Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden geçen sürede yaralar sarılmaya çalışılırken, akademik dünyadan yerel yönetimleri sarsacak bir araştırma geldi. Siirt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Güzel’in kaleme aldığı “Belediye Planlarında Afet Sorunu: Malatya, Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman Belediyeleri Örneği” isimli makale, acı bir gerçeği gözler önüne serdi.
Rapora göre; birinci derecede fay hattı üzerinde bulunan Malatya, Hatay, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyeleri ile Adıyaman Belediyesi, felaket öncesi hazırladıkları stratejik planlarında afet ve deprem riskini adeta "görmezden" geldi. Kültür ve sosyal işlere yönelik sayfalara dolusu hedef ve performans göstergesi ayıran belediyelerin, hayati önem taşıyan deprem konusunda sadece birkaç sınırlı göstergeyle yetindiği belirlendi.
DÖRT BELEDİYENİN VİZYONUNDA DA "DEPREM" YOK!
Araştırma kapsamında depremden en fazla etkilenen dört şehrin belediyesine ait kurumsal stratejik planlar mercek altına alındı. Bir kurumun geleceğe bakışını ve önceliklerini gösteren en temel iki unsur olan "Misyon" ve "Vizyon" ifadeleri incelendiğinde ortaya çıkan sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu: Dört belediyenin hiçbirinin misyon ve vizyonunda afet ve deprem konusuna yer verilmediği tespit edildi.
Belediyelerin "Temel Değerler" başlığı altında da durum değişmedi. Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş belediyeleri bu kısımda afetten hiç bahsetmezken; sadece Malatya Büyükşehir Belediyesi planlarında "planlı kentleşme" vurgusu yaptı.
TEHLİKEYİ "TEHDİT" OLARAK KABUL ETMİŞLER AMA ÖNLEM ALMAMIŞLAR
Stratejik planların GZFT (Güçlü, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler) analizi bölümünde ise trajikomik bir detay dikkat çekti. Her dört belediye de şehirlerinin aktif deprem kuşağında ve canlı fay hatları üzerinde yer aldığını "Tehditler" kısmında açıkça itiraf etti. Ancak riskin farkında olan yerel yönetimler, bu tehdidi azaltacak ya da engelleyecek somut adımları, "Stratejik Amaç ve Hedefler" ile "Performans Göstergeleri" kısmına taşımadı.
SADECE YANGIN VE İTFAİYE EĞİTİMİYLE DEPREM HAZIRLIĞI!
Planlardaki faaliyet ve projeler incelendiğinde, depreme hazırlık olarak genellikle sadece şu sınırlı çalışmaların öne çıktığı görüldü:
-İtfaiye olayları ve yangın müdahale kapasitesi,
-Sınırlı düzeyde halkı bilinçlendirme çalışmaları,
Kent geneli düşünüldüğünde devede kulak kalan, sadece birkaç mahalle veya yerleşim yerini kapsayan yetersiz kentsel dönüşüm adımları.
"SİYASAL VE SERMAYE GÜCÜ, BİLİMSEL PLANLARIN ÖNÜNE GEÇTİ"
Makalenin sonuç bölümünde Türkiye’nin 1939 Erzincan’dan 1999 Gölcük’e, 2011 Van’dan 2023 Kahramanmaraş’a kadar birçok yıkıcı deprem yaşamasına rağmen yerel yönetimlerin gerekli dersleri çıkarmadığı vurgulandı.
Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Güzel, kentlerin depreme dayanıklı inşa edilmemesinin arkasındaki temel nedeni şu sözlerle özetledi:
"Günümüzde belediyeler kentlerin imarında; o kente, çevreye ve zemine uygun bilimsel bir plan yerine, maalesef siyasal ve sermaye gücünü elinde bulunduranların talepleri doğrultusunda imar planları hazırlıyor. Bu durum düzensiz ve çarpık bir kentleşmeye neden oluyor. Bu rant odaklı yaklaşımın en ağır bedeli ise ne yazık ki afet anında, deprem sırasında can ve mal kayıplarıyla ödeniyor."
"ÖNCELİĞİNİZ İNSAN HAYATI OLMALI"
Rapor, halka en yakın yönetim birimi olan ve imardan ulaşıma kadar her alanda yetkisi bulunan belediye başkanlarına ve meclis üyelerine tarihi bir uyarıyla son buluyor: Yerel yöneticilerin kente dair aldıkları her kararda, imar izinlerinde ve yaptıkları her planlamada, kentin afetlere dayanıklı olmasını ve insanların güven içinde yaşamasını birinci öncelik yapmaları anayasal ve insani bir sorumluluktur.
Makalenin tamamına ulaşmak için buraya tıklayınız.