Porselen sanatı olarak da bilinen ve tüm dünyanın tanıdığı çini sanatı, Çin’den alındığı düşünülse de aslında İslamiyet sonrası Türkler tarafından yapıldığı biliniyor. İslamiyet’in etkisiyle Osmanlı döneminde süsleme sanatı olarak saraylarda, camilerde, türbelerde, hamamlarda kullanıldı. Saray süsleme sanatı olarak da hafızalarda kalan bu sanat, günümüzde varlığını hala devam ettirerek, yoğun ilgiyi üzerinde topluyor. Çini sanatının ayrıntılarını BUSABAH Medya’ya paylaşan Usta Öğretici Kıymet Bali Çelebi, önemli açıklamalarda bulundu.

Malatya’da bu sanata ilgi duyan kişi sayısı her geçen gün arttığına dile getiren Usta Öğretici Kıymet Bali Çelebi, çini sanatına özellikle yaz döneminde daha çok ilginin olduğunu söyledi.

Çelebi,

“Okullar tatil olduğunda ve şimdi Ramazan ayında olmasına rağmen yine öğrenci potansiyelimiz çok iyi. Ev hanımlarımız, öğrenci arkadaşlarımız özel öğrencimiz var. Özel öğrencimiz çok da güzel çini yapıyor. Yaklaşık 11 yıldır bizimle çini sanatı yapıyor”

dedi.

“KÜTAHYA VE İZNİK ÇİNİ OLARAK BAŞLAMIŞ”

“İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda yüksek lisans yapıyorum” diyen Çelebi, sözlerine şöyle devam etti:

“Yaklaşık 11 yıldan beri bu işi yapmaktayım. Hem seramik hem de çini dersi veriyorum. Bununla alakalı bir çizim kitabı çıkarttım. Adı kıymetli desenler diye. Hafta içi MABESEM'de hafta sonu ise Halk Eğitim Merkezi'nde ders veriyorum. Çini sanatı uzun yıllardan beri yapılan bir sanattır. Herkes Çin'den geldi diye söylüyor ama aslında Çin'den gelmemiş. Kütahya ve İznik çini olarak başlamış. İznik çini ve Kütahya çini arasında zaten farklar var.  Biz özellikle daha modernize edilmiş şekliyle yapıyoruz. Orijinal renkleri sanatta kullanıyoruz ama İznik’teki çini sanatı çok farklı. Çünkü kullandıkları renk, desen, model olarak farklılar. Malatya'da çini sanatı çok fazla gelişti. Hani sadece ben değil, birçok arkadaşım da yine çini sanat dersini veriyor. Malatya'da yaklaşık çini öğretmeni sayısı 10-15 kişidir.  Çini sanatı Türkiye'de yapılan Osmanlı dönemine dayanan bir sanattır. O dönemden bugüne gelene kadar hem orijinali hem de modernize edilmiş şekille yapılıyor. Özellikle öğrencilerimizle klasik desen çalışıyoruz ama bunun yanı sıra tasarım yaparak da çini deseni yapıyoruz. Bu şekilde biraz daha sanatı modernleştiriyoruz.”

“HER DESENİN HİKAYESİ ÇOK FARKLI”

Çini sanatında her desenin hikayesinin farklı olduğunu belirten Çelebi,

 “Çini sanatı seramik ürün üzerine de, çini ürün üzerine de yapılıyor ama pişme dereceleri çok farklı. Mesela seramik çalışma üzerine çini yapıldığı zaman pişme derecesi daha yüksek oluyor. Seramik çinide 900-950 arası pişiriyoruz. Her desenin kendine göre bir anlamı var. Çini deseni de aynı zamanda biz tezhipte kullanılan modelleri de kullanıyoruz. Çiçek, lale motiflerini yapıyoruz ama herkes birkaç lale desenin olduğunu sanıyor. Oysa binlerce lale deseni var. Diyelim ki papatya deseni penç diye de söyleniyor. Penç deseni dediğimizde öğrencilerin akılında kalmadığı için papatya diyoruz. O papatyaların bile farklı farklı versiyonları var. Her desenin hikayesi çok farklı”

 şeklinde konuştu.

ÇİNİ TABAK ÖNCE FIRÇALANIYOR

Malatya’da boya fabrikası olmadığını söyleyen ve çini sanatının nasıl yapıldığını anlatan Çelebi,

 “Çini malzemeler genelde kullanıyoruz. Boyalarımız çini oluyor. Oksit malzemelerin kullanıldığı dereceler çok çok farklı. Hepsinin ölçüler farklı oluyor. Çinide şu kadar, seramikte şu kadar, diye oranları vardır. Ancak biz bunları hazır alıyoruz. Bizim sadece Malatya'da tek sıkıntı boya imalatının olmaması. Yeşilyurt Halk Eğitim Merkezi'nde döküm yapılıyor. Seramik çini üzerine ürün alabiliyoruz ama yapılmış bir boya fabrikası Malatya'da şu anda yoktur. Çini sanatına başlarken ilk aşamada deseni öğrenciye veriyoruz. Önce deseni kara kalemle parşömen kâğıdı üzerine çıkartıyor. Onu çıkarttıktan sonra kontur fırçasıyla çini mürekkeple onun desenini yapıyor. Daha sonra delme işlemi yapıldıktan sonra çini tabak var. Çini tabağı önce zımparalıyoruz. Deldiğimiz deseni tabak üzerine yerleştirerek kömür tozuyla geçiriyoruz. Kömür tozunu da kaldırdıktan sonra ‘tahri’ dediğimiz kontur fırçasıyla konturunu çekiyoruz. Ondan sonra kömür tozunu temizlemek için tuzlama işlemi yapılıyor ve boyama işlemine geçiyoruz. Biz genelde daldırma ya da akıtma yöntemini kullanıyoruz. Onu yaptıktan sonra 920-940 derece olarak fırında pişiyor. 8 saat pişiyorsa 8 saat soğuması olduğundan bir gün boyunca fırında kalıyor. İşlemleri bu şekilde”

 ifadelerine yer verdi.

“ÖĞRENCİLER KENDİ ATÖLYELERİNİ AÇIYOR”

Bu sanata daha çok yaz aylarında ilginin olduğunu belirten Çelebi,

 “Çini sanatına özellikle yaz döneminde daha çok ilgi oluyor. Okullar tatil olduğunda ve şimdi Ramazan ayında olmasına rağmen yine öğrenci potansiyelimiz çok iyi. Ev hanımlarımız, öğrenci arkadaşlarımız özel öğrencimiz var. Özel öğrencimiz çok da güzel çini yapıyor. Kurs bittikten sonra öğrenciler kendi atölyelerini açıyor. Ya da sosyal medya üzerinden, Instagram'dan, Facebook'tan ya da başka sosyal mecralardan satış yaparak güzel kazançlar elde ediyorlar”

 dedi.

“DUVARLARA UYGULAYABİLİYORUZ”

Çini sanatıyla ilgili bir kitabı olduğunu ifade eden Çelebi, sözlerine şöyle devam etti:

“Kıymetli desenler adında kitabım var. Onda hem çocuklar boyama sanatında kullanabiliyor. Aynı zamanda ben dışarıda duvar boyaması da yapıyorum. Resim büyütüldüğü zaman o derecesinde hiçbir zaman oynama ya da kayma olmuyor. Onu istediğiniz kadar büyütüp duvara da uygulayabiliyorsunuz. Çini sanatını, çini tabaklar, objeler, vazolar, son zamanlarda Rabia eli var onların üzerine de çok rahat bir şekilde yapılabilir. Bu kitap çok amaçlı. 2. kitabımı çıkartmak istedim ama Türkiye'de yeni yayılmaya başladı. Tezimi bitirdikten sonra özellikle 2. kitabı çıkartmak istiyorum. Ama bu desen de özellikle çini normalde hem boyama hem de çocuklar kullanabiliyor. Aynı zamanda duvar boyası çalışmaları yapmak isteyen kişiler de istedikleri boyutta da büyütebiliyorlar. Büyümelerde herhangi bir yayılma falan da asla olmuyor.”

“KÜÇÜK YAŞTA BAŞLATILMASI GEREKİYOR”

Bu sanatın beyni ve kası çalıştırdığını dile getiren Çelebi,

“Çini sanatı ve diğer sanatlar olsun bence küçük yaşta başlatılması gerekiyor. Tasarım yapma da öğrenildiği için öğrenciler, beynini daha fazla çalıştırmış oluyor. Hem kas gücünden hem de beyin gücünden faydalanıyor. Kadınlar evde oturuyor, temizlik yapıyor iş bitince depresyona giriyor. Sanat merkezine geldiği zaman hem kendine meslek edinmiş oluyor hem de arkadaşlarıyla sohbet ettiği için eve gittiği zaman kendini daha verimli bir insan olarak görüyor. Gönül arkadaşımız gibi özel öğrenciler kas gücünü kullanarak parmak kaslarını çok güzel bir şekilde geliştiriyor. Aynı zamanda tasarım yapıyor hem beyin çalışıyor hem el çalışıyor. O yüzden çini sanatı ev hanımları, öğrenciler ve özel arkadaşlar için çok faydalı diye düşünüyorum. Malatya bu konuda çok gelişti. Çok güzel kurslar ve çok değerli hocalarımız var. Müdürümüz bu konuda hem öğrencilere hem öğretmenlere çok destek oluyor. Çini sanatını tanıtmak istiyor. Çünkü tanıtılması gereken bir sanattır. Unutulmaya yüz tutmuş sanatlar arasındadır. Ama son birkaç yıldır ilgi daha çok arttı”

 ifadelerini kullandı.

Muhabir: Murat İpekten