“BİZ PROTOKOL KAVGASI YAPARKEN…”

ÇİĞDEM ERHAN

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle gazetecilerle bir araya gelen MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, marka şehir olabilmek için ekonominin güçlü olması gerektiğini ifade etti. Sadıkoğlu, Gaziantep örneğini vererek, “Bugün biz burada kısır çekişmeler, bazı noktalarda protokol kavgası yaparken onlar, İskenderun limanını dağları deldirmek suretiyle Gaziantep gibi bir şehre getirip ‘ihracat rakamlarını daha nasıl büyütebilirizi’ hesaplayan bir yapıya geldiler” dedi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Malatya’daki basın mensuplarıyla buluşma programı düzenledi. TSO binasında gerçekleşen programa MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Meclis Başkanı Hasan Özkan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın, Televizyon Yayıncıları İşveren Sendikası (TVSEN) Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Eren, Basın İlan Kurumu Malatya Şube Müdürü İbrahim Yalınbaş ile birçok gazeteci katıldı.

MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, konuşmasına basın mensuplarının önemini vurgulayarak başladı.

“SİZLERİN İFŞA ETMESİ LAZIM”

BİZ PROTOKOL KAVGASI YAPARKEN…

Malatya’daki basın mensuplarının verdiği gayretlerin önemli olduğunu ifade eden Sadıkoğlu, “Malatya’da bazı şeylerin doğru yapabilmesi adına sizlerin vermiş olduğu gayretler önemli. Gece gündüz demeden yeri geldiği zaman ailenizi ihmal ediyor, yeri geldiği zaman özel hayatınızı hiçe sayarak Malatya’nın bilgi akışını sağlamak için mücadele ediyorsunuz. Tabii ki bizim gönlümüzden geçen şu: Gazetecilerin sadece 10 Ocak’ta değil her zaman bir günü olması ve her zaman hatırlanması gerekir. Özellikle gazetecilerin yaptığı iş bir şehirde önem arz ettiği gibi, o şehrin gelişimini ya da şehrin geri gitmesini aslında bariz bir şekilde etkiliyor. Çünkü bir şehirde ciddi işler gerçekleşiyorsa bunun onore edilmesi lazım. Bu ciddi işleri gerçekleştiren gerek bürokrat gerek dairedeki çalışan personeller gerek kurum amirleri gerek siyasetçi gerekse sivil toplum örgütündeki insanlar sizin söylemlerinizle onore edilmeli, desteklenmeli, örnek gösterilmeli. Ama gerçekten bir ilin dinamizmine iş yapmamak, o ili geliştirmemek ve katkı sağlamamak suretiyle sadece kurumları işgal etmek sivil toplum örgütlerinde, bürokraside, siyasette şehrin sadece rutin bir şekilde gitmesini sağlamak, ileri gitmesi için çaba sarf etmemek de o şehre bence en büyük bir ihanettir. Onu da sizlerin ifşa etmesi lazım ve sizlerin bu nokta da çalışmayanları da iş yapmaya sevk etmeniz lazım. Bunu da yapıyorsunuz bu anlamda şehrin gelişmesinde önemli etken olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu da sizlerden özellikle istirham ediyorum. Bizler bu şehrin çocuklarıyız. Bu şehir bizler için önemli, sizler için önemli. Bu anlamda Allah razı olsun zaten dik durmaya zaten gayret gösteriyorsunuz. Duruşunuzu bozmadan bu yapmış olduğunuz çabalar bu ilin gelişmesinde önemli etken” şeklinde konuştu.

Göreve geldiklerinden bu yana fahri görev yaptıklarını belirten Sadıkoğlu, maaş almadıklarını dile getirdi.

SADIKOĞLU’NDAN GAZİANTEP ÖRNEĞİ

“Bizim burada yaptığımız iyi şeylerle takdir edilmek bizi motive ediyor. Ama yaptığımız eksiklikler sizler tarafından uyarıldığında daha doğru işler yapabilme gayreti içerisine girmeye çalışan bir Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilin ekonomisini ciddi boyutta değiştirebileceğine inanıyorum” diyen Sadıkoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün şunu ifade etmek istiyorum, Gaziantep’te bir araya gelmek suretiyle ilin dinamizmini sağlayan siyasetçiler, oranın ekonomisiyle uğraşan sivil toplum örgütünün başındaki insanlar, gazeteciler, şehre gelen bürokrattan ya da bir bakandan istedikleri gayretli çalışmalarını ifade etmek suretiyle yardımı çok rahat alabiliyorlar. Bugün biz burada kısır çekişmelerle ilimizde bazı noktalarda protokol kavgası yaparken onlar İskenderun limanını Gaziantep’e 20 dakikaya düşürüp limanı Gaziantep gibi bir şehre, dağları deldirmek suretiyle getirip ‘ihracat rakamlarını daha nasıl büyütebilirizi’ hesaplayan bir yapıya geldiler ve Türkiye’deki en büyük ihracatçı il Gaziantep . Tabii bizler bunları örnek almamız gereken konumdayız. İstiyoruz ki, burada sivil toplum örgütleriyle, siyasetçisiyle, bürokratlarıyla kısır çekişmelerden münezzeh, nefsi ve şahsi menfaatlerimiz ya da nefsi ve şahsi takdire şayan duruş şekli sergilemek suretiyle iltifata tabi tutulmamız yerine ilimizin ön plana çıkması, birlikte hareket etme ve haksızlık yapmama kültürü, bürokraside ve siyasette yalan söylememe kültürü, sivil toplum örgütlerinde yalan söylememe kültürü oluşsun, ilin gelişimi için gayret gösteren insanlar gerçekten sizler tarafından bu noktada doğru yapıyorsa takdir edilsin, eğer eksik yapıp, abartı yapıp şov yapıyorsa da bu noktada ifşa edilip şehrin geri gittiğini bir şekilde insanlara duyurmanız gerçekten kutsal ve önemli. Bunu da yapıyorsunuz. Bunu yapmaya devam ettiğiniz süre içerisinde hepimiz, bu noktada kendine çeki düzen verip il için mücadele etmiyorsa sorgulandığını, mücadele edip gerçekten bir şeyler yapıyorsa takdir edildiğini görmekte ve buna göre de çalışma temposunu sürdürüp işi geliştirmeye gayret göstermesi gerekir. Bu da ili geliştirir, bizleri geliştirir.”

“İLİMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ”

Marka şehir olabilmek için ekonominin güçlü olması gerektiğini söyleyen Sadıkoğlu, “Ekonomisi büyük olan bir il, şehrin sosyal dinamiklerinin oturduğu bir il, siyasetin barışık olduğu bir dil ve gerçekten şehrin içerisinde birlikte istişare edebilme kültürünün oluştuğu, projeler hazırlanırken kesinlikle birbirimize danışıldığı bir ortamda şehrin gelişimi hepimize katkı sağlayacak. Şehre gelen firmaların büyüklüğü ekonomiye katkı sağlayacaktır. Bir evde 3-4 kişinin cebine maaş girmesi ve çalışma ortamının oluşmasıyla beraber bizlere katkı sağlayacak. Bu bizim ekonomimizi geliştirmenin haricinde şehrimizin de marka şehir olmasının aslında içini dolduracak. Tabii biz TSO’ya gelmeden önce de bugün görüyoruz ‘marka şehir Malatya’ deyip bir sloganı hemen hemen herkes kullanıyor. Ama bunun içini doldurmadığımız süre içerisinde özellikle marka olma şansımızı oluşturmuş olmayız onu da söylemek istiyorum. Bir marka şehir olabilmek için ekonominin güçlü olması lazım, birliktelik kültürünün oluşturması lazım, şehirde bazı şeylerin burada olup başka illerde olmaması lazım. Bu konularda özellikle çaba gösteren herkesin samimi olması lazım. Siyasetçisinin, sivil toplum örgütünün, buradaki bürokratının. Biz bunları hedeflemeliyiz, ilimizi geliştirmeliyiz. Bu şehir bizim, bu şehre küserek, bu şehre kızarak ya da bu şehirde haksızlıklara uğrasan da bunlarla ilgi kısımda yeri geldiğinde mücadeleyi bırakarak değil, bu şehirde dik durarak, düzgün işler yaparak, şehri geliştirerek var olmalıyız. Çünkü bu şehirde düzgün bir duruş sergileyip işimizi ciddi yaptığımızda süreç içerisinde yapmayanların da bir dönem sonra sorgulanacağını biliyoruz. Liderlik de böyle bir şey olsa gerek” şeklinde konuştu.

“BURADAKİ İHRACAT RAKAMLARIