Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Busabah Medya’ya yaptığı özel açıklamalarda Malatya’nın çevresinin aktif fay hatlarıyla kuşatıldığını belirterek, depremin er ya da geç yaşanacağını ifade etti. Deprem dirençli bir kent için yönetim, vatandaş, altyapı, yapı stoku, çevre ve ekonominin birlikte güçlendirilmesi gerektiğini belirten Görür hem yetkililere hem de vatandaşlara sorumluluk çağrısında bulundu.
“ENİNDE SONUNDA BURADA DEPREM OLACAK”
Depremin ne zaman ve nerede olacağının kesin olarak bilinmese de kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Görür,
“Ağır hasarlı binaların bazıları orta hasarlıya ya da az hasarlıya çevrildi. Şimdi bu yanlış. Yani halkın bilgisizliği, cehaleti ve halk ile siyasilerin iş birliği bunun sonucunu oluşturuyor. Şimdi Malatya’yı düşünün, Elazığ’ı düşünün, Bingöl’ü düşünün, Erzincan’ı düşünün. Buralar deprem bölgesidir. Eninde sonunda burada deprem olacak. Yani ne zaman olacak, nerede olacak, kaç şiddetinde olacağı belli oldu. Büyük bir deprem de olabilir, küçük deprem de olabilir. Bugün de olabilir, yarın da olur, öbür gün de olur. Olursa benim insanım ölür, fark etmez. Torunum ölmüş, çocuklarım ölmüş, kızım ölmüş; ne fark eder? 50 sene sonra, 100 sene sonra da deprem olsa insanlarım ölecek ve bunlar benim insanlarım.”
dedi.
“JAPONYA YAPIYOR, BİZ DE YAPABİLİRİZ”
6 Şubat depremlerini hatırlatan Görür,
“Biz niye Malatya’yı deprem dirençli yapmıyoruz? Niye hafif hasarlıyı dönüştürme yapalım, ağır hasarlıyı orta hasarlıya çevirelim? Çıkarın ötesinde ne var bu işte Niye benim insanım ölsün? Yapılacak tek şey Malatya’yı deprem dirençli hale dönüştürmektir. Yani deprem olduğu zaman ya minimum ölçüde ya da hiç kimsenin ölmesine izin vermeyecek bir yapıya kavuşturmam lazım. Bakın, Anadolu’da 6 Şubat 2023’te büyük bir deprem oldu, Malatya’nın da dahil olduğu bölgede hükümetin rakamıyla 53 bin kişi öldü. Aynı şekilde onun bin misli büyüklüğünde bir deprem başka bir yerde oldu, Japonya’da. Bir kişi öldü. Bir tarafta 53 bin kişi, bir tarafta bir kişi. Niye yıkılmadı, niye ölmedi? Çünkü orada deprem dirençli kentler yapılıyor. Bunu yapmak mümkündür. Ama siyasetçi goygoyculuk yapıyor, milleti aldatmak için sürekli bir şeyler söylüyor. Halk da kendi çıkarını korumak için bir şeyler yapıyor, olan bizlere oluyor”
şeklinde konuştu.
TEK ÇÖZÜM: DİRENÇLİ MALATYA
Deprem dirençli Malatya için yapılacaklara değinen Görür,
“Çözüm mü istiyorsunuz? Çözüm belli: Deprem dirençli Malatya. Deprem dirençli Malatya’yı oluşturabilmek için yönetimi, halkı, altyapıyı, yapı stokunu, çevreyi ve ekonomiyi deprem dirençli hale getirmek gerekir. Sadece ev yaparak, yapı stokuyla bu iş olmaz. Bir memleket düşünün, deprem olmuş, sabah evde su akmıyor, kanalizasyon çalışmıyor, taşmış. Lavlar her tarafı basmış. Hastalık yaşanmaz hale gelmiş. Her şey olmuş ama ev yıkılmamış. Yani zil çalıp oynayacak mısın? Sevinecek misin? ‘Bana bir şey olmadı’ diyeceksiniz ama hastalıktan, kanserden, başka hastalıklardan öleceksiniz”
açıklamalarında bulundu.
