Son yıllarda toplumda sıkça dile getirilen “demans 40 yaşına düştü” söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, genç yaş grubunda görülen unutkanlık şikâyetlerinin büyük bölümünün demans dışı nedenlerle ortaya çıktığını vurguladı.
ERKEN BAŞVURULAR ALGIYI GÜÇLENDİRİYOR
Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, “gençlerde unutkanlık arttı” algısının; sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artması ve tanı yöntemlerine daha erken ve kolay erişilmesinden kaynaklandığını belirtti. Manyetik rezonans görüntüleme olanaklarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artması ve hekim ile toplum farkındalığının yükselmesiyle daha fazla vakanın tanı aldığını ifade eden Önal, bu durumun demansın genç yaşlara indiği algısını güçlendirdiğini söyledi.
“UNUTKANLIĞIN SEYRİ ÇOK ÖNEMLİ”
Genç başlangıçlı demansın 45–64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altının ise “çok genç başlangıçlı” olarak değerlendirildiğini aktaran Önal, yaşlılık tanımının değişmesiyle demansın yalnızca Alzheimer hastalığıyla sınırlı olmadığını belirtti. Önal, değerlendirmede işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulgularının esas alınması gerektiğini vurguladı.
Yakınmaların gün gün değişmesi, stresle artması, motivasyon ve enerjide düşüş ile uyku bozukluklarının eşlik etmesi durumunda depresyon ve anksiyetenin ön planda düşünülmesi gerektiğini ifade eden Önal, sinsi başlangıçlı ve aylar ya da yıllar içinde ilerleyen, yeni bilgileri öğrenmede güçlük ve günlük yaşam işlevlerinde kayıpla seyreden tabloların ise nörodejeneratif süreci akla getirdiğini söyledi.
PSÖDO DEMANS VE GERÇEK DEMANS AYRIMI
Genç yaşta “psödo demans” olarak değerlendirilen tablonun depresyon olabileceği gibi, tam tersine depresyon ya da kişilik değişimi olarak etiketlenen bir demans tablosunun da gözden kaçabileceğine dikkat çeken Önal, hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR incelemesinin önemine vurgu yaptı.
“DELİ DANA HASTALIĞI DA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI”
Unutkanlıkla birlikte iş veya okul performansında belirgin düşüş, yönelim bozukluğu, dil problemleri, kişilik ve davranış değişiklikleri ile hızlı ilerleyen nörolojik bulguların eşlik ettiği durumlarda demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Önal, haftalar ya da aylar içinde hızla kötüleşen tabloların “deli dana hastalığı” gibi nadir hastalıkları da akla getirebileceğini ifade etti.
Ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü bulunması halinde daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Önal, şikâyetlerin 4–6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulmanın eşlik etmesi durumunda acil ve ayrıntılı nörolojik değerlendirmenin şart olduğunu sözlerine ekledi.