Pütürge, yüzyıllara uzanan tarihi geçmişi, zorlu ama bir o kadar da etkileyici coğrafyası ve kültürel dokusuyla dikkat çekiyor. İlk adı “güzel yer, istenen yer” anlamına gelen İmrun olan ilçe, yaklaşık 300 yıl önce köy olarak kuruldu. 1877’de bucak statüsü kazanarak Kâhta’ya bağlanan Pütürge, 1892 yılında mülki taksimatla Elazığ’a geçti. Cumhuriyet'in ilanı sonrasında ise yeniden şekillenen idari yapıyla birlikte Malatya’nın ilçesi oldu.
ŞİRO ÇAYI’NIN GENİŞ VADİSİ VE ÇEVRESİNDEKİ SARP DAĞLARDAN OLUŞUYOR
Malatya’ya 74 kilometre uzaklıkta bulunan ilçe, bin 181 kilometrekarelik yüzölçümü ve bin 250 metre rakımıyla yüksek ve engebeli bir arazi yapısına sahip. İlçe genelinde bir belediye ve 68 mahalle yer alırken, düz arazinin yok denecek kadar az olması yerleşimlerin dağlık ve tepelik alanlarda yoğunlaşmasına neden oluyor. Pütürge toprakları, Fırat Nehri’ne dökülen Şiro Çayı’nın geniş vadisi ve çevresindeki sarp dağlardan oluşuyor. Tarıma elverişli alanlar çoğunlukla yamaçlarda bulunuyor. Zorlu coğrafi şartlara rağmen ilçeye bağlı tüm mahallelerde tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürdürülüyor.
KALENİN YAPIMINDA 10 BİN ASKER GÖREV ALDI
İlçeye bağlı Uzuntaş Mahallesi’nde bulunan Perieş (Dilbersen) Kalesi, bölgenin en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olarak gösteriliyor. Rivayete göre M.S. 450 yılında inşa edilen kalenin yapımında 10 bin asker görev aldı. Ayrıca Gerar Kalesi, Nan-ı Guni ve Battalgazi ziyareti gibi tarihi alanlar da ilçenin kültürel mirasını yansıtıyor. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Nemrut Dağı’nın doğu yakasının ilçe sınırlarında bulunması, Pütürge’yi turizm açısından da önemli bir konuma taşıyor.
MALATYA’NIN SAKLI HAZİNELERİNDEN BİRİ OLMAYA DEVAM EDİYOR
Tarihi kayıtlarda Şiro ve İmran isimleriyle anılan ilçe, önce nahiye ardından kaza merkezi olarak idari statü kazandı. İlk yerleşimin tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, halkın büyük bölümünün Kütahya’dan gelen Samanoğulları tarafından oluşturulduğu, daha sonra Kopuzoğulları’nın da bölgeye yerleştiği ifade ediliyor. Sarp dağların arasında kurulu bu kadim ilçe hem tarihi mirası hem doğal güzellikleri hem de üretken insan yapısıyla Malatya’nın saklı hazinelerinden biri olmaya devam ediyor.