Özellikle deprem bölgesinde eczacı olarak zor süreçlerden geçtiklerine vurgu yapan Malatya Eczacı Odası Başkanı Ebru Sönmez sektörde yaşanan sorunları, sıkıntıları, eczacı olarak taleplerini ve daha fazlasına dair önemli noktalara temas etti.
“O KARANLIK SABAHTA KALDIK”
Açıklamasında Ebru Sönmez,
“Biz deprem bölgesi olarak maalesef ki çok sıkıntı yaşıyoruz. Biz 6 Şubat 2023'den bu yana hala aydınlanamadık. Maalesef ki o karanlık sabahta kaldık. Çünkü bizler evet, eczacıya sağlık çalışanı diyoruz ama biz maalesef ki bir de esnafız. Esnaf olmanın gerekliliklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Denetleniyoruz, vergilerimizi yavaş yavaş ödemeye başladık. İşçilerimizin, kendimizin Bağkur ve sigorta primleri var. Onları yavaş yavaş ödemeye başladık”
ifadelerini kullandı.
“REZERV ALAN YENİ SORUNLARI DA BERABERİNDE GETİRDİ”
Sözlerine devam eden Ebru Sönmez,
“Ama sorsanız ki toparlandık mı toparlanamadık. Çünkü biz başta kaç tane konteyner eczaneyle başlamıştık? 48 tane, şu an 50 tane konteyner eczanemiz var. Yani o 48 eczanenin azalması gerekirken artıyor. Neden? Çünkü rezerv alanları her gün yeni bir rezerv alanı ilan ediliyor. Maalesef ki Malatya Eczacı Odamız normalde en başından beri rezerv alanında değilken biz odamızı tadilat etmek için sorduğumuzda rezerv alanı içinde olmadığını söylediklerinde biz buraya 400-500 bin TL'lik masraf yaptık maalesef ki. Ama şu an iki ay öncesinde bize gelen tebligatla rezerv alanına son anda sokulduğunu öğrendik ve boşaltılması gerektiğini söylüyorlar. Biz hem eczacılar olarak hem de Malatya Eczacı Odası olarak gerçekten çok büyük imtihanlar veriyoruz. Vermeye de devam ediyoruz. Şu an rezerv alanının içine gelen eczanelerimiz var. Onlar nereye geçeceklerini bilemiyorlar”
şeklinde konuştu.
“KONTEYNER HAKLARIMIZ BU HAFTA İTİBARİYLE SON BULDU”
“Konteyner haklarımız normalde bu hafta itibariyle son buldu” diyerek sözlerine devam eden Ebru Sönmez,
“Aslında artık o konteyner eczanelerinin betonarme yapılara geçmeleri gerekiyor. Biz geçen hafta Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna gittiğimizde bunun uzatılması gerektiğini söyledik. Olumlu cevap almamıza rağmen henüz yazılı bir evrak verilmedi maalesef tarafımıza. Aslında hem eczane bazlı sıkıntılarımız çok hem oda bazlı sıkıntılarımız çok. Sadece tüm Türkiye'deki eczaneleri ilgilendiren sıkıntılar yok. Maalesef bizim bölge bazlı sıkıntılarımız çok”
diye konuştu.
“ECZACI ODAMIZI NEREYE TAŞIYACAĞIZ?”
Ebru Sönmez Eczacı Odasının taşınma durumundan da kısaca bahsederek şunları kaydetti:
“Şu an eczacı odamızı nereye taşıyacağız? Hastalara aslında hem hastalara hem de eczacılara hizmet verdiğimiz için bizim merkeze yakın bir yerde olmamız gerekiyordu. Bunu milletvekillerimize, belediye başkanımıza, il başkanlarımıza yani bulduğumuz herkese anlattık. Bize merkezde bir yer verilmesi gerektiğini. Biz sadece burada bir kamu hizmeti vermiyoruz aslında. Sağlık hizmeti de yürüyor. Biz burada kanser hastalarına, diyaliz hastalarına, hemofili, kan hastalığı olan hastalara hizmet veriyoruz aslında. Onların ilaçlarını buradan temin ediyoruz. O hastalarına ulaşabileceği merkezi bir yerde olmamız gerekiyordu. Maalesef olumlu bir dönüş alamadığımız için biraz merkeze uzak bir yere taşınacağız. Şu an onun hazırlığını yapıyoruz. Yan tarafımızdaki bina yıkılıyor. Biz burada maalesef ki o sarsıntıyı hissediyoruz. Psikolojik olarak çökük durumdayız. Maddi olarak da maalesef buraya harcadığımız bütün emeklerimiz boşa gitmiş durumda.”
“CİROLARIMIZ YÜKSEK, KÂRLILIKLARIMIZ ÇOK CİDDİ ORANDA AZ”
Eczacıların sorunlarını dile getirmeye devam eden Ebru Sönmez,
“Eczanelerimiz henüz toparlanamamışken vergi ödemeye başladılar. Bugün Defterdar Bey ile yaptığımız toplantıda aslında tüm eczanelerimizin hiçbir kategoriye tabi tutulmadan vergilerin taksitlendirilmesi gerektiğini söyledik. Ama maalesef ki bir kategorilendirme sistemi oluşturmuşlar. Bazı eczacılarımız maalesef ki o kategoriye girmiyor. Ama şöyle bizim aslında yaşadığımız sıkıntı cirolarımızın yüksek görünüp karlılıklarımız çok ciddi oranda az olması. Biz bunu gittiğimiz her platformda söylüyoruz. Eczacıların ciroları yüksek görünebilir ama karlılıklarımız yüzde on yedilerde. Şimdi hiçbir esnaf yüzde 17’lik karla çalışmaz hele deprem bölgesinde. Çünkü siz de biliyorsunuz deprem bölgesinde kira oranları yüzde 300 oranlarında arttı. Eczanelerin hiçbirinde asgari ücretin altında ya da asgari ücrette personel çalışmıyor. Genelde asgari ücretin üstüne veriyoruz personellerinize. Hem onların maaşları hem primleri hem bizim kendi pahalı Bağkur primimiz hem vergiler hem kira hem diğer giderlerimiz derken eczanede o 17 dediğimiz karlılık yüzde 10’lara düşüyor. İnanın bu karlılıklara hiç kimse çalışmaz. Biz karlılığımızı kendimiz belirlemediğimiz için sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü giderlerimiz yüzde 300, yüzde 400 oranında artmışken gelirimiz maalesef ki bu sene bakanlığın uyguladığı tarifeyle yüzde 23 arttı sadece. Bunu da yüzde 23 artış diye düşünemiyoruz. Çünkü bizim ilaç fiyatlarımız arttıkça karlılığımız düşüyor. Aslında tam yüzde 23 oranında da karlılığımız artmadı maalesef ki. Yani biz ekonomik olarak çökmüş durumdayız. Biz maliye bakanlığından randevu istiyoruz. Orada henüz kendimizi anlatamadık. Maliye bakan yardımcılarıyla görüşüldü. Sağlık bakanımıza anlatmaya çalıştık. Çalışma bakanımıza anlatmaya çalıştık. Burada en azından nitelikli eleman desteği alalım dedik personellere. Çünkü hiçbir eczacı personelini depremden sonra çıkarmadı. Çünkü bizim nitelikli elemana da ihtiyacımız var. Çıkarmadık ama onların maaşlarını ödeme zorluğu çekiyor. Kiralarını ödeme zorluğu çekiyor bu eczacılar. Yani maalesef Malatya'da hiçbir şey düzelmiş değil. İki yıl geçti üstünden. Biz düzelmedik hatta daha kötüye gidiyoruz, ekonomik olarak, psikolojik olarak. Artık yetkililerin bir şeyler yapması lazım. Yetkililerin iki yıl geçti deprem bölgesi düzeldi demeden iyileştirmelerine devam etmesi gerekiyor. Esnafa faizsiz kredi mi verirler? Bu vergilerin ötelenmesiyle alakalı yapılandırmalar mı yaparlar? Ne yapılacaksa bir an önce yapılması lazım. Biz artık Malatya'dan göç vermek istemiyoruz. Biz Malatya'yı ayakta tutmak istiyoruz. Malatya'yı ayakta tutmak için de bizim ekonomik olarak kalkınmaya ihtiyacımız var. Biz küçük işletmeler olarak dediğim gibi karlılıklarımız çok cüzi oranda. En azından Malatya ayağa kalkana kadar, Malatya toparlanana kadar bizim devletten ekonomik anlamda iyileştirmeler almak zorundayız, ayağa kalkmak için. Eğer ki buradan sağlık hizmetinin aksamadan devam etmesini istiyorlarsa eczacıların ayakta durması, hastanelerin ayakta durması şart. Bunun için de bizim ekonomik anlamda iyileştirmelere çok ihtiyacımız var”
ifadelerine yer verdi.
“EYLEMLİK SÜRECİNE GİRDİK”
Daha sonra Ebru Sönmez, açıklamasına şöyle devam etti:
“Tüm Türkiye’de aslında eczacılığın karlılıkla alakalı sıkıntıları var maalesef normalde 1 Ekim itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumuyla bir sözleşme imzalamamız gerekiyordu hala sözleşme imzalayamadık. Çünkü maddi konularda maalesef ki anlaşamıyoruz. Biz bir eylemlik sürecine girdik bununla alakalı basın açıklamamızı yapacağız orada daha ayrıntılı bir şekilde konuşacağız. İnsanlar eczacılara zaten kazanıyorlar bu neyin eylemi demesinler çünkü gerçekten karlılıklarımız yüzde 10’a kadar düşüyor. Personel giderlerini, kira giderlerini içine kattığımızda yüzde 10’lara kadar düşüyor. Biz bunu hangi esnafa söylesek biz yüzde 10’a parmağımızı kıpırdatmayız diyorlar ama biz sağlık hizmetinde ilaç hizmetinde hiçbir aksaklığa sebebiyet vermedik. Biliyorsunuz ki biz depremden hemen sonra sahra eczaneleri açtık Malatya’da burada 5 tane sahra eczanesiyle Malatya’nın tüm halkını ücretsiz ilaç ve medikal malzeme hizmeti verdik. Biz ne kadar çökmüş durumda olsak ta maddi olarak sıkıntı yaşasak da biz her zaman hastalarımıza en hızlı ve en kaliteli hizmeti vermeye çalışıyoruz ama biliyorsunuz ki bizim de dayanacak bir sınırımız var o sınıra da ulaşmış durumdayız.”
“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI DEĞİL ARTIK KEMİĞİ DELİP GEÇTİ”
Son olarak Ebru Sönmez şunları kaydetti:
“Maalesef ki şunu söylüyorlar bıçak kemiğe dayandı değil artık kemiği delip geçti. Eczacılar için artık durum bu vaziyette eğer ki sağlık hizmetinin aksamasını istemiyorlarsa artık bizi de görmeleri lazım. Deprem bölgesinde daha büyük sıkıntılarımız varken oturup da eylemlilik ile uğraşacak zamanımızın olmaması lazım ama bıçak kemiği delip geçtiği için artık dayanacak gücümüz yok yetkililerin duyması için de eylemlilik sürecine girmek zorunda kaldık. Umarım eylemlilik eczane kapama olayına girmeden yetkililer sesimizi duyar ve gerekli düzenlemeleri yaparlar. Biz bunu istiyoruz. Yoksa biz nöbetçi eczanelerimiz de olsun normal mesaideki eczacılarımız da olsun kamudaki eczacılarımızla olsun her yerde sağlık hizmetini aksatmadan 7/24 hizmetlere devam ediyoruz umarım bu hizmetler aksamaz umarım bizi duyarlar umarım artık bizde sesimizi duyurmak için bu kadar uğraşmayız. Biz sadece bütün gücümüzü hastalara nasıl daha iyi hizmet verebiliriz için uğraşırız biz bunun derdindeyiz açıkçası.”