“MAALESEF TEDBİR ALINMIYOR"
Depremin her an zaman geleceğinin belli olmadığını vurgulayan Görür şu ifadeleri kullandı:
“Kentin deprem dirençli yapılması için 6 bileşen vardır. Kentin bileşenleri şunlardır: yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem ve çevre ile ekonomi. Bunları deprem dirençli yapmazsanız, 10-15 yıl içinde, günde 24 saat çalışsanız bile deprem gelir sizi bulur. Ama yaz olur ama kış olur, ama başka bir zaman olur, mutlaka vurur. Yani Allah’a dua etmekle kurtulacak bir şey değil bu. Çünkü deprem ülkesi deprem üretir, eninde sonunda olur. Ama tedbir alınmıyor maalesef.”
“HER YERİ FAY HATLARIYLA ÇEVRİLİ”
Malatya’nın jeolojik konumuna da değinen Görür,
“Malatya’nın batısında Malatya Fayı var, güneyinde Doğu Anadolu Fayı var, kuzeyinde Yedisu fayı var. Dolayısıyla her tarafı faylı. Malatya’nın deprem üretmemesi mümkün değil ama 500 yılda olur, 600 yılda olur, 1000 yılda olur onu bilemem. Zaman önemli değil. Ölecek insanlar bizim insanımız. Bugün ölür, yarın ölür, öbür gün ölür. Onun için zamanı düşünmeyin. Deprem dirençli Malatya’yı yaratın. Bunu 6 bileşenle yapmak mümkündür. Mesela yollar depremde hasar görür. Altyapının içinde yollar vardır. Yol önemlidir, barajlar önemlidir. Yol sadece asfalt değildir. Asfaltlar patlar, şevler vardır, şevler yıkılır, köprüler vardır, viyadükler vardır, yıkılır. Sadece yolu düşünsen bile, yolları sağlam yapmadığın sürece Malatya’da altyapıyı sağlamlaştıramazsın. Su ve kanalizasyon sistemini deprem dirençli yapmadığın sürece önüne geçemezsin”
ifadelerini kullandı.
“SADECE BİNA YAPMAK YETMEZ”
Depremle mücadelenin yalnızca konut inşa etmekle sınırlı tutulamayacağını vurgulayan Görür,
“Sadece bina yapmayı düşünüyorlar. Bu müteahhitlik işidir. Millete para kazandırmak ya da kendileri para kazanmak içindir. Bizim derdimiz bu değil. Bir kent sadece yapıdan ibaret değildir. Bir kent 6 bileşenden oluşur. Dolayısıyla eğer Malatya’yı depreme hazırlayacaksanız, hükümet 6 bileşeni de deprem dirençli hale getirmelidir. Yollarını, tünellerini, viyadüklerini gözden geçirmeli, güçlendirmelidir. Bunlar vatandaşın işi değil, tamamen devletin işidir. Kanalizasyon sistemini güncellemeli, içme suyunu güven altına almalıdır. Üç gün su gelmediğini düşünün, deprem olduğunda Malatya’da ilk üç gün su yoktu. Bakın bu önemli bir nokta. Sadece bina yapmak akla geliyor, reklam yapılıyor. ‘Aferin bak evlerimizi yaptılar’ deniyor. Ama kardeşim sadece başımızı sokacak yerle deprem bitmiyor. Bugün Güneydoğu’yu inceleyin, sorunların çoğu sadece barınma eksikliğinden mi kaynaklanıyor, yoksa başka şeylerden mi? Vatandaş, devletle iş birliği yapacak. Gözetim ve denetim isteyecek. Hükümetten talep edecek, oylarıyla yönlendirecek. Ama bazı yerlerde insanlar evlerini yıkmıyor, hafif hasarlı diye direniyorlar. İşte bu cehaletten kaynaklanıyor. Bugün olmadı diye yarın olmayacak değil. Yarın olur, 100 yıl sonra da olur, fark etmez. Yine aynı yerde insanlar olacak. Bu bir kültür meselesidir. Deprem dirençlilik kültürü yoksa, eninde sonunda depreme mahkûm olursun, kurban olursun”
diye uyarılarda bulundu.