6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmaya çalışan Malatya’da, yeniden inşa süreci umut yerine isyan doğuruyor. Şehrin kalbi Ferhadiye Mahallesi’nde yükselen sesler, "rezerv alan" uygulamalarındaki adaletsizlik iddialarıyla sarsılıyor. Vatandaşlar sadece evlerini değil, haklarını da kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalırken mahalle sakinlerini isyanlarını Duruş Medya mikrofonlarına anlattılar.
Ferhadiye Mahallesi’nin rezerv alanına girdiğini hatırlatan Sevilay Mutluer Yapa, rezerv alan içerisinde bulunan evlerin karşılığını birebir verileceğinin söylendiğini ifade etti.
“BU TOPRAKLAR BİZİM 300 YILLIK ATA YADİGÂRIMIZDIR”
“Bizler, en başından itibaren bu rezerv alan uygulamasını kabul etmediğimizi açıkça beyan ettik ve konuyla ilgili itiraz dilekçelerimizi sunduk” diyen Yapa, “Ancak itirazlarımız dikkate alınmadı; aksine bize,
“Biz burayı rezerv alan ilan ediyoruz ancak mülkünüzün karşılığını size aynı şekilde teslim edeceğiz” diyerek teminat verildi. Bugün geldiğimiz noktada ise büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. 400 ila 700 metrekarelik geniş alanlara sahip bahçeli evlerimizin bulunduğu arazilerimiz, kayıtlarda sadece ‘tek bir ev’ gibi değerlendiriliyor. Bu sebeple, mevcut mülkiyetimizin karşılığı olan diğer dairelerimizin verilmeyeceği, sadece bir daire ile yetinmemiz gerektiği ifade ediliyor. Konuyla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerden maalesef hiçbir çözüm elde edemedik. Bizler başka bir mahalleden ev istemiyoruz. Bu topraklar bizim 300 yıllık ata yadigârımızdır; biz hakkımız olanın kendi topraklarımızda bize geri verilmesini talep ediyoruz”
şeklinde konuştu.
“BEN ADALETLİ BİR SONUÇ İSTİYORUM”
Adaletli bir sonuç istedikleri belirten Yapa,
“Şu anda bizim ata, dede topraklarımız resmen elimizden alındı ve mağdur durumdayız. Ben adaletli bir sonuç istiyorum. Bulunduğumuz adanın eski kura çekilişinin iptal olmasını ve tekrar çekilişinin yapılmasını talep ediyoruz. O adaya 300-400 daire konulmasına rağmen mal sahibine niçin ve nasıl daire çıkmadığının cevabını almak istiyorum. Ve tekrar söylüyorum, kura çekimin iptal olmasını ve adaletli bir şekilde tekrar kuranın çekilmesini istiyorum”
diye konuştu.
“BU İMKANSIZ”
Kuranın yeniden çekilmesini talep eden ve bir kişiye 10 daire çıktığını ileri süren Yapa,
“Ferhadiye Mahallesi’nde şu anda 102 kişiye daire çıkmamış görünüyor. Bu imkansız. Bahçeli bir ev olup da 400 metrekare alana 20 daire yapılabiliyorsa mahalleliye ev çıkmamasına ben inanamıyorum. Orada 10 dükkân varken, alana 300 tane dükkân konulmuş. Bununla ilgili bize tam sayı da verilmediği gibi cevap da vermiyorlar. Yazılı hiçbir evrak vermiyorlar. Biz yerimizin rezerv alandan çıkması için çalıştığımızda ‘Siz boşuna uğraşıyorsunuz, biz sizin evinizin yerine park alanı yapacağız, bu kadar uğraşıyorsunuz size daire de vermeyiz’ gibi cümleler kullanıyorlar. Biz devletimize, devlet büyüklerimize inandığımız için diye herhangi bir evrak almadık. Keşke yazılı bir kâğıt alsaydık. Biz kuranın yeniden çekilmesini, su, elektrik abonmanlarına bakılıp, buralarda kimler oturuyorsa bunlara dairelerinin verilmesini istiyorum. Lütfen bizim 300 yıllık kendi yerimizden dairelerimizi versinler. Ben Fahri Kayahan’dan, Tandoğan’dan, Yeşilçam’dan daire istemiyorum. Ben ata, dede toprağımı istiyorum. mahallemizde evi bulunmadığı halde Özhüsrev soy isimli birisine kurada 10 daire çıkmış..Sonra listeye 4 daire düşüyor. 6 daireyi nasıl aldı? Bunun cevabını da almak istiyorum. Ayrıca 14 tane analiz dairesi var o bölgede. Bu analiz daireleri neden ve kime ayrıldı?”
ifadelerine yer verdi.
“4 DAİRE, BİR DÜKKAN VERİLMESİ GEREKİYORDU”
Yapılan haksızlık karşısında eşinin hasta olduğunu kaydeden Makbule Mutluer de,
“Benim gözüm kendi yerimdeyken, bu malın kimseye faydası olmaz. 60 yıllık yerimiz. Eşim üzüntüsünden hastalandı. Eşime 3 gün ben yemek yedirdim. Sağlığımız da gitti. Adamı olan, milletvekili tanıdığı olan alsın istediği yeri alsın, ama adamı olmayan, tanıdığı olmayan mağdur olsun. Eşim ve kardeşine toplan 4 daire ve bir dükkân verilmesi gerekirken, 2 kardeşe bir daire veriliyor. Bu doğal bir şey mi? Bizim diğer daireler ve dükkâna ne oldu? Biz dükkanımızın vergisini evimizin vergisini düzenli verdik. Doğru olduğumuz için mi bunu yaşıyoruz? Ben parselimdeki yerimi, hakkım neyse onu istiyorum. Eşim parselimizi vermemek için çok direnci, eşimi ‘Yeşil alan, park yaparız’ diye tehdit ettiler. Eşim bana ‘4 daire, bir dükkân verirseniz razıyım, yoksa ben parselimi vermiyorum’ dedi. Tanıdığı olanlara çekilişte olanlara 10 daire çıkıyor, bizimki neden çıkmadı? Biz sizden bir şey istemiyoruz, biz hakkımızı istiyoruz. Haksızlık yaptılar”
açıklamasında bulundu.
“BİZİM 2 PARSELİMİZ VARDI”
Bunun kul hakkına girdiğini söyleyen Fikret Mutluer ise, “Ben 7 yaşındaydım babam parselimize temel atınca. Tam 60 yıl oldu. Şimdi de eller yiyecek. Benim hakkımı vermediler. Bu kul hakkına giriyor” derken, kendilerine yapılanın çok büyük bir haksızlık olduğunu dile getiren Belgin Mutluer de şunları kaydetti:
“Bizim 2 arsamız var. Birisinde 4 katlı evimiz vardı, diğeri ise bahçeydi. Bize önce ‘4 kat evinize 4 daire, bahçeniz için de daire artarsa daire, yoksa parası verilecek’ diye. Her şey yalan çıktı ve bir tane daire verildi. Bizim bulunduğumuz alan çok büyük. Ama adanın sonu çok karışık ve bize oradan ev vermişler. Kendi yerimizden bize daire vermediler. Birçok tanıdığımıza 3’er, 4’er daire verdiler. Sadece bizim müstakil evlere birer daire verdiler. Bizim 2 parselimiz vardı. Toplam 600 metrekareydi. Haksa en azından 2 daire verilerdi. Çok büyük haksızlık var. Eğer müstakillere birer daire veriyorlarsa diğerlerine de birer daire verselerdi. En azından adaletli dağıtılmış derdim. Siyasi akrabaları, tanıdığı olanlara 3-4 daire veriyorlar, bize vermediler. Çünkü bizim siyasi tanıdığımız yok. Biz devlete çok inandık. Yanlış yapmazlar diyorduk. Çok pişmanım.”