Güney sınırımız Orta Doğu iç savaşlarla yanıp tutuşur iken, hep aynı milletin kardeş çocukları kavga ettirilmekte.
Akıl ekseninden bakınca DEAŞ ve PKK’nın ne kadar çok yayılmacı İsrail çocuğu olduğunu görürüz.
Musul operasyonunda Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’yi istememek Avrupa ve ABD’nin kendi açılarından doğru bir karar.
Ama mazlumlar açısından bakınca Türk askerinin olmadığı bir Musul harekatı zulümle bitmeye mahkumdur.
Başkanlık tartışması Orta Doğu ateşinin gölgesinde yapılmakta. Bu da başkanlığın ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Neden mi?
Çünkü başkanlıkla beraber; iç sorunların dış kuvvetlerce malzeme yapılmasının önüne geçilecektir. Halkın seçtiği ve demokrasinin ruhuna uygun olarak seçilen başkanlar dış siyasette daha verimli ve bağlayıcı olacaktır.
Başkanlık Türk töresine en uygun yönetim biçimidir.
Başkanlıkla çok seslilik ve kısır döngü sona erecektir.
Bunu hiçbir kuvvet engelleyemeyecek ALLAH’ın (cc) yardımı ile zafer mazlumların yanında olanın olacaktır.
Başkanlık sadece Türkiye’ye değil, dünyadaki diğer mazlumlara uzanacak bir el demektir.
Avrupa tarihine bakar isek karakteristik olarak sömürgeci gelenekten gelmekte.
Maddeci, duygusuz bir Avrupa modeli yüzyıllarca İslama ve insana hizmet eden bir medeniyeti anlayamaz.
Sonuç olarak başkanlık tartışması demek mazlumların kurtuluşuna çare aramak demektir.
Eğer bu milletin bağrına düşerse, bu tartışma muhakkak onay alacaktır diye düşünüyorum.