Malatya Haberleri

Yeni araştırma: Malatya’yı 6 Şubat’ta yerle bir eden neden bulundu

Asrın felaketi olarak literatüre geçen 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’daki yapıların yaklaşık yüzde 70’inin ikinci büyük sarsıntıda ağır hasar alması veya yıkılması üzerine yapılan akademik çalışma dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu.

Abone Ol

Asrın felaketi olarak literatüre geçen 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’daki yapıların yaklaşık yüzde 70’inin ikinci büyük sarsıntıda ağır hasar alması veya yıkılması üzerine yapılan akademik çalışma dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Bursa Uludağ Üniversitesinde hazırlanan çalışmaya göre, ilk sarsıntının oluşturduğu 'hasar birikimi', düşük malzeme kalitesi ve zemin katlardaki 'köşe kolon' zaafiyetiyle birleşince yüksek dayanımlı binalar bile ikinci depremde 'ilerlemeli göçme' sürecine girerek teslim oldu.

Bursa Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı’ndan Ender Zümre tarafından hazırlanan "2023 Şubat Ardışık Depremlerinde Malatya’da Kısmen Göçen Binanın Göçme Biçiminin İrdelenmesi" başlıklı yüksek lisans tezi, Malatya’daki binaların 6 Şubat depremlerinde neden yıkıldığına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

YÜKSEK DONANIMLI BETON BİLE HASARI ENGELLEYEMEMİŞ

Tez çalışmasına göre, Malatya şehir merkezindeki 8 katlı örnek bir bina üzerinde yapılan analizler; yüksek dayanımlı betonun (C30) bile ilk depremdeki hasar birikimi nedeniyle ikinci sarsıntıda göçmeyi engelleyemediğini gösterdi. Çalışmada, özellikle zemin kat köşe kolonlarının yapının kaderini belirleyen en kritik eleman olduğu vurgulandı.

MALZEME KALİTESİ VE "HASAR BİRİKİMİ" FAKTÖRÜ

Ender Zümre tarafından hazırlanan tezde, Malatya'daki örnek bina için üç farklı malzeme senaryosu (C30-S420, C30-S220 ve C12-S220) üzerinde "İleri Elemanlar Yöntemi" ile analizler yapıldı.

Tezde öne çıkan sarsıcı detaylar şunlar oldu:

C30 BETON BİLE DAYANAMADI:

Güncel standartlara uygun olan C30-S420 modelinde, bina ilk sarsıntıda ayakta kalmayı başardı. Ancak tezde, "Binanın birinci depremde aldığı hasarlı haliyle, ikinci deprem etkisine maruz kaldığında, biriken hasarın etkisiyle köşe kolon kırılarak yerel olarak binanın köşesinde ilerlemeli göçme meydana gelmiştir" tespiti yapıldı.

DÜŞÜK KALİTELİ YAPILAR İLK SANİYELERDE GÖÇTÜ:

Türkiye’deki mevcut yapı stokunun ortalamasını temsil eden C12-S220 modelinde ise facia çok daha hızlı gerçekleşti. Tezde bu durum, "Göçme, birinci depremin erken safhalarında zemin kat köşe kolonda başlamış ve bina tamamen göçmüştür" şeklinde ifade edildi.

ZEMİN KAT KÖŞE KOLONU KİLİDİ:

Analiz edilen tüm modellerde en fazla zorlanan ve yapının yıkılma sürecini başlatan yerin zemin kattaki köşe kolonları olduğu belirlendi. Akademik çalışmada, "Köşe kolonlarda meydana gelen lokal dayanım kayıpları, ilerleyici göçme sürecini başlatan temel unsurdur" denildi.

ARDIŞIK DEPREMLERİN ETKİSİ OLDU MU?

Çalışmanın sonuç bölümünde, ardışık deprem yüklemesinin mevcut yapıların stabilitesi üzerinde "belirleyici bir etkiye" sahip olduğu ortaya konuldu. Tezin sonuç metninde şu kritik uyarı yer aldı:

“Bu çalışma, ardışık deprem etkilerinin yıkılan ya da kısmen göçen binalarda mutlaka birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.”

Akademik bulgular; özellikle eski yönetmeliklere göre tasarlanmış, zemin katında rijitlik düzensizliği bulunan binaların öncelikli olarak güçlendirilmesi gerektiğini, bu güçlendirme çalışmalarında ise sadece ana şokun değil, artçı ve ardışık deprem senaryolarının da hesaba katılması gerektiğini literatüre kazandırmış oldu.

Not: Fotoğraflar bahsi edilen tezden alınmıştır.