Fırat Nehri’nin doğu ile batı arasında doğal bir sınır çizdiği Malatya, insanlık tarihinin en eski jeostratejik merkezlerinden biri olarak ezber bozmaya devam ediyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü araştırmacılarından Ramazan Bayrak’ın gün yüzüne çıkardığı yeni bir akademik çalışma; bugün Pütürge ve Doğanyol ilçelerini kapsayan "Şûre-ili Nâhiyesi"nin karanlıkta kalmış geçmişini gözler önüne serdi. Osmanlı’nın 1519 tarihli tapu tahrir defterlerine dayanan araştırma, bölgenin sanılandan çok daha önce yoğun bir Türk nüfusuna ev sahipliği yaptığını ve 40 yıl gibi kısa bir sürede nüfusunu üçe katlayarak bölgenin parlayan yıldızı haline geldiğini bilimsel verilerle kanıtladı.
Araştırma, Fırat Nehri’nin batısında yükselen bu gizemli coğrafyanın, sanılandan çok daha eski ve köklü bir Türk yurdu olduğunu bilimsel verilerle kanıtlıyor.
TUNÇ ÇAĞI'NDAN OSMANLI'YA UZANAN KÖPRÜ: KOLDERE HÖYÜĞÜ
Şûre-ili nâhiyesinin tarihi, sadece Osmanlı ya da Selçuklu dönemiyle sınırlı değil. Bölgede yer alan Koldere Höyüğü üzerindeki bulgular, bu toprakların Tunç Devri’nden itibaren kesintisiz bir iskâna uğradığını gösteriyor.
Bizans ve Süryani kaynaklarında Claudia, Arap coğrafyacılarında ise Kalevziye adıyla anılan bölge, yüzyıllar boyunca imparatorlukların paylaşamadığı askeri ve jeostratejik bir hudut bölgesi olma özelliğini taşımış.
ROMA, BİZANS VE SELÇUKLU'NUN SAVAŞ MEYDANI
Fırat Nehri’nin oluşturduğu doğal sınır hattında yer alan Malatya, Roma-Sasani ve İslam-Bizans mücadelelerinde adeta bir "kale vazifesi" gördü. 7. yüzyılda büyük tahribata uğrasa da önemini hiç kaybetmedi.
1102 yılında Danişmend Beyi Gümüştekin Ahmet Gazi tarafından fethedilerek Türk hâkimiyetine giren kent, Selçuklu, Artuklu, İlhanlı ve Memlûk devletlerinin egemenlik mücadelesine sahne oldu. Bölgedeki kalıcı Selçuklu mührünü ise 1178’de Sultan II. Kılıçarslan vurdu.
Malatya'nın Tarihsel Kronolojisi:
1102 -> İlk Türk Hâkimiyeti (Danişmendliler)
1178 -> Kalıcı Selçuklu Dönemi (II. Kılıçarslan)
1243 -> Kösedağ Savaşı Sonrası İlhanlı Yönetimi
1361 -> Memlûk Hâkimiyeti
1515/1516 -> Osmanlı Devleti'ne İlhâk (Yavuz Sultan Selim)
1519 KAYITLARI EZBER BOZDU: YOĞUN TÜRK NÜFUSU
Makalede öne çıkan en çarpıcı bulgulardan biri, Osmanlı’nın bölgeyi ilhak etmesinin ardından tutulan 1519 tarihli ilk Tapu Tahrir Defteri oldu. Bu tarihi belge, spekülasyonlara son verecek cinsten bir gerçeği ortaya koyuyor: Şûre-ili, Osmanlı hâkimiyetinden çok daha önce zaten kesif (yoğun) bir Türk nüfusu ile meskûndu.
Tarihi Hoşgörü Örneği: 32 köy ve 14 mezradan oluşan nâhiyede Müslüman ve Gayr-ı Müslim halk yüzyıllarca bir arada, huzur içinde yaşadı. Hristiyan tebanın çoğunlukta olduğu yerleşimler ise sadece Tobni ve Terapesu Ermeniyan köyleriydi.
40 YILDA NÜFUS PATLAMASI: 3 BİNDEN 10 BİNE!
Osmanlı idari sistemine geçişle birlikte Şûre-ili nâhiyesi, bölgede sağlanan huzur ve istikrar ortamı sayesinde adeta bir demografik sıçrama yaşadı:
1519 Yılında: Yaklaşık 3 bin nüfus
1560 Yılında: 10 binin üzerinde nüfus
Kanuni Sultan Süleyman döneminde doğrudan Malatya sancağına bağlanan bu tarihi nâhiyedeki köy ve mezraların büyük bir kısmı, isimlerini ve varlıklarını günümüzde de koruyor.
GÜNÜMÜZDE ŞÛRE-İLİ NEREDE?
Tarih araştırmacısı Ramazan Bayrak’ın çalışması, geçmişle günümüz arasındaki coğrafi bağı da net bir şekilde kuruyor. 16. yüzyılın stratejik nâhiyesi Şûre-ili’nin sınırları, bugün Malatya’nın Pütürge ve Doğanyol ilçelerinin sınırları içinde yer alıyor.
Makalenin tamamına ulaşmak için buraya tıklayınız.