Kendimi bildim bileli televizyondaki şehit haberlerini hep gözyaşlarıyla izledim. Hıçkıra hıçkıra izlerken hep içten içe dua ettim, Rabbim kimseye o acıyı yaşatmasın diye…

Eşinin cenazesi arkasından çocuğuyla dik durmaya çalışan kadınlardan, kardeşinin arkasından ağıt yakan bacılardan olmayayım diye çok yalvardım Rabbime.

Şimdilerde büyüdüm, evlendim ve bir erkek evladım var şükürler olsun.

Her şeyi bir tarafa bıraktım artık, oğlunun şehit olduğunu öğrenince bile "vatan sağolsun" diyen annelerden olmamak için el açarım göğe daima.

Hayatta her şeyin tarifi varmış ama evlat acısı anlatılamazmış.

Yalan mı?

Ateş düştüğü yeri yakar.

Karnında taşı, besle, büyüt, gözünden sakın, rüzgardan esirge sonra vatani görevi için askere yolla davul zurnalarla, ya sonra! Türk bayrağına sarılı tabutunu karşıla ağıtlarla.

Daha dün sabah kahvaltı hazırlarken 2 askerimizin Diyarbakır'da şehit edildiği haberini öğrendim televizyonda.

Saymayacağım öyle kurbanlık koyun sayar gibi bir yılda, bir haftada kaç şehit verdiğimizi. Kaç şehit verdiğimiz değil, ne uğruna şehit verdiğimiz daha da önemli.

Vatan içinse amenna diyecek laf yok lakin siyasi çıkarlar, küçük ama anlamsız hesaplar varsa işin içinde bunun günahı, ahı herkesi yakar.

Hiçbir siyasi parti ya da liderleri kastetmiyorum, ayırmıyorum, suçlamıyorum. Zaten işin o taraflarını irdelersek akıl sağlığımızı yitiririz muhtemelen.

Her kim sebep oluyorsa, kendi çıkarını düşünerek olayları bu boyutlara kadar sürüklüyorsa, asker ocağında vatanı bekleyen genç çocukların, abilerin kanını akıtacak kadar merhametsizse bence suçlu o, onlar.

Böyle bir dünya olmamalı, hayat bu kadar basit olmamalı.

Vatan sevgisi uğruna gözü kapalı canını verecek milyonlarca gencimiz var ama gerçek mücadeleler için elbette. Koca bir hiç uğruna değil.

Korkuyoruz artık kalabalık yerlere gitmeye, bir partiye oy vermeye, görüş beyan etmeye.

Yazık günah o giden canlara, geride kalanlara.

Bugünlerde geçip gidecek, unutulacak, her gecenin sabahı gibi yine güneş doğacak ama bu uğurda akan kanlar her zaman içimizi acıtacak.

Ve benim güzel ülkem de her zaman olduğu gibi yıllar sonra hiçbir şey hatırlanmayacak…