Çini sanatının Kütahya’da var olan bir sanat olduğuna dikkat çeken Özdemir, bu sanatı Malatya’da yaşatmaya çalıştıklarını söyledi. Gelenekselliğe bağlı kalarak çini sanatını devam ettirdiklerini kaydeden ve geleneksel desenlere yorun kattıklarını ifade eden Özdemir, öğrencilerin isteklerine göre çalıştıklarını belirtti.

YILMADAN DEVAM ETTİK

Çini sanatını öğrenmeye gelenlerin bu sanata kalpten gönül verenlerin olduğunu söyleyen Özdemir, “Bizler geleneksel desenlere yorumlar katıyoruz. Öğrencilerin isteğine bağlı olarak çalışıyoruz ama önceliğimiz geleneksel olana sadık kalmak. Sonra onun üzerine bir şeyler katmak istiyoruz. Atölye ortamımız çok güzel. Bu işe ilgi çok güzel. Son 2,5 yıldır çini sanatına çok arttı. Bu işi Doğu’da, Güneydoğu Anadolu’da en iyi yaptığımızı düşünüyorum. Ben bu işe başladığımda Malatya’daki insanlar çiniyi bilmiyorlardı. Çininin ismini ‘Çin’ diye söyleyenler, işin olurunu bilmeyenler vardı. ‘Boyadıktan sonra üzerine vernik mi atacağız, öyle kalacak mı’ diye farklı düşünüyorlardı. Bizler azimle devam ettik. Olumsuz tepkilere karşı yılmadan devam ettik. Artık çini dünyaya mal olmuş bir sanat. Ve insanlarımız yıllardan sonra bunu fark ettiler. Çininin bir kültür olduğunun farkına vardılar. Biz de atölyece bu mirası, kültürü yaşatmaya çalışıyoruz. Çini sanatını öğrenmeye kalpten gönül verenler geliyor. Ben bu ilgiden çok memnunuz. Çünkü sonuç alıyoruz” diye konuştu.

CAMİLERİMİZİ, EVLERİMİZİ SÜSLEMİŞ

Çini sanatında her motifin kendiler için önemli olduğuna değinen Özdemir, “Çini dünya ve Türkiye için bir kültür. Hem pahalı olmasından hem malzemesinin teminin zor olmasından, ustalarının zor bulunmasından, işin aşamalarının zorluğu nedeniyle çini önceleri saray kültürüymüş. Daha sonra camilerimizi, evlerimizi süslemiş. Biz bu sanatı geleneksel olarak Malatya’daki atölyemizde yaşatmaya çalışıyoruz. Eskiye nazaran bu sanata yeteri kadar ilgi var ve ilginin daha da artmasını istiyoruz. Bu iş çok farklı ve bu işe gönül vermek gerekiyor. Biz çiniyi tabaklara, seramiklere, objelere nakış nakış işliyoruz. Her bir motif bizim için çok önemli” dedi.

SABIR İSTEYEN BİR İŞ

Çini sanatının aşamalarını anlatan Özdemir, “Bu iş sabır isteyen bir iş. Bu işe ilk etapta gönül vermek gerekiyor. Çünkü bu işin 2-3 ay boyunca çizim aşması oluyor. Tasarım aşaması var. Tasarımlar da yapıldıktan sonra, işimizi tabakta yapacaksak, tabağın modeline göre tasarımımızı hazırlıyoruz. Hazırladığımız tasarımın parşömeni çiziliyor. Çizilen tasarım parşömenin altına kopyalar koyuyoruz, birleştiriyoruz ve bu yedek kopyaları iğne yardımıyla çizgi gibi deliyoruz, kömür tozu yardımıyla deseni tabağa aktarıyoruz. Daha sonra siyah tahrirle kontür çalışmasını yapıyoruz. Ana hatlarını belirliyoruz. Kontür aşaması bittikten sonra toprak boyalarımızla, dımdık fırçalarımızla, samur fırçalarımızla boyama aşamasını yapıyoruz. Boyama işlemi bittikten sonra sırçamızı atıyoruz, sırçalama işi tamamlandıktan sonra çini fırınında fırınlama işlemine geçiyoruz. Bu işlemlerin hepsini atölyemizde yapıyoruz” şeklinde konuştu.

BOYALARIN ÜRETİMİ ZOR

Çini sanatının çok pahalı bir sanat olduğunu belirten Özdemir, “Çinicilik sanatı pahalı bir iş. Objeler pahalı, boyası sırı, fırını, fırçaları hepsi ayrı ayrı maliyette. Bunları elinizde depolarsanız işi kolaylaşıyor. Küçük bir boyayla 3-5 tabağı boyayabilirisiniz. Çini sanatının boyası da farklı. Oksitli toprak boyalardır. Bunlar 24 ila 48 saatte değirmenlerde öğütülerek hazırlanan boyalar. Çininin renklerini elde etmek çok zor. Özellikle kırmızı rengi. Türkiye’de kırmızı rengi yakalanamadı. Eskiden mercan kırmızısı varmış, şu an insanlar bu rengi bulmak için uğraşıyor. Çok pahalı. Ne kadar testler yapsalar, formüller deneseler de bu rengin bulunması çok zor. Birebir aynısı yakalanamıyor. Boyalar çok pahalı. Üretimi çok zor” ifadelerine yer verdi.

ÇİNİ SANATINI BIRAKMIYORUZ

UNESCO’nun Etiyopya’daki toplantısında lavaş ve yufkanın ardından ‘geleneksel çini ustalığını’ da ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne seçilmesini değerlendiren Özdemir, “Ben bunu duyunca çok mutlu oldum. Ben bunun devamının gelmesini istiyorum. Mademki, bunda başarılı olundu. Ben bunun üzerine yetkililerin bir şeyler koymasını istiyorum. Çiniyi bütün insanlar biliyor ama daha da bilinmesi gerekiyor. Bu kültürü yaşamak lazım. Biz bunu elimizden geldiği kadar burada yapmaya çalışıyoruz. Çiniyi dünya mirasına girmesini sağlayanlara çok teşekkür ediyorum. Biz çini sanatını bırakmıyoruz. Bizden sonraki nesillerin de çini sanatını bırakmayacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi