Günümüz teknolojisinde mahremiyetin sınırları bir kez daha zorlanıyor. Yapılan son araştırmalar, Wi-Fi sinyallerinin sadece internete bağlanmak için değil, nesne ve insanları tanımlamak için de kullanılabileceğini kanıtladı. Üstelik bu yöntem, duvarların arkasını görebilecek kadar hassas.
Wi-Fi yönlendiricilerinden (router) yayılan radyo dalgaları, bir odaya yayıldığında çevredeki nesnelere çarparak geri döner. İnsan vücudu, kendine has duruşu, boyu, kemik yapısı ve hatta hareket alışkanlıklarıyla bu sinyallerin üzerinde özgün bir yansıma deseni oluşturur.
Yapay zeka destekli algoritmalar, bu yansımaları analiz ederek ortamdaki kişinin kim olduğunu saniyeler içinde belirleyebiliyor. Geleneksel güvenlik sistemlerinin aksine, bu sistem ışığa ihtiyaç duymuyor ve kör noktalardan etkilenmiyor. Wi-Fi dalgaları engelleri aşabildiği için, yan odadaki bir kişinin hareketleri ve kimliği kolayca takip edilebiliyor.
Uzmanlar, bu teknolojinin özellikle yaşlı bakımı (düşme tespiti gibi) ve akıllı ev otomasyonu için devrim niteliğinde olduğunu belirtse de, mahremiyet savunucuları endişeli. "Dijital parmak izi" olarak adlandırılan bu desenler, kişilerin rızası olmadan takip edilmesine kapı aralayabilir.