Küfür arapça kökenli olup, kufr kelimesinden dilimize geçmiştir. Köken itibari ile arapçadaki anlam değişiklikleri sessiz haflerin oluşturduğu kombinasyonlarla türetilir. Mesela küfür eden biri kafir olarak adlandırılır.Allah’ın varlığı birliği gibi temel dini argümanların yok sayılması, inkar edilmesi anlamı taşır.

Dilimizde sövmek için söylenen söz, sövgü ve kalay anlamı ile kullanılmaktadır. Bu anlamda kullanıldığında dilimizde küfür edene kafir demeyiz. Küfürbaz deriz.

Entelektüel bir yaklaşım sergileyecek olursak küfür etmek çok ayıplanır, kınanır. Ama bu gündelik hayatımızda kullandığımız dilde küfür ediyor olma gerçeğini değiştirmez.

Elbette diplomasinin, bürokrasinin söz konusu olduğu yerde küfür eden biri ile karşılaşma olanağımız yoktur. Olmaması da gerekkir. Ancak boş bulunup ağzından kaçıranlarında ettiği küfür ağzına tekrar tıkılır.

Şehit bacısına küfür eden siyasetçi  lütfü’nün başına gelenleri hatırlayın. Uzun bir süre insan içine çıkamadı. Bizim millet balık hafızalıdır unutmuştur deyip ilk boy gösterme çabasında tekrar eror verdi. Yanıldığı bir şey vardı. Halk unutmamıştı. Şehit bacısına ettiği küfür, kendisine yeniden siyasi kadrolar ihdas eden partisi dışında herkesin aklındaydı.

Entelektüel kesim genelde küfür edenleri kelime dağarcığı olmayan kendini ifade etmekten yoksun kişiler olarak tanımlar. Kısmen haklı da olabilir ancak bu bizim coğrafyada böyle algılanmaz. Bu noktada milletimizin pratik zekasını yok saymak, dilimizin zenginliğini ve edebiyat tarihimizi görmezden gelmek tam anlamıyla bir ahmaklıktır.

Sayfalar dolusu bir kitabın anlatamadığını Neyzen Tevfik’in yazdığı iki mısra ile anlayanlar ne demek istediğimi iyi anlayacaktır.

Gelgelelim küfürün bir de meditasyon gibi bir özelliği var. İnsan küfür eder ve rahatlar. Bunu kim inkar edebilir ki?

Küfür etmeyi sıradanlaştıran bir yazı yazmıyorum. Elbette muhatabınızın kutsal değerlerine veya aidiyet hissettiği yapılara ağız dolusu küfür etmenin külliyen yanlış olduğunu söylerim.

 Birazcık olsun kendimize küfrettirecek bir yaşam tarzından kaçınmak küfrün islah edici bir özelliğinin de olduğunu ortaya koyuyor.

Bazen yapılan manevralar, ataklar, saldırılar ağzınızı açmadığınız halde küfür etmekten beter eder adamı. Her hamleniz bir boşluk oluşturur. Ve edilebilecek her türlü küfür, yaptığınız hamlelere şahit olanlar tarafından veya muhatabınız tarafından doldurulur.

Ben burada olduğum müddetçe ‘’asla’’ der bir densiz. Siz o oradayken yaparsınız hamlenizi. Ağzınızı açmadığınız halde küfür ettiğiniz iddia edilir. Hani haksızda sayılmaz!

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…