Anadolu’nun kalbinde, tarihin tozlu sayfalarından fırlayıp gelen bir abide, tüm ezberleri bozuyor. 1218 yılında inşa edilen ve yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran Hekimhan Taşhan, sadece bir kervansaray değil; medeniyetlerin ortak imzası çıktı. Giriş kapısındaki o kitabe, duyanları hayrete düşürüyor: Aynı taşın üzerinde üç farklı dil, tek bir ruh! Peki, bu sessiz tanık bize ne anlatmak istiyor?
Malatya’nın Hekimhan ilçesinde yer alan tarihi Taşhan, Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus döneminde inşa edildiği günden bu yana gizemini koruyor. Yapıyı dünyadaki diğer tüm kervansaraylardan ayıran en çarpıcı özellik ise girişinde yer alan eşsiz kitabesi.
GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR
Görenleri hayrete düşüren bu kitabe; Ermenice, Arapça ve Süryanice dillerinde kaleme alınmış. Dönemin ünlü hekimi Ebusalim Bin Ebu-l Hasan Ela-Şamas El Hekim El Malati tarafından yaptırılan bu eser, Anadolu’nun o dönemdeki kültürel zenginliğini ve hoşgörü iklimini tek bir taş blok üzerinde ölümsüzleştiriyor.
FARKLI KÜLTÜRLERİN BİR ARADA YAŞADIĞINI KANITLIYOR
Tarihçiler ve arkeologlar için bu yapı sadece taş ve harçtan ibaret değil. Taşhan’daki bu kitabe, Türk-İslam tarihinde eşi benzeri olmayan bir örnek olarak kabul ediliyor. Farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşama iradesinin en somut kanıtı sayıldığı için bilim çevrelerince “Malatya Vesikası” olarak adlandırılıyor.
SELÇUKLU’DAN OSMANLI’YA KÖPRÜ OLUYOR
Taşhan, zaman içerisinde adeta bir tarih arşivi haline gelmiş. Yapıda farklı dönemlere ait üç önemli kitabe bulunuyor:
Ana Kitabe: Ermenice, Arapça ve Süryanice dillerinde yazılan ilk imza.
Genişleme Kitabesi: I. Alaaddin Keykubat döneminde eklenen avlulu kısmı anlatan Arapça metin.
Tamir Kitabesi: 1661 yılında, Osmanlı Sultanı IV. Mehmet döneminde yapılan restorasyonu belgeleyen Osmanlıca kitabe.
MİMARİ İHTİŞAM GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Geniş bir kare avlu, tonozlu tavanlar, tarihi ocaklar ve görkemli bir kapalı holden oluşan Taşhan, mimari yapısıyla da göz dolduruyor. 2006–2009 yılları arasında titizlikle yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda yeniden ayağa kaldırılan yapı, bugün hem yerli hem de yabancı turistlerin odak noktası haline gelmiş durumda.
Anadolu’nun kadim geçmişine ışık tutan bu "800 yıllık sır", Malatya’nın sadece kayısısıyla değil, dünya mirasına sunduğu bu eşsiz "belgeyle" de anılmasını sağlıyor.