Konya Devlet Tiyatrosu’nun Dördüncü Ay isimli oyunu geçen hafta Malatyamızda devlet tiyatroları sahnesinde üç seans şeklinde sergilendi.
Björn Bastrom’un yazdığı ve Alpay Aksum yönetmenliğinde sergilenen oyunda Konya Devlet Tiyatrosu’nun usta oyuncuları tarafından çok güzel bir oyun izlemiş olduk.
Oyunun konusu gerçek hayattaki git gellerimizi ve tüm dünya ile olan bağlarımızı kopan insanoğlunun hayatı nasıl bir mapusaneye çevirdiği…
Oyun o kadar etkiliydi ki izleyiciler olayları kendi kapı önünde yaşanan gerçek tanıklıkla perçinlenen bir içe işleyişle hazmetti. Bunu oyun sonunda seyircilerin gözlerinde görebilirdiniz.
Kör bir cehaletin abi kardeş arasına kan akıtmasını dehşetle izledik oyunda. Ayrıca iletişim eksikliğinin hayatımızda nelere mal olacağını sezinliyerek, bir ailenin tüm fertlerini esir alan bağnaz düşünceye ruhsal ve akılsal neşter değdirmiş olduk.
28 Ekim Cuma günkü akşam seansına sayın valimiz Mustafa Toprak da katıldılar. Oyuncuları tebrik eden Valimiz oyundan etkilendiğini de belirtti. Biraz da duygusallaşmıştı. Kısa bir teşekkür konuşması yapan Valimiz Cumhuriyet Bayramımızı da kutladılar.
Sanatla, devletle olan muhteşem bir gün idi. Valimizin sanata olan duyarlılığı seyircimizi etkiledi. Sanatı seven insanı sever. Böyle bir Valiye sahip olan Malatya bence çok şanslı.
Konya Devlet Tiyatrosu’nun yıllardır güzel oyunlar çıkarmasının ardında tiyatroyu sadece bir iş gibi değil de koca bir yürekle severek yapan insanlarla dolu olmasından kaynaklanıyor.
Konya Devlet Tiyatrosu’nun oyuncularından teknik ekibine ve idari kadroya kadar her emektarın tiyatro aşkını, insan sevgisi ile çalıştığını görmemek gerçekten körlük olurdu. Oyuncular Ferdi Dalkılıç ve Esra Erdemir’in usta oyunculuğu ve yönetmenin ustalığını yazmıştım.
Alçak gönüllü, insan sevgisi ile dolu olan bu insanları her Malatyalının tanımasını isterdim. O vakit beni daha iyi anlardınız.
Işık tasarımcısı ve Konya Devlet Tiyatrosu Müdürü Hakan Özdemir’in çalışan insanlarla olan diyaloğu mükemmel. O kadar iyi ki, onunla konuştuğunuzda kendinizi değerli hissediyorsunuz.
Hiçbir kibrin bulunmadığı. sanatı seven koca bir yürek… Konya Devlet Tiyatrosu bir deniz gibi etrafına bereket sanat yağmurları yayıyor. Mevlana anlayışı, Konya şekeri tadında… Konya’yı tanımak çok güzeldi.
Tiyatroyu bir aşılanma olarak göre bilirsiniz.
Nasıl ki küçükken aşılandığımızda çocuk felcini ve kızamığı rahat atlatıyoruz, tiyatro da gerçek hayatta başımızdan geçebilecek olası olayları ve vicdan hapishanesine düşebileceğimiz hataları bize anlatır bu aşılama ruhsal yönde büyük yanlışlardan bizi korur.
Sanatı, tiyatroyu özümseyen toplumlar, toplumsal barışa daha yakındır. Bu sebepten dolayı bitmeyen okul olan tiyatroların geliştirilmesi ve desteklenmesi şarttır.
Hastalıklarla nasıl savaşma gayretine giriyorsak, sanata destek vererek toplumu kemiren bağnaz hastalıkla da mücadele etmemiz gerekiyor.
Sanatla kalın…