Son günlerde dikkatimi çeken bir konuya ilişkin değerli okurlarla hasbihal etmek istiyorum. Depremin üzerinden 6 ay gibi bir süre geçti. Acısı ile tatlısı ile diyemiyorum. Çünkü kaybettiklerimizin yasını dahi tutamadık. Unutmamız mümkün değil bu tarifsiz acıyı. Hiçbir zaman hafızalarımızdan silinmeyecek o günlerde kentimize sürekli bakanlar gelirdi. Ve bakanların gelmesi artık biz depremzedeler için sıradanlaşmıştı. Yanlarına gidebiliyor sohbet edebiliyorduk. Belki de sadece ekranlardan gördüğümüz o bakanları ilk kez bu kadar yakından görebiliyorduk.
Halk ile iç içe olan bakanları zor günlerimizde yanımızda görmek elbette ki bizleri fazlası ile memnun ediyordu. Depremin yaraları yavaş yavaş sarılmaya başlanması ile halk ile iç içe mantığı maalesef son buldu diyebiliriz. Şimdi bırakın bir bakana soru sormayı yanına bile yaklaşmak büyük zorluk. Öyle ki ilimize şu sıralar gelen genel anlamda üst düzey yöneticiler için dakikalarca trafik kesiliyor. Bunu yaparken amaç güvenlik ise şu bilinmelidir ki şehirde kimse güvende değil. Herkes kendi güvenliğinden sorumlu. Trafiği kesmek nedir? Buna bire bir şahit olduğum için bu konuyu vurgulamak istiyorum. Belki birileri için bu konu hassas olmayabilir fakat şu bilinmelidir ki üst düzey yöneticiler de bizlerde eğer bu şehirde isek aynı durumdayız. Biz yaşanan depremlerde cebimizdeki parayı harcayacak yer, üstümüze giyinecek elbise, içecek su bulamadık. Yani zengin de fakir de aynı durumda idik. Keza depremin ilk günlerinde kentimize gelen misafirlerimizin birçoğu bu durumu yaşadı ve gördü. Şimdi bu ayrıcalık nedir? Akan trafikte her vatandaş gibi trafik kurallarına da uyarak ilerlemek yerine dakikalarca trafiği kestirip geçeceği güzergâhta konvoy dışında araç geçişine müsaade edilmemesine anlam verilmez oldu.
NE ÇABUK UNUTTUK
Ne çabuk unuttuk, daha 4-5 ay öncesinde belki de aynı kâseden çorba içtiğiniz vatandaştan ne tür bir olumsuzluk gördünüz de bu ayrıcalık yapılır oldu. Bunun adı bir güvenlik önlemi ise bu şehirde bir güvenlik zafiyeti mi var sorunu gündeme getirecektir elbette. Metropol bir şehre gerçekleştirilen ziyaretten bahsetmiyorum. Depremzede bir kente depremzede vatandaşlar ile iç içe olup onların derdini dinlemek için gelen misafirlerimizden bahsediyorum. Bu ayrıcalığı en azından geçtiğimiz bu hassas dönem içerisinde göstermeyin bence. Halktan uzaklaşmak yerine halkla iç içe olarak daha doğal daha duygusal bir ziyaret gerçekleştirin. Bu kentin samimiyetinize ihtiyacı var. Daha samimi daha sıcak olmak zor olmayacaktır.