlatmaya çalışamaz.

Haa, tabi durumla alakalı çok dikkatli davranan, gerçekten engellilere engel olmamak üzere faaliyette bulunan da vardır ama genel itibariyle onları yeterince önemsemiyoruz.

“Karıncayı bile incitmem ben” diyeceksiniz.

Geçin bunları efendim. “Karıncayı bile” derken, cümlede kullandığı “bile”nin karıncayı ne kadar inciteceğinden haberi olmayan kimselerdir bunlar.

Engelli vatandaşlarımız yaşadıkları hiçbir sıkıntıyı hak etmiyorlar.

***

Sosyal medyada çok konuşulan bir video var şu sıralar.

Kamyonları çok seven Ömer’e, öğretmeni bir sürpriz yapıyor ve okula kamyon getiriyor.

Ömer, engelli bir birey.

Kamyonu görünce o kadar seviniyor ki, bekli 100 defa izledim ve 100 defa gözlerim doldu Ömer’in o mutluluğuna.

Öğretmeninin yüreğine sağlık. Öyle güzel yürekler olduğu müddetçe dünya da dönecektir…

***

Bir engelliler gününde görme engelli bir baba ile yaptığım röportajda çok acımasız gerçeklerle karşılaşmıştım. Belki de o yüzden bu kadar sert eleştiriyorum yukarıda belirttiğim durumu. Aslında haber yapmak üzere tanıştığım ve derdini, sıkıntısını dinlediğim tüm engelli bireylerin yaşadıkları sıkıntıları bildiğimden bu kadar sert bir şekilde eleştiriyorum diyebilirim.

Neyse!

Özellikle görme engelli o babanın, “Bazen oğlumla beraber otobüste evimize giderken bazı kimseler 7 yaşındaki oğluma, ‘babanın gözleri görmüyor mu?’ diye sessizce soru soruyorlar. Evet, gözlerim görmüyor ama kulaklarım da duymuyor değil. Bana sorabilirsiniz. Oğlum mahcup oluyor, sonra da üzüntüsünü bana söylüyor. Ben kimseden hayatımıza engel olmamaları yönünde ricada bulunmuyorum. Ben, insanlar engellerimizden dolayı ailelerimizi, çocuklarımızı üzmesinler diyorum” demişti.

Cümleler aklıma kazınmıştı. O kadar içimi cız etmişti ki!

Ne kadar düşüncesiziz!

***

Onları “bir gün değil, her gün hatırlamaya!” gerek yok. Kendinizi onların yerine koyun yeter.

-Kendimizi onların yerine koyalım yeter.-

Hem zaten hepimiz birer engelli adayıyız…