6 Şubat 2023 depreminin ardından Malatya’daki Tekke Camii altındaki iş yerlerine dair hasar tespitinde kurumlar arasında yaşanan çelişkiler, bölge esnafını mağdur etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yanı sıra farklı üniversiteler ve mahkemeler tarafından “az hasarlı ve oturulabilir” raporu verilen yapı için, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün “ağır hasarlı” kararı ile esnaf tahliye sürecine zorlandığı iddia ediliyor. Bu kararı tamamen rant odaklı “ticari suikast “olarak ileri süren esnaflar, yaşadıkları süreci ve dile getirdikleri iddiaları BUSABAH Medya aracılığıyla kamuoyuyla paylaştılar.

“RAPOR TAMAMEN KEYFİ OLARAK ÇIKARILDI”

Tekke Cami altında çay ocağı işleten İrfan Soyutürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen hasar tespit raporlarının herkes için geçerli ve kabul edildiğini ancak Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün bu raporları tanımadığını savundu. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün, İnönü Üniversitesi’ne keyfi bir rapor hazırlattığını iddia eden Soyutürk,

 “Benimle beraber 2-3 esnaf arkadaşımız 6 Şubat depreminden sonra buraya geldik. Caminin yanındaki bina yıkıldıktan sonra buranın tadilatı yapacağı söylendi ama daha sonra caminin de yıkılacağı söylendi. Tüm esnaf arkadaşlarla Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne gidip, buranın tadilat edileceklerini söylediklerini hatırlattık. Hatta caminin duvarına ‘camimiz az hasarlı’ yazısı bile asılmıştı. Yan tarafımızda bulunan bina yıkıldıktan sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden bizlere ihbarname geldi. Dükkânları boşaltmamız istendi, kira sözleşmelerimiz yenilenmedi. Malatya’da Çevre Şehircilik tarafından hazırlan rapor her kurum için geçerli ama Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Çevre Şehircilik tarafından verilen ‘az hasarlı’ raporunu tanımıyor, yok sayıyor. Üniversiteden birini getirip buraya ağır hasar raporu çıkarttılar, bu rapor tamamen keyfi olarak çıkarıldı”

 dedi.

“MAHKEME BİLİRKİŞİ TAYİN ETTİ”

Buraya gelen Çevre, Şehircilik Bakanlığı mühendisleri, farklı üniversitelerden gelen hocalar, mahkeme bilirkişisinin, binanın sağlam olduğuna dair raporlar yazdığını belirten Soyutürk,

“Kolonlarımızda çizik yok, duvarlarda sadece su çatlağı var. Daha sonra mahkeme bilirkişi tayin etti, onlarda az hasarlı raporu verdiler. Hatta büyük bir deprem görse bile yıkılmaz, sadece hasar alır dediler. Olası bir felaket halinde sığınak olarak kullanılabilecek kadar sağlam bir yapı olduğunu yetkililer raporlara yazsa da Vakıflar Bölge Müdürlüğü kimseyi tanımıyor”

 diye konuştu.

“YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ BURAYI YIKMAYA ÇALIŞIYOR”

Herkesin ekmeğinin, canının derdine düşmüşken yapılan bu adaletsizliğin hiçbir mantığı olmadığını öne süren Soyutürk,

“Yetkililere burayla ilgili bir çalışma mı var, proje mi var diye sorduk. Kışla Caddesinin diğer tarafının çalışmaları bittiği zaman bakacağız dendi, şu an bir çalışma yâda proje olmadığını söyledi. Belediye başkanlarından bunu duyunca ister istemez akla başka şeyler geliyor. Kimsenin raporunu tanımayan Vakıflar Bölge Müdürlüğü, ortada proje yokken, çalışma yokken ne diye yangından mal kaçırır gibi burayı yıkmaya çalışıyor diye düşünüyor insan. Herkes canının derdine, ekmeğinin derdine düşmüşken, hayata tutunmak için çabalarken neden yeni engeller çıkarıyorlar? Burada bir proje olursa, bir çalışma olacaksa zaten buna karşı değiliz. Biz de isteriz şehrimiz ayağa kalksın, toparlansın ama ortada bir şey yokken bunu böyle aceleye getirtip yıkmaya çalışmanın hiçbir mantığı yok”

 ifadelerini kullandı.

“BU ÇABALARI KENDİLERİNİ BÜYÜK BİR ZAN ALTINDA BIRAKIYOR”

İdarecilerden çağrıda bulunan Soyutürk,

“Burası da bir hukuk devleti. Bu çerçeve içerisinde biz haklarımızı arayacağız ama ümidimiz yok. Bizi dinleyen yok, kimseye sesimizi duyuramıyoruz. Ortada hiçbir çalışma ve proje yokken Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu çabası kendilerini büyük bir zan altında bırakıyor ama farkında değiller. Şehrin her tarafında yıkım varken, ağır hasarlı, orta hasarlı binaların yıkımı daha bitmemişken tek bir çizik olmayan, iki katlı bir binayı neden yıkmaya çalışıyorlar anlamıyoruz. İdarecilerimizin daha duyarlı olup sesimizi duymalarını bekliyoruz”

diye belirtti.

“ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI 8 KEZ GELDİ”

Tekke Cami altında matbaacılık hizmeti veren Ergün Yılmaz da hasar tespitine dair farklı kurumlardan alınan süreçleri dile getirdi. Yılmaz,

 “Tekke Camii altındaki dükkânlarla ilgili yapılan hasar tespitlerinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 8 kez geldi ve her defasında ‘hafif hasar’ raporu verdi. Ayrıca farklı illerden gelen 3 üniversite de inceleme yaptı ve onlar da hafif hasar raporu verdiler. En son ise, İnönü Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, herhangi bir yerinde inceleme yapılmadan ‘ağır hasar’ raporu hazırlandı. Bu rapor doğrultusunda işlem yapılmaya başlandı. Biz de bu duruma itiraz ederek mahkemeye başvurduk. Mahkeme iki kez inceleme yaptı ve her iki seferinde de ‘hafif hasarlı, oturulmasına engel yoktur’ kararı verdi”

 diye konuştu.

“BU DÜKKÂNLARI YIKMAK İÇİN BAHANE ARIYORLAR”

Kira sözleşmelerinin yenilemedikleriyle ilgili net bir açıklama yapılmadığını söyleyen Yılmaz,

“Açıkçası olay şu: Bu dükkânları yıkmak için bahane arıyorlar. Asıl amaçları burayı yıkmak ve iş hanı yapmak. Ağır hasar raporunu da bunun için kullandılar. Özellikle ücret karşılığında alındığı belli olan, sahada inceleme yapılmadan hazırlanan raporlarla bu süreci yürütüyorlar”

iddialarında bulundu.

“TAMAMEN RANT AMAÇLI BİR UYGULAMADIR”

Yapılan bu uygulamanın tamamen rant amaçlı olduğunu iddia eden Yılmaz,

 “Bize, camii yapılacak denmesine rağmen iş hanı yapılacağı konuşuluyor. İlk ağır hasar raporunda da itiraz ettik: ‘8 kere hafif hasar denilen yere, nasıl olur da ağır hasar denir?’ dedik. Ama ellerinde İnönü Üniversitesi'nden alınmış ücretli bir rapor var. Şimdi de devletin kendi kurumlarının verdiği hafif hasar raporları bypass edilerek, düzmece belgelerle yıkım yapılmaya çalışılıyor. Bu tamamen rant amaçlı bir uygulamadır”

 dedi.

“BU TİCARİ SUİKASTTIR”

Zorlu şartlara rağmen ayakta durmaya çalışan esnafa bir de devletin engel olduğunu ileri süren Yılmaz,

“Devlet giderlerimizi durdurmuyor ama gelir kaynaklarımızı kesiyor. Elektrik faturası, kredi ödemeleri devam ediyor ama iş yapamıyoruz. Dükkân kapalı, kazanç yok. Bu adaletsizliktir, madem böyle bir uygulama varsa tüm memurların maaşı da kesilsin, görelim bakalım ne olacak. Ben Türk vatandaşıyım, neden herkesin sahip olduğu haklardan faydalanamıyorum? Neden birisi bana bir yer göstermiyor, neden desteklerden faydalanamıyorum? Neden herkes için geçerli olan Çevre Şehircilik raporları bizim için geçerli değil? Vakıflar Bölge Müdürlüğü kendi ağzıyla buraya iş hanı yapılacağını söyledi, bunca çaba onun için. Esnafı tamamen bitirmek için çalışıyorlar. Bu yaşananlar kelimenin tam anlamıyla ‘ticari suikast’tır”

 iddialarında bulundu. 

 “BU KABUL EDİLEMEZ”

Tekke Cami esnafının ticaretine engel olunduğunu söyleyen Yılmaz,

“Benim mülkiyet hakkım var ama beni işgalci ilan ediyorlar. Hem mülkümden ediliyorum hem de ticaretten. Bu kabul edilemez. Biz esnafız, üretiriz, çalışırız ama bize yapılan bu uygulama resmen yok saymak, silmek anlamına geliyor. Aynı şeyi bir vatandaş yapsa hapis cezasına çarptırılır”

 diyerek konuşmasını bitirdi.

 
Muhabir: Mutlu Sarıgül