Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, tiroit nodüllerinde tanı ve tedavi sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ameliyat edilen hastaların ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kaldığını belirten Gökosmanoğlu, gereksiz cerrahi işlemlerin önüne geçmek amacıyla kliniklerinde moleküler inceleme testlerini uyguladıklarını ifade etti.
MOLEKÜLER İNCELEME GEREKSİZ AMELİYATLARI ÖNLÜYOR
Moleküler incelemenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, geçmişte şüpheli tiroit nodüllerinde hastaların doğrudan ameliyata alındığını hatırlattı. Ameliyat edilen hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nodüllerin iyi huylu adenom çıktığını belirten Gökosmanoğlu, bu durumun birçok hastanın gereksiz yere ameliyat edilmesine yol açtığını söyledi.
Son yıllarda dünyada, Türkiye’de ve kendi kliniklerinde uygulanan moleküler inceleme yöntemiyle şüpheli nodüllerin kanser olup olmadığının daha net şekilde belirlenebildiğini ifade eden Gökosmanoğlu, bu yöntemin tanıyı güçlendirdiğini ve ameliyat gerekip gerekmediğine daha sağlam verilerle karar verilmesini sağladığını vurguladı.
YAŞAM KALİTESİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Şüpheli nodüllerde kanser olmama ihtimalinin ortalama yüzde 70 civarında olduğunu belirten Gökosmanoğlu, gereksiz yere ameliyat edilen hastaların ömür boyu tiroit ilacı kullanmak ve her 3-6 ayda bir hormon düzeylerini kontrol ettirmek zorunda kaldığını dile getirdi. Ameliyat olmayan hastalarda ise ilaç kullanımına gerek kalmadığını, yalnızca düzenli takibin yeterli olduğunu belirten Gökosmanoğlu, bu durumun hastaların yaşam konforunu ciddi şekilde etkilediğini söyledi.
KÖTÜ HUYLU NODÜLLERDE CERRAHİ KARARI DAHA SAĞLIKLI VERİLİYOR
Kötü huylu çıkan nodüller sonrası izlenecek sürece de değinen Doç. Dr. Gökosmanoğlu, moleküler inceleme testi öncesinde kliniklerinde tru-cut biyopsi yaptıklarını, alınan örnekler üzerinden moleküler analiz gerçekleştirdiklerini aktardı. Sonuçların ortalama bir ay içinde çıktığını belirten Gökosmanoğlu, bu sürede hastanın tanısının netleştiğini ifade etti.
Moleküler inceleme sonucunun iyi huylu çıkması durumunda hastaların ameliyat edilmediğini ve altı ayda bir ultrasonografi ile takip edildiğini kaydeden Gökosmanoğlu, kötü huylu sonuçlarda ise kanserin agresifliği ve yayılma potansiyeline dair önemli veriler elde edildiğini söyledi. Bu sayede uygulanacak cerrahinin kapsamının, yani daha agresif bir cerrahi mi yoksa lobektomi gibi sınırlı bir cerrahi mi olacağının daha sağlıklı şekilde belirlenebildiğini sözlerine ekledi.