Merhaba sevgili okurlarım; bu haftaki yazımda Malatya’mızı Malatyalıları yazmak istiyorum. Malatyalının kalbinde ilk sevgilisi Malatya olur, doğumla gelen bu sevda Malatya toprağında sükunet bulur. Diğer şehirlerin insanları Malatyalılardan daha çok gurbete adapte olurlar.

Malatyalı olmak kayısı yapraklarının arasında güneşe bakmaktır. Mişmişi ile geçmişini bir arada yaşatmaktır. Yüz çevirmiş akraba gibi hayat zorlaştıkça namusuyla dimdik ayakta durmaktır.

Malatyalı olmak Beydağı’nın eteklerinde bey olmaktır. Yetiştirdiği siyasetçileri ile ülkesine yön vermek, sanatçıları ile tüm toplumu aynı karede güldürüp ağlatmaktır.

Malatyalı olmak bağlanmaktır toprağa… Bahar ayında gelen soğuk kırar çiftinin yüreğini, sonra erik ağaçlarına bağlanan umutlar bir bahar sabahında öteki bahara bırakır kendini…

DÜNYA ŞEHRİ MALATYA

Malatyalı olmak yurduna konan her kelebekte sevinç, her dolu yağmasında geriye gidiştir.

Malatyalı olmak Beydağı’ndan Beylerderesine büyüyen doğunun incisi, batının kayısı bahçesinde mutlu olmaktır.

Malatyalı olmak Kürt Türk ayrımı yapmadan büyük destanları ile gurur duymaktır. Malatya, Battalgazi’si, Aslantepe’si, tertemiz suyu ve dalbastıları ile yurt tutmaz yolcuların uğrayıp ayrılamadığı bir memlekettir.

İnsanı insan, komşusu kardeş olan büyük yürekli insanları ile her zaman dost her zaman yardım sever olarak bir dünya şehri olmaya layık kültür ve tarihe sahiptir.

Bizler yaşadığımız bu güzel şehri yüreklerimizle tutup, bize gelen her selama icabet etmeliyiz. Tarihimize, kayısımıza, yetiştirdiğimiz büyük devlet adamları ve büyük sanatçılarımıza sahip çıkıp kardeş kavgaları üretmemeliyiz. Her kesimi empati yaparak anlamalı ve şehrimize ola ki atılacak kin tohumlarını sevgiyle kurutmalıyız.

Bir gün ne söylediğimizi, kime söylediğimizi ya da ne yiyip ne içtiğimizi unutabiliriz ama hemşeri komşu olarak birbirimize nasıl hissettirdiğimizi asla unutmayız…