Kültür Sanat

Drijanlılara neden “At Hırsızı” denir? İşte o hikâye!

Malatya’da herkesin dilinde ama kimse gerçeğini bilmiyor! Drejanlılar için söylenen o meşhur “At hırsızı” sözü nereden geliyor? Hakaret mi, yoksa gizli bir kahramanlık hikâyesi mi? İşte Drejanlıların peşini bırakmayan o efsanenin ilk kez duyacağınız çarpıcı hikayesi…

Abone Ol

Malatya sokaklarında, meclislerinde veya bir dost ortamında nerede bir Drejanlı varsa, kulaklara çalınan o meşhur söz hemen beliriverir: “At hırsızı!” Malatya’nın yerel kültürüne adeta pelesenk olmuş bu ifadeyi herkes bilir ancak çok az kişi bu sözün ardındaki derin hikâyeyi ve tarihi rivayeti hatırlar. Peki, bir aşiretin ismiyle özdeşleşen bu ilginç yakıştırma nereden geliyor? İşte o hikaye
Geçmişte aşiret düzeni vardı. Her aşiretin bir ağası olur, bu ağalar belli zamanlarda bir araya gelir; yemekler yenir, davetler düzenlenirdi. Drejan aşiretin ağası da o dönemde Şatıroğlu Ağa idi.

Bir gün Şatıroğlu Ağa, Urfa’daki başka bir aşiret ağasının davetine katılır. Bu Urfalı ağanın küheylan bir kır atı vardır; atı son derece meşhur ve kıymetlidir. O dönemlerde ulaşım atlarla sağlandığı için Şatıroğlu Ağa bu ata çok ilgi duyar ve Urfalı ağaya dönerek:
— “Bu kır atı bana satacaksın” der.
Urfalı ağa ise:
— “Hayır Şatıroğlu, bu at satılık değil. Adı Küheylan’dır, vermem” diye cevap verir.
Bunun üzerine Şatıroğlu Ağa at için çok büyük teklifler sunar:
100 koyun, 200 koyun, 15 inek… O dönem için son derece yüksek bir bedel teklif etmesine rağmen Urfalı ağa yine kabul etmez ve hatta işi biraz gurur kırıcı bir noktaya getirerek:
— “Senin servetin bu atı almaya yetmez” der.
Bu söz Şatıroğlu Ağa’nın çok zoruna gider.
Urfa’dan döndüğünde adamlarını (yaverlerini) toplar ve onlara şu emri verir:
— “Siz o Urfa’daki ağanın kır atını bana getireceksiniz.”
Adamlarından biri Urfa’ya gider ve aylarca o köyde çobanlık yapar. Sığır güder, köylünün güvenini kazanır. Ancak ata ulaşmak kolay değildir.

Derken köyde bir düğün yapılır. Düğünde gelenek gereği atlar çıkarılır ve cirit oynanır. Ağa da meşhur kır atını meydana çıkarır. Aylarca köyde çobanlık yapan adam, ağaya yaklaşır ve der ki:
— “Ağam, bu kır atı aslında yeterince iyi kullanılmıyor. Eğer ben binsem, ciritteki herkesi yere indiririm.”
Ağa, atının üstünlüğünü kanıtlamak için bunu bir meydan okuma sayar ve:
— “Getirin atı, binsin” der.
Adam ata biner, cirit oyununa girer. Gerçekten de birkaç turda rakiplerini ciritle vurup düşürür. Herkes hayran kalır. Ancak bir süre sonra aniden yön değiştirir ve Harran Ovası’na doğru süratle uzaklaşır. Zaten plan da budur: Atı kaçırmak.
Durumu fark eden Urfalı ağa hemen askeriyeye haber verir. O dönemin cipleriyle Harran Ovası’nda yollar kesilir, aramalar başlar. Yakalanacağını anlayan binici, kır atı Fırat Nehri’ne sürer, atı yüzdürerek karşıya geçirir.

Karşı yakada atı Baskil ilçesinde başka bir ağanın evine götürür. Orada da ağaya kim olduğunu, kime çalıştığını anlatır. Daha sonra ağaçtan yapılmış, su üzerinde giden kelek denilen araçla Fırat’tan tekrar geçirilir ve kır at güvenli şekilde Şatıroğlu Ağa’ya ulaştırılır.

Olaydan sonra Urfalı ağa bu durumu şöyle yorumlar:
— “Artık siz at hırsızı oldunuz, bu size yeter.”
Bu hikaye tamamen rivayet ve anlatı olarak dilden dile aktarılmıştır. Ancak anlatılanlara göre; Urfalı ağanın “Servetin yetmez” sözü, Şatıroğlu Ağa’nın gururuna dokunmuş ve bu olayın fitilini ateşlemiştir.
Drejan’la ilgili anlatılan hikâye de bundan ibarettir.