Kış… Ayaz ortasında sokaklarda sıkıca giyinmiş insanların planlı olarak bir yerden başka bir yere gittiğini görürsünüz. Yaz ortasında plansız, ‘şöyle bir tur atayım’ diyen insanlar artık soğuk sokak ve caddeleri bir deniz gibi görüp kafe, çay evlerine gittiğini ya da iş çıkışı evlerine planlı olarak gittiğini görürsünüz.
Minibüs, otobüs duraklarındaki yolcularda soğuk havanın verdiği bir tahammülsüzlüğü hemen görebilirsiniz. Yaz aylarının sıcaklığı girilen her sokak arasında pılı pırtısını toplayıp gitmiştir. Yazın güneşten gölgeye kaçan insanlar şimdiyse gölgelerden ender çıkan güneşi kaçırmadan sırtlarını, üşüyen yanlarını güneşe doğru tutuyorlar.
Kış aylarının bence kahramanları babalardır. Ama gerçek sorumluluğu bilen, her kış gününün en soğuk olduğu zamanlar olan sabahın erken saatlerinde sıcak yataklarından kalkıp eşi, çocukları için soğuğun o yüz kızartan karanlığına bırakan, helal ekmek kazanmak için evden çıkan babalar…
Tabi çoğu anne de çıkıp çalışmakta. Çalışan anneler, hele de o soğuk kış günlerinde evladı için çalışan bir de eve gelip ev işlerini de yapan, yani dışarıda baba gibi çalışan eve gelince de üstüne annelik görevini yapan, elleri öpülesi analarımız…
Kış ayları herkes için zordur. Asker için üç-beş nöbetinde dondurucu soğukta, şehitlik duruşuna dönüşür. Polisler yol kenarında, araç kontrollerinde, akşam dizlerine sırtlarına ağrı olacak arabaların, kamyonların yüksek dağlarda taşıdığı soğuğu getirip yüzlerine çarpması ile mücadele eder. Şoförler taksi, minibüs, otobüs şoförleri ekmek davalarında. Akşama kadar direksiyon sallayan şoförler kışın gelmesi ile bir de kayganlaşan, buz tutan yollarda can taşımanın verdiği büyük sorumlulukla katmerlenir zorlukları.
Kışın inşaatların durması ile inşaat işçileri bekleyişe geçer. Çoğu yaz aylarında çalıştıklarını, artırdıklarını tüketir. Kara kışta bir iş yokluğu esir alır. Yıllarını inşaata vermiş ustaları kış aylarında zorlanır. Şehrin dilsiz sakinleri sokak hayvanları da zorlanır dondurucu soğukta. Kuşlar donmuş zeminde yiyecek bulamazlar. Ağaç kavuklarında yazın tomurcuklanan toprağı beklerler.
Aslında insan ve doğa bir mevsim değişiminde bile ne kadar aciz olduğunu anlıyor. Çevreyi, dünyayı hakimiyetimize almamışız, o bize hüküm sürüyor.
Yazın kaçtığımız güneşin kışın peşinden kovalıyoruz. Belki de tek hüküm sahibi olduğumuz duygularımız.
Birbirimizi anlamamız, bizden sevgi bekleyenleri sevme oranımız, yaz-kış, sıcak-soğuk elimizde olmaya bilir. Ama her mevsim bizden merhaba bekleyenlere gülerek merhaba diyebiliriz.
İşte bu bizim elimizde…