Sağlık

Polikistik Over Sendromu yaşam kalitesini düşürüyor

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, üreme çağındaki kadınlarda sık görülen Polikistik Over Sendromu’nun (PCOS) yalnızca jinekolojik bir sorun olmadığını, diyabet ve kalp hastalıklarına kadar uzanan ciddi riskler barındırdığını söyledi.

Abone Ol

Üreme çağındaki kadınların en yaygın sağlık sorunlarından biri olan Polikistik Over Sendromu (PCOS), Türkiye’de milyonlarca kadının yaşam kalitesini düşürürken anne olma hayallerini de riske atıyor. Kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan PCOS’un, sanılandan çok daha geniş etkileri olduğuna dikkat çeken uzmanlar, erken tanı ve doğru yönetimin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, Polikistik Over Sendromu’nun üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 8 ila 13’ünü etkilediğini belirterek, Türkiye’de her 10 kadından birinde bu tablonun görüldüğünü ifade etti. PCOS’un adet düzensizliği, kilo artışı, tüylenme, akne ve kısırlık gibi birçok belirtiyle kendini gösterebildiğini söyledi.

İNSÜLİN DİRENCİ KİLO ALIMINI TETİKLİYOR

PCOS’un yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir hastalık olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Gökçe, metabolik etkilerine dikkat çekerek, PCOS’lu hastaların büyük bölümünde insülin direnci geliştiğini belirtti. Yüksek insülin seviyelerinin androjen hormon üretimini artırarak adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi şikâyetleri ağırlaştırdığını kaydeden Gökçe, insülin direnci ile kilo alımı arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğunu söyledi.

TANI İÇİN ÜÇ BULGUDAN İKİSİ YETERLİ

Tanı sürecinde dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Gökçe, PCOS tanısının; düzensiz adet döngüleri, androjen hormon yüksekliği ya da buna bağlı belirtiler ve ultrasonda çok sayıda küçük folikül görülmesi kriterlerine dayandığını belirtti. Bu üç bulgudan en az ikisinin bulunmasının tanı için yeterli olduğunu söyleyen Gökçe, özellikle ergenlik döneminde aceleci tanıdan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

ANNE OLMAK İMKÂNSIZ DEĞİL

Toplumda PCOS’lu kadınların anne olamayacağı yönünde yanlış bir algı bulunduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Gökçe, bu düşüncenin doğru olmadığını belirtti. Yumurtlama sorunlarının gebeliği zorlaştırabileceğini ancak uygun yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü ve medikal tedavilerle birçok hastanın doğal yollarla gebe kalabildiğini ifade etti. Gerekli durumlarda aşılama ve tüp bebek yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde edildiğini de ekledi.

TEDAVİNİN TEMELİ YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ

PCOS’un tamamen ortadan kaldırılamayan ancak kontrol altına alınabilen kronik bir durum olduğunu söyleyen Gökçe, tedavinin ilk basamağının yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirtti. Düşük glisemik indeksli beslenme ve düzenli egzersizin insülin direncini azaltarak hormonal dengeyi desteklediğini aktaran Gökçe, medikal tedavide ise doğum kontrol hapları ve insülin direncine yönelik ilaçların kullanılabildiğini ifade etti.

PSİKOLOJİK ETKİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

PCOS’un yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkilerinin de bulunduğunu belirten Doç. Dr. Gökçe, kilo artışı, akne ve tüylenme gibi şikâyetlerin özgüveni olumsuz etkileyerek anksiyete ve depresyona yol açabildiğini söyledi. Bu nedenle tedavinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.

TEDAVİ EDİLMEZSE CİDDİ RİSKLER OLUŞABİLİR

PCOS’un ihmal edilmesi halinde ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve rahim kanseri riskinin artabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Şefik Gökçe, belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmasının önemine işaret etti. Tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Gökçe, düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının uzun vadede hayati rol oynadığını sözlerine ekledi.