Malatya, depremin ardından yürütülen yeniden yapılanma süreciyle baştan inşa edilirken, şehirde yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. MHP Malatya İl Başkanı Gökhan Gök hem yapılan çalışmaları hem de sahadaki güncel sorunları değerlendirdi. Kentin üç aşamalı bir yeniden kuruluş sürecinden geçtiğini ve bugün en büyük problemin yüksek kira beklentileri olduğunu dile getirdi.
“YAPILAN DESTEKLERİ İNKÂR ETMEMEK GEREKİR”
Depremin ardından köklü bir geçmişe sahip olan Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için yoğun bir süreç yürütüldüğünü belirten Gök,
“Depremle birlikte yaklaşık 180-200 yıllık bir geçmişe sahip bir şehrin yeniden imar ve ihyası sürecine girdik. Bu noktada devletimizin ve hükümetimizin çok ciddi katkı ve destekleri oldu. Bu şehri adeta üç kez kurdular: Önce çadırlarla bir şehir oluşturuldu, ardından çadırlar kaldırılarak konteynerlerle yeni bir yaşam alanı sağlandı. Bugün geldiğimiz noktada ise TOKİ aracılığıyla güvenli konutlara ulaşma sürecinde anahtar teslimleri başladı. Yaklaşık üç yıl içinde bu sürecin tamamlanması ve Malatya’nın eski kadim şehir ruhuna kavuşması adına yapılan destekleri inkâr etmemek gerekir. Elbette yeni bir şehir kurarken eksiklikler olacaktır. Ancak bu eksikliklerin giderilmesi için zamana ihtiyaç olduğu gerçeğini de kabul etmeliyiz"
şeklinde konuştu.
“GÜRÜLTÜ ŞEHRİN YENİDEN DOĞUŞUYDU”
Geçtiğimiz yılın en büyük şikâyet konularından birinin sahadaki yoğun gürültü, toz ve çalışma ortamı olduğunu hatırlatan Gök,
“Malatya’da en büyük sıkıntımız, belki bir yıl önce sahadaki gürültü, toz ve yoğun çalışma ortamıydı derdim. Bu durum ciddi şikâyetlere neden oluyordu. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki bir yıl öncesiyle kıyaslandığında şehir adeta yeniden kuruluyor. Şehirler gürültüyle yeniden doğar. Eğer bir yerde iş makinesi sesi yoksa, ustaların çalıştığı duyulmuyorsa orada üretim de yoktur. Bu süreçte o aşamayı büyük ölçüde geride bıraktık. Bugün ise en büyük sorunlardan biri, anahtarı teslim edilen iş yerlerinin kiralanması ya da taşınması sürecinde ortaya çıkan yüksek kira talepleridir. Ayrıca çarşı kültürünün yeniden oluşmasında gecikmeler yaşanıyor. Vatandaşlarımızın yeni iş yerlerine taşınma süreci beklenenden daha yavaş ilerliyor. Bunun temel nedenlerinden biri de kira fiyatlarının yüksek tutulmasıdır”
dedi.
“KONTEYNERDEN ÇARŞIYA GEÇİŞ SÜRÜYOR”
Konteynerlerin boşaltılması ve esnafın yeni iş yerlerine geçiş sürecinin devam ettiğini belirten Gök,
“Konteynerlerin boşaltılması ve yeni iş yerlerine geçiş konusunda da çalışmalar sürüyor. Vatandaşlarımızdan bu süreçle ilgili zaman zaman serzenişler geldiğine şahit oluyoruz. Ancak ciddi bir direnç olmasa da taleplerin arttığını görüyoruz. İnşallah zamanla bu süreci de aşarak Malatya’nın kadim şehir ruhunu yeniden oluşturacağız. Güvenli, düzenli ve tarihi değerlerini koruyan bir şehir olarak eski kimliğimize kavuşacağımıza inanıyoruz”
ifadelerini kullandı.
YENİ ÇARŞIDA METREKARE TARTIŞMASI
Yeni çarşı projesine yönelik eleştirilere de değinen Gök,
“Yeni çarşıyla ilgili en büyük eleştiriler metrekarelerin küçüklüğü ve yapı şekli üzerine yoğunlaşıyor. Dükkanların birleştirilmesi gibi çözümler de gündeme geldi. Sayın Valimiz de bu konuda birleşmenin mümkün olduğunu ifade etti. Ancak burada önemli bir gerçek var: İçimize tam anlamıyla sinmese de elimizde hak sahibi olan çok sayıda vatandaş bulunuyor. Özellikle Bakırcılar Çarşısı, Akpınar bölgesi ve eski belediye karşısı gibi şerefiye değeri yüksek alanlarda kimse yerinden ayrılmak istemiyor. Devletimiz bu alanlarda metrekare bazında yüzde 20 ile yüzde 27 arasında kesintiye gitmek zorunda kaldı. Eski belediye karşısında örneğin çok büyük iş yerleri yoktu; birkaç büyük dükkân dışında genellikle küçük ölçekli alanlar vardı”
diye konuştu.
HAK SAHİPLİĞİ PLANLAMAYI ZORLUYOR
Küçük metrekarelerin dezavantaj oluşturduğunu kabul eden Gök,
“Elbette küçük metrekareler bir dezavantaj gibi görünüyor. Ancak hak sahibi sayısının fazlalığı ve alanın sınırlı olması nedeniyle başka bir alternatif de pek mümkün görünmüyor. Dükkanların birleştirilmesi bu noktada bir çözüm olarak öne çıkıyor. Nitekim bazı esnafların iki iş yerini birleştirerek faaliyetlerine başladığını görüyoruz. Sonuç olarak, bu süreci mevcut imkânlar doğrultusunda birlikte aşmamız gerekiyor. Alan, kaynak ve hak sahipliği dengesi göz önüne alındığında, yapılan planlamanın ötesine geçmek şu an için mümkün görünmüyor”
sözlerini noktaladı.