Psikolog Aslı Kanizi, manipülatif sessizliğin çoğu zaman çatışmadan kaçınma maskesi altında sunulduğuna dikkat çekerek; "Bu yapıdaki bireyler, öfke ve kırılganlıklarını doğrudan ifade etmek yerine sessizliği kullanarak karşı tarafın suçluluk ve terk edilme korkularını tetikler. Bu durum ilişkiyi eşit bir bağ olmaktan çıkarıp, narsistin güç kazandığı bir sahneye dönüştürür" dedi.
Sessiz cezalandırma sürecinde karşı tarafın duygusal varlığının askıya alındığını belirten Kanizi, sürecin yıkıcı etkilerini şöyle özetledi:
"Yıpratıcı olan sevilmemek değil; sevginin bir tehdit, bir ödül-ceza mekanizması olarak kullanılmasıdır. Karşı taraf neyi yanlış yaptığını anlamaya çalışırken giderek kendinden uzaklaşır; daha çok onarmaya çalışan, daha çok açıklama yapan taraf haline gelerek benliğini aşındırır."
Sağlıklı ilişkilerdeki "geçici sessizlik" ile "patolojik sessizlik" arasındaki farka değinen Kanizi, manipülatif sessizliğin kişisel bir sınır değil, karşı tarafın gerçeklik algısını bozacak kadar güçlü bir "ilişki düzenleyici" olduğunu ifade etti. Uzmanlar, bu tür bir döngüye maruz kalan bireylerin, durumun patolojik bir yapıdan kaynaklandığını fark etmelerinin önemine vurgu yapıyor.