Anadolu topraklarında her şehrin, her kasabanın hafızasına kazınmış, toplumun adeta maskotu ve koruyucusu haline gelmiş bir "meczup" hikayesi vardır. Çoğu zaman "delilik" deyip geçtiğimiz bu olgu, aslında kökleri İslamiyet öncesine, Orta Asya’nın bozkırlarına kadar uzanan devasa bir kültürel genin yansıması olabilir mi?
Oğuz Türkçesi Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan bilimsel bir çalışma, bu soruya çarpıcı bir "Evet!" cevabı veriyor. Malatya'nın simgesi haline gelen ve halkın derin bir sevgiyle sahiplendiği meczupların (velilerin/delilerin), aslında bin yıllık Şamanlık (Kamlık) geleneğinin günümüzdeki modern prototipleri olduğu ortaya çıktı. İslamiyet’in kabulüyle dervişlik, abdallık ve meczupluk kisvesine bürünen bu kadim kültürel gen, Anadolu insanının bilinçaltında hala en kutsal yerde korunuyor.
Peki, Türkiye’nin heyecanla okuduğu bu gizemli benzerlikler ve genetik şifreler neler? İşte tüyleri diken diken eden o kanıtlar:
ŞAMANIN DAVULU, MERCEDES KADİR’İN SIRIĞI VE ZİYA’NIN TENEKESİ
Kadim Türk inancında bir Şaman (Kam), ruhlarla bağ kurmak, esrime (trans) haline geçmek ve gökyüzüne kozmik seyahatler düzenlemek için kutsal bir araca ihtiyaç duyar. Bu araç genellikle süslenmiş bir asa, davul ya da teftir. O şaman geni, Malatya'da kendini nesneler üzerinden hatırlatıyor:
- Mercedes Kadir'in Sırığı: Malatya’nın ve Türkiye’nin en ünlü meczubu Mercedes Kadir’in üç metrelik süslü tahta sırığı tam olarak bu amaca hizmet ediyordu. Kadir, o sırıkla kilometrelerce yol yapıyor, kırmızı ışıkta duruyor, yayalara yol veriyordu. Halk onun hayal dünyasına ortak olup "olmayan arabasına" manevra yaptırıyordu. Bu durum, eski Türklerin Şamanların ritüellerine ve araçlarına duyduğu kutsal saygının bilinçaltındaki birebir devamıdır.
- Trafikçi Ziya’nın Tenekesi: Kadir’in kardeşi Ziya’nın boynuna teneke takıp, eline aldığı materyallerle dans etmesi ve bu esnada çıkardığı anlaşılmaz, gizli kelimeler, Şamanların ayin esnasında transa geçerek ruhlarla konuştuğu "gizli dil" ritüeliyle kusursuz bir uyum gösteriyor.
GELECEKTEN HABER VERENLER ŞORİKLİ YAŞAR'IN "KEHANETLERİ"
Eski Türk devletlerinde Şamanlar, kabilelerin geleceği, yaklaşan tehlikeler veya savaşların gidişatı hakkında ruhlardan aldıkları kehanetleri paylaşırlardı.
- Şans Oyunları Danışmanı: Malatya’da ağzından akan salya nedeniyle "Şorikli" lakabıyla anılan Yaşar, halkın gelecekten haber aldığına inandığı bir isimdi. Rakamları ve sayı saymayı bilmediği halde, döneminde spor toto oynayanların "Ne yazayım Yaşar?" sorusuna "Dört ya da beş" gibi yanıtlar vermesi, Şamanların gaipten haber verme seanslarının modern sokak kültüründeki izidir.
- Trans Belirtisi: Yaşar’ın ağzından akan salya (şorik), antik şamanların ayin sırasında geçirdikleri kriz ve bayılma anlarında ağızlarından gelen köpüklenme durumuyla antropolojik olarak doğrudan bağdaşmaktadır. Kültürel gen, fiziki tepkilerde bile kendini ele veriyor.
DEMİRİN KORUYUCU GÜCÜ VE NİRO’NUN FİRKETELERİ
Şamanizmde ve eski Türk mitolojisinde demir, kötü ruhları, cinleri ve şer güçleri insandan uzak tutan en kutsal elementlerden biridir. Kıyafetlere demir parçaları asmak kadim bir Şaman adetidir.
- Firkete Dağıtan Bir Meczup: Çöşnük Mahallesi’nde yaşayan Niro (Nurettin), mahalledeki hamile kadınlara üzerlerinde çengelli iğne (firkete) olmadan dışarı çıkmamalarını tembihlerdi. Kendisi de yüzlerce firkete ile gezer ve bunları insanları "görünmeyen varlıkların" gazabından korumak için dağıtırdı. Niro’nun bu derin hassasiyeti, bin yıl önceki atalarının demire yüklediği kutsal koruyuculuk misyonunun ta kendisidir.
SIRRI İFŞA OLUNCA ÖLEN VELİLER VE DAĞ BAŞI MEZARLARI
Şamanizmde olağanüstü güçlere sahip olan Kamlar, bu güçlerin sırrını saklamak zorundaydı. Gücün ve sırrın ifşa edilmesi ölümle eşdeğerdi. Ayrıca ölen şamanların bedenleri veya anıları dağ başlarında yaşatılırdı.
- Üç Gün Sonra Gelen Ölüm: Doğanşehir ilçesinin Şatıroba köyünde yaşamış olan Del Hüseyin Dede ve Leylek Ana’nın öyküsü tam bir mitolojik dramdır. Del Hüseyin’in her cuma gecesi gizemli bir şekilde ortadan kaybolması ve bu sırrın eşi tarafından zorla öğrenilmesi üzerine, "Sırrı faş etmek can vermektir" diyerek üç gün içinde vefat etmesi, ardından Leylek Ana’nın da tam üç gün sonra hayatını kaybetmesi bu kadim tabunun bir yansımasıdır.
- Ziyaretgâh Kültürü: Tıpkı Şamanlar gibi dünyadan elini eteğini çeken Leylek Ana ve dağ başında gizemli bir şekilde yanmış halde bulunan Bese'nin bugün mezarlarının birer "ziyaretgâh" (türbe) haline gelmesi, eski Türklerin kutsal saydıkları Şaman mezarlarını dağ tepelerinde ziyaret etme geleneğinin İslamileşmiş formatıdır.
SONUÇ BİZ ASLINDA NEYİ SEVDİK?
Anadolu insanı, "Kimin deli, kimin veli olduğunu yalnızca Allah bilir" diyerek bu sıra dışı insanları toplumdan dışlamak, akıl hastanelerine kapatmak yerine her zaman el üstünde tuttu, ekmeğini paylaştı, dualarını istedi.
Bu yüksek hoşgörü ve açıklanamayan derin şefkat, aslında genlerimize işleyen Orta Asya mirasının bir sonucudur. Biz Malatya sokaklarında Mercedes Kadir’i veya Niro’yu severken, aslında farkında olmadan bin yıl önce ruhlarla doğa arasında köprü kuran o kadim Kamlarımıza, Şamanlarımıza duyduğumuz saygıyı ve özlemi yaşatıyorduk. Ruhumuza işleyen o Şaman Geni, bugün hala sokaklarımızda rehberimiz olmaya devam ediyor.
Kaynakça
- Akademik Makale: Solmaz, Fatih (2021). "Kadim Şamanlıktan Anadolu’nun Velilerine/Delilerine: Malatya Örneklemi". Oğuz Türkçesi Araştırmaları Dergisi (OĞUZTAD), Doi: https://doi.org/10.52817/oguztad.995591
- Kitap: Yiğit, A. (2020). Koca Bir Şehrin Kalbine Giren Adam Mercedes Kadir, İstanbul: Çıra Yayınları.
- Kitap: Bayat, F. (2018). Türk Kültüründe Deli ve Delilik, İstanbul: Ötüken Neşriyat.