Değerli dostlar oğlum Yunus Emre’nin vefatı nedeniyle uzun süre yazamadım. Buradan gerek taziye ziyaretinde bulunarak, gerek telefon açarak ve  gerek sosyal medya aracılığı ile iyi temenni ve dileklerde bulunan tüm dostlara teşekkür etmek isterim. Çünkü aslında o da deprem mağduru idi. Yetkililere çok seslendik lakin hiç kimse oralı olmadı.

Malatya doğunun incisi, doğunun  Paris’i olarak bilinir.  Tv yarışma programlarına soru olarak lanse edilmiş bir şehir…

‘’Asrın Felaketi’’ olarak bilinen Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem yaşamış bir kent…

Söz konusu depremlerde yerle yeksan olmuş dört şehirden biridir Malatya…

Şehir merkezine ilk günden itibaren yardım ve müdahaleler olmuş olsa da kırsalda ki, durum bambaşka bir silüetteydi.

Tv Programlarında en çok Hatay ve Kahramanmaraş gündeme geldiğinde Malatya;  ‘’cenazeleri temiz ve İslami kriterlere göre gümdük’’  sözleri ile anılıyordu.

Malatya kırsallarına 3 gün sonra ulaşılabildi. Kurucaova da 2 gün enkazda gelen sesler var iken üçüncü gün cenazeleri çıkarılabildi. Halkın kendi çabalarıyla…

Gelenin gideni arattığı, basit söylem ve  ucuz siyasetin hakim olduğu, toplumun huzuru ve menfaati için değil kendi bireysel menfaatimizin dört nala koştuğu bir ortamda kayıp şehri bulmak çok zordu.

Nefsani menfaatlerimiz için verdiğimiz cansiperane mücadelelerin yarısı kadar kayıp şehri arayıp bulmak, bulunan şehrin kalkınması, refahı ve huzuru  için vermiş olsaydık sanırım kaybı bulmak çok kolay olacaktı.

Kayıp şehri imar, inşa ve ihya etmek yerine herkes bir menfaat peşinde koştu. Kimi vekil olmak için, kimi bürokrat olmak için, kimi kayıplarını telafi etmek için, kimi mevcudiyetini muhafaza etmek için kıyasıya bir mücadele içine girdi.

Hiç kimse mağduriyetleri görmedi. Herkes yaşanan acıları ve travmaları es geçti. Söyleme gelince kraldan çok kralcı kesildi birileri başımıza…

Yaşanan acı kayıplar ve travmalardan sonra imkanları olanlar şehri bir bir terk etmeye başladılar. Kimisi başka şehirde iş kurdu işine devam etti. Kimisi tayin istedi gitti. Kimisi de sanayi kentlerine gidip iş buldu. Gidenlerin çoğu gelmek için niyetlenmedi. Çünkü gitme sebeplerinin argümanları bu şehirde hala yaşanmaya devam ediliyordu.

Kayıp şehri terk etmek için belki bir çok sebep vardır ama kalmak içinde çok sebep vardır. Ne gidenler vefasız ne de kalanlar çok kahraman aslında herkes kendine göre bir hesap yaptı. Bazıları ise çaresizliklerden dert yanıyordu.

Gerek Sosyal medya da, gerek görsel ve basılı medya da ve gerekse toplumsal ortamlarda bu sorunlar dile getirilmesine rağmen duyması gerekenler asla duymuyorlardı. ‘’Asrın Felaketi’’ sürecinde herkes bir hesap yapacaktı. İnsanların bu şehri, terk etmemeleri için neler yapılabilir, devamında gidenlerin geri gelmesi için eksikler nelerdir, diye muhasebe yapması lazım idi.

Hiç kimse bu muhasebe sürecinden geçmedi. Hatta yetkililer halkı suçlar mahiyette algılar peşinde idiler kendi eksikliklerinin aşikar olmaması için…

Devlet büyük işler yaptı lakin yerelde yetkililer ufak hesaplar peşinde idiler. Kendi beceriksizlikleri ve menfaatperest hevesleri uğruna atmadıkları algı iftiraları kalmadı.

Yine de her neler yaşanmış olursa olsun, bu şehri terk etmek için sayısızca sebep olmuş olsa da terk etmemek gerekir kanaatindeydim. Lakin gidenlere de neden gittiler diyemeyiz, onlarında kendilerince sebepleri vardı.

Bir şehir düşünün ‘’Asrın Felaketi’’nde  ışıkları yanmıyor, yollar desen keşmekeş, sular çamur akıyor. Yetkililer ve ben varım diyenlerin kulakları sağır, gözleri kör, ruhları hareketsiz işte Malatya…

Aslına bakarsan Türkiye gündemi de Malatya dan yaşananlardan farklı değil…

‘’Asrın Felaketi’’nden sonra göreve gelen bir meclis var. Her seçim öncesi sivil anayasa kelimesi dillere sakız olur, seçim sonrası, hiç kimse oralı olmaz. Çünkü göreve gelenler bir çeşit vesayet ile geliyorlar. Kimi güçlü lider vesayetinde, kimi geçmiş lider vesayetinde, kendilerine alan açmak için askeri darbe anayasasının arkasına saklanıyorlar.

Anayasamız yamalı bohça gibi…

Her alan ve konuyu anayasa içine almak istiyoruz. Kimin ne sıkıntısı varsa anayasa ile çözmek istiyor. Bu sebeplerden pazarlık usulü ile anayasa hazırlanmak isteniyor. Pazarlıklar ile hazırlanacak olan anayasanın ülkeye hiçbir faydası olmaz. Herkese, menfaate ve vesayete göre anayasa hazırlanırsa hiçbir vakit uzlaşma olmaz.

Anayasa herkese hitap etmeli, haklıyı koruma altına almalı, suçluyu kontrol edebilmeli, kısa ve net olmalı…

4. maddeye takılarak asla yeni anayasaya ulaşamayız. İlk üç madde hariç tüm maddeler tartışılabilir lakin aslolan mevcut maddelere takılmadan yeni maddeler üretebilmek…

Evet bir şehri terk etmek için çok sebepler olmuş olsa da, kalıp o şehri, imar, inşa ve ihya etmek içinde çok sebep vardır.