Malatya sokaklarının yaşayan hafızası, şehrin yürüyen tarihleri olan yaşlı çınarlar, geçmişin zorlu günlerinden bugünün emeklilik günlerine uzanan sıra dışı hikayelerini araladı. Kimi yıllarca memleketin çocuklarını yetiştirdi, kimi demiryollarında rayların sesinde ömür tüketti, kimi ise direksiyon başında dünyayı gezdi. Her birinin yüzündeki çizgilerde ayrı bir emeğin, ayrı bir mücadelenin izi var. İşte Malatya'nın o bilge amcalarının ezber bozan, ders niteliğindeki o açıklamaları...
"MÜDÜRLÜK DE YAPTIM, SOSYAL YARDIMLAŞMADA DA ÇALIŞTIM"
Yıllarını eğitime ve devlete hizmet etmeye adayan, Malatya’nın bürokrasisine ve eğitim hayatına yön veren isimlerden biri olan eğitimci Günay Ahmet Ateş,
"Eğitimciydim. Öğretmenlik yaptım, 15 sene. Daha sonra da çeşitli okullarda, İlçe Milli Eğitimde idarecilik, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yaptım. Sosyal yardımlaşmada çalıştım 6 sene. Daha sonra da işte emekli oldum"
ifadelerine yer verdi.
"BAHÇENİN HATIRI İÇİN 48 YAŞINDA EMEKLİ OLDUM"
Genç yaşta emeklilik kararı alan ve hayatın kıymetini bilmenin formülünü veren eski demiryolu işçisi Ömer Faruk Avşar,
"Demiryolunda işçi olarak çalışıyordum. 48 yaşında emekli oldum. Bahçenin hatırı için emekli oldum. Yine de emekli olduğumdan da memnunum o yaşta. Çok şükür sağlığım yerinde. Hayat güzel. Bilene, değerini bilene, bilmeyene hiçbir şey yok. Hayat değerini bileceksin. Ömrünün değerini bileceksin. Ne yaptığını bileceksin. Değerini bilmezsen o gençlik su gibi akıp geçer gider"
ifadelerini kullandı.
"ŞİMDİ EMEKLİLERİN HALİNİ KİMSE SORMUYOR"
Yıllarca şirketlerde direksiyon sallayarak helal rızkının peşinde koşan şoför emeklisi Cumali Gürsul,
"Şoför emeklisiyim. Şoförlük yapıyorum. Şirketlerde çalıştım. Ondan sonra da emekli oldum. Şimdi de emeklilerin halini kimse sormuyor"
diye konuştu.
"KARACİĞER VE ŞEKER HASTALIĞIM VAR, ÇALIŞAMADIM"
Sanayinin tozunu yutan, fabrikalarda dirsek çürüten ancak şimdilerde sağlık sorunlarıyla mücadele eden Niyazi Çalışkan,
"Emekli olmadan önce sanayi de çalışıyordum. Fabrikada da çalıştım. Bu şekilde emekli oldu. Rahatsızlıklarım var. Karaciğer hastalığı var, şeker hastalığı var. Emekli olduktan sonra çalışmadık"
şeklinde konuştu.
"AŞÇILIKTAN DEVLET SU İŞLERİNE UZANAN BİR ÖMÜR"
Bingöl’den Malatya’ya uzanan çalışma hayatında su işlerine yıllarını veren ve asıl mesleği aşçılık olan Ahmet İldeniz,
"Ben Bingöl'de su işlerinde çalışıyordum. Tayinimi aldım, geldim 12 sene kadar da burada su işlerinde çalıştım. Ondan sonra 2013'ün 6. ayında emekli oldum. Önce aşçıydım sonra devlet su işlerine geçtim. Geldim işte 12 sene kadar da burada çalıştım. 2013'ün 6. ayında da emekli oldum"
dedi.
"İNŞAATLARDA ÇALIŞTIM, ŞEKER FABRİKASINDAN SONRA İMAM OLDUM"
1970 yılında Malatya’ya ayak basan, eğitim hayatını sürdürebilmek için hafta sonları inşaatlarda ter döken ve ardından kaderin kendisini bambaşka bir kutsal göreve taşıdığı Ali Aydın, 35 yıllık çalışma hayatının özetini şu kelimelerle döktü:
"1970'te Malatya'ya geldim. Geldim burada okudum. O zamanlar işte pazar günleri, cumartesi pazar günleri çalışıyordum inşaatlarda. Okudum. Ondan sonra inşaatlarda çalıştım. Sonra şeker fabrikasında bir iki üç sezon çalıştım. Sonra imam oldum. Fabrika çalışmasıyla beraber 35 sene fazla bir çalışmam oldu. Ondan sonra nerede bir iş varsa çalışıyorduk yani ayrım yapmıyorduk. İhtiyacımız vardı. Ondan sonra Allah'a şükür şu an durumlar iyi. Emekli olmuşuz."