Ramazan ayındayız ya, kalp kırmadan, kişisel eleştiri hakkımızı kullanmadan yumuşak yazılar kaleme alma gayretinde olmaya devam edelim.

O zaman girişi meşhur mu meşhur, zengin mi zengin iftar sofraları ve o sofraların gerçek başmisafirleri kim olmalı konusuyla yapalım…

Her Ramazan ayında sivil toplum örgütleri ve bazı resmi daireler iftar daveti vermek için adeta birbirleriyle yarışır. Bunda bir sorun yok, hatta oldukça güzel bir alışkanlık. Hem dinimizin paylaşmak üzerine kurulu olan anlayışına, hem de orucun maneviyatına vurgu yapılması adına olması gereken erdemli bir davranış diye düşünüyorum…

Yalnız…

Bu sofralara hep aynı kişileri, hep aynı meslek gruplarını, hep aynı zihniyete mensup olanları çağırmak gibi bir kaide kural mı var Allah aşkına?

Dinimiz önce fakire, muhtaca el uzatın demiş… Zengine, yediği önünde yemediği arkasında olana değil ki! Tamam, o sofralar gönül sofraları olmalı, herkes orda olmalı… Ancak ağırlıklı olarak muhtaçlar olmalı o sofralarda!

Ben bugüne kadar bir Suriyeli yetim çocuğun o iftar sofralarının misafiri olduğunu görmedim. Ya da Malatya’nın kenar mahalleleri diye adlandırdığımız, daha çok alt gelir seviyesinde olanların yaşadığı yoksul bölgelerinde ikamet edenler için bir iftar sofrası kurulduğuna şahit olmadım!

Hadi hakkını yemeyelim Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin bu Ramazan başlattığı yukarıda bahsettiğime benzer bir iftar sofrası uygulaması var.

Dostlar, ağabeyler Ramazan demek 20 saat aç kalıp, akşam ezanıyla birlikte pişirilen envai çeşit yemeğe nefessiz yumulmak demek değil! Biz önce bunu idrak etmeliyiz bence. Zengin sofralarımıza kimleri davet etmeliyiz, o sofralarda kimlerin de hakkı var bunu bilmeliyiz en başta.


YENİ MALATYASPOR’UN TRASNFER POLİTİKASI


En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Bu transfer politikası sezon sonu hüsran getirir!

Evet, futbolun şaşmaz bir kuralıdır: Bir takımın iskeletini kısa zaman dilimleri içerisinde bozup yerine yenisini inşa etmeye kalkmak tam manasıyla intihardır.

Lakin bu şaşmaz kuralı uygulayacak takımın da her şeyden öte elinde bir iskelet kadrosunun olması lazım!

Yeni Malatyaspor’a bakıyoruz, var mı bir omurga ya da iskelet?

Orta sahaya bakıyoruz, Hüseyin Kar… Geçen sezonun en istikrasız isimlerinden biri… Hem orta saha mı forvet mi olduğu bile belli değil. Onun yanında hemen Ali Sakal var, Sakal’ın yanında İrfan. Şimdi bu üçlü geçen sezon kaç maç yan yana oynadı?

Hemen söyleyeyim, taş çatlasın 15!

Diğer tarafta Serkan Çalık var… O Serkan belki de dünyada diz kıkırdağı olmadan futbol yaşantısına devam eden tek futbolcu ve ne zaman sakatlanacağını ne kendisi, ne de doktorlar bile bilir.

Arkadaşlar kendi kendimizi kandırmayalım, Yeni Malatyaspor’un transfer politikası şimdilik sos veriyor. Bu politika da omurgayı momurgayı korumak değil. Bu resmen bu lige küçük başlamak demek!

Çok acilen 1.ligi bilen, nokta futbolcular transfer edilmeli … Zira ligin yeni takımıyız ve maazallah alıştık, alışıyoruz derken boylarız kümeyi!