Son evre karaciğer kanseri teşhisi konulan minik Nuryiğit, ülkesinde 7 kür ağır kemoterapi almasına rağmen iyileşme gösteremedi. Ailenin çaresiz bekleyişi, Turgut Özal Tıp Merkezi’nde görev yapan Kırgız asıllı Arş. Gör. Eldiyar Saparbekov ile kurulan temasla umuda dönüştü. Saparbekov’un yönlendirmesiyle Türkiye’ye getirilen Nuryiğit için zorlu bir süreç başladı.
"KEMOTERAPİYE YANIT VERMEDİ"
Operasyonu gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik, vakanın cerrahi açıdan sınırları zorladığını belirtti. Tümörün karaciğerin neredeyse tamamını kapladığını ve damar sistemindeki tıkanıklıklar nedeniyle nakil şansının çok düşük görüldüğünü ifade eden Çelik, süreci şöyle özetledi:
"Diğer merkezlerin umut kestiği bir çocuk olması, bu operasyonu bizim için daha da anlamlı kıldı. Agresif seyreden ve kemoterapiye yanıt vermeyen bu nadir vakayı, ekibimizin kararlılığıyla başarıyla tamamladık. Tümörlü dokuyu temizledik ve babasından alınan karaciğer dokusuyla nakli gerçekleştirdik."
YÖK’ün 'uluslararasılaşma' vizyonuyla dünya genelinden hasta ağırlayan Türkiye, bu operasyonla sağlık turizmindeki gücünü bir kez daha kanıtladı. Özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bir kadın cerrahın böylesine zorlu bir ameliyata imza atması, kadınların tıp dünyasındaki etkin rolünü de gözler önüne serdi.
AİLEDEN TÜRK HEKİMİNE TEŞEKKÜR
Oğluna donör olan baba Maksatbek Keneşbekov,
"Birçok yer 'yapamayız' demişti. Aradığımız şifayı Türkiye’de bulduk. Sonuçlar beklediğimizden bile iyi"
derken; anne Kayrinisa Koldoşkızı ise 6 aylık zorlu kemoterapi sürecinin ardından oğullarının artık kendini çok daha iyi hissettiğini dile getirdi.