Eğitim

“Şiddet anlaşılmama hissinin dışa vurumudur”

Okullardaki şiddet olaylarına ilişkin açıklamalarda bulunan Rehberlik ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan, çocuğun ruh halini okumanın çok önemli olduğu kaydederek ailelere önemli tavsiyelerde bulundu. Özcan, “Şiddet çoğu zaman öfkenin değil anlaşılmama hissinin dışa vurumudur. Çocuklarımız da gördüğümüz her türlü davranışı çok iyi yorumlayıp çok iyi anlamamız gerekiyor” dedi.

Abone Ol

Okullardaki şiddet olaylarının psikolojik ve sosyolojik nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rehberlik ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan, BUSABAH Medya’ya özel açıklamalar gerçekleştirdi.

Eğitim ortamlarının güvenliğinin temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Tolga Özcan, her türlü şiddeti reddettiklerini kaydetti.

“ÇOCUKLARI YALNIZ BIRAKMAMALIYIZ”

Sosyal medya ve şiddetli içerikli oyunların etkilerine değinen Rehberlik ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan,

“Öncelikle Urfa ve Maraş’ta okullara yönelik saldırılarda yaralananlara acil şifalar hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Eğitim ortamlarının güvenliği temel bir sorumluluktur. Bu nedenle her türlü şiddeti reddediyoruz. Bu olaylara baktığımız zaman özellikle 15-16 yaş gruplarının yapmış olduğu eylemleri görüyoruz. 16 yaş ergenliğin en yoğun yaşandığı dönemlerden biridir. Özellikle şiddete yatkınlık olarak değerlendiriyoruz biz bunları. Sosyal medya ve şiddet içerikli oyunların bu yaş gruplarını etkilediğini görmekteyiz. Burada öncelikle ruh sağlığı desteği ve okul güvenliğinin artırılması gerekiyor. Çocukları yalnız bırakmamalıyız. Değişimlerini görmemiz gerekirken biz daha çok görmezden geliyoruz. Onları ekrana bağımlı hale getiriyoruz. O ekranla kurdukları bağlarda çocuklar aslında kendilerini gerçekleştiriyor. Orada kendilerini güçlü hissediyorlar. Çocukların oyun oynadığını zannediyoruz ama çocuklar aslında tehlikeli bir dünyanın içine giriyor”

şeklinde konuştu.

“ÖNEMLİ OLAN ÇOCUĞUN RUH HALİNİ OKUMAKTIR”

Çocukların sanal bir dünyanın içinde sağlıklı olmayan ilişkiler kurduklarını dile getiren Rehberlik ve Eğitim Uzmanı Özcan,

“Sinyalleri görmüyoruz. Son dönemde çok konuşulan şiddet içerikli oyunlar çocuklara telkinler veriyor ve böylelikle bağımlı hale geliyorlar. Burada anne ve babalara çok önemli bir görev düşüyor. Aile ihmali, olumsuz arkadaş çevreleri, dijital dünyadaki şiddet rollerinin modellenmesi, çocuğun okulda akran zorbalığına uğraması gibi şeyler görüyoruz. Özellikle 12-18 yaş grubunu çocukların dünyada kendilerini konumlandırmaya çalıştıkları bir ara dönem olarak nitelendiriyorum. Burada daha çok ben merkeziyetçi, ben bilirim tavırlarına giriyorlar. Bu ara dönemde çocuğun kendini yönetmesi ve ilişkilere anlam vermesi zor olur. Özellikle odasına kapanan çocuğa dikkat etmek gerekiyor. Burada en önemlisi anne ve babaların çocuklarını görmemesi. Çocuklar odaya haps edilmeyecek. Çocuk bilgisayar ve telefonla büyümeyecek odasındaki teknoloji aletleri ile büyümeyecek. Ergenlik döneminde anne ve baba sadece nasihat vermeyecek aileler çocuklarını dinleyecek ve öfkesini görecek. Burada önemli olan çocuğun ruh halini okumaktır. Öğüt vermeyi bırakmak gerekiyor. Anne ve babalar çocuklarının öfkelerini ve dürtülerini yargılamadan anlamaya çalışmalı. Çocuğu görmeleri gerekiyor yani anne ve babanın çocuklarını görmesi gerekiyor. Çocuğun mutsuz olması ve canının sıkılmasına tahammül edemeyen sistem yerine çocuğun sorumluluk aldığı saygı çerçevesinde hareket ettiği norm ve kural merkezli bir düzene geçirmelidir. Bu soruna baktığımız zaman sosyal uyum sorunu görmekteyiz. Toplum normlarına adaptasyonda yaşanan bariz zorluklar var. İletişim kopukluğu var. Özellikle ev içinde aile ile hiçbir bağ kuramayıp sanal aleme yönelme var. Buna dikkat etmek gerekiyor. Burada aile içi iletişim çok önemli. Aile içi iletişimde anlatma biçimi çok önemlidir. Burada önleyici bir yaklaşım benimsemek gerekiyor”

ifadelerini kullandı.

“ŞİDDET ANLAŞILMAMA HİSSİNİ DIŞA VURUMUDUR”

Ailelere önemli tavsiyelerde bulunan Tolga Özcan,

“Ailelere özellikle şunu söylüyorum çocuğunuz ile kurduğunuz iletişim onun dış dünyadaki davranışlarının temelini oluşturur, yargılamadan dinlemek, duygularını ifade etmesine alan açmak koymak çok kıymetli. Aynı zamanda ebeveynin kendi öfke yönetimi de çocuk için güçlü bir model oluşturur. Ergenlik anlaşılmak istiyorum ama kendimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum demek dönemidir. Gençler bir yandan bağımsızlaşmak isterken bir yandan da kabul görmek ister. Bu ikilem ciddi bir içsel gerilim yaratır. Eğer bu süreçte duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar yoksa öfke davranışsal yollarla ortaya çıkabiliyor. Şiddet çoğu zaman öfkenin değil anlaşılmama hissinin dışa vurumudur. Özellikle toplumsal yabancılaşma görüyoruz. Sosyal medyanın etkisi ile video oyunlarındaki şiddet temaları gençlerde kontrol edilemeyen öfke patlamaları görülüyor. Önleyici tedbirler almak gerekiyor. Özellikle okul güvenliğinin artırılması gerekiyor. Okul bizim için eğitimini verildiği, öğretmenler bir anne ve baba görevini üstleniyor, öğretmenlerimizi ve okullarımızı korumalıyız”

diye konuştu.

“PSİKOLOJİK DESTEK ALMAKTAN ÇEKİNMEMELİYİZ”

Çocuklarda görülen her türlü davranışın çok iyi bir şekilde yorumlanması gerektiğinin altını çizen Özcan,

“Okullar eğitimin verildiği yerdir. Okullar çocukların eğitim gördüğü ve aynı zamanda aileden sonra eğitimin devam ettiği bir yerdir. Onun için burada çok ciddi bir toplumsal gerçeklik içerisindeyiz. Burada yetişkinlere çok büyük bir görev düşüyor. Çocuklarımızla vakit geçirip onları anlayıp empati kurup onlarla etkili bir iletişim kurmalıyız eğer çocuklarımızda farklı bir durum görüyorsak hiç kapanık kendi benliğine gömülmüş davranışlar görüyorsak psikolojik bir destek almaktan çekinmemeliyiz. Çocuklarımız da gördüğümüz her türlü davranışı çok iyi yorumlayıp çok iyi anlamamız gerekiyor. Burada önemli olan çocuklarımıza anlamak, konuşmak, dinlemek, odalarında ne yaptıklarını görmek. Anne ve baba olarak çocuklarımızın telefonlarını bilgisayarlarını takip etmeliyiz. Böylelikle en azından önleyici bir rol model olabiliriz. Şiddetini her türlüsüne karşıyız. Yaşanan bu olaydan dolayı eğitim camiası olarak üzgünüz. İnşallah bir daha böyle olaylar yaşanmaz. Hiçbir öğretmenimize hiçbir öğrencimize şey olmaz inşallah. Çünkü okullar bizim eğitim gördüğümüz, öğretmenlerimizin özellikle değerinin bilindiği, bilinceği bir sistemin olacağı ve bu şekilde de devam edeceğiini temenni ediyoruz. Tekrardan hem urfa hem de Maraş’ta yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyorum. Vefat eden öğrenciler ve meslektaşlarıma da Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Unutmayalım ki çocuklara diploma değil ahlak öğretelim. Çocuklara fizik kimya ve matematikten önce toplumsal benlik toplumsal kültürümüzü, saygıyı, sevgiyi, değerlerimizi önce öğretelim bazen diploma yetmiyor, değerlerimizi de bilmemiz gerekiyor”

açıklamasında bulundu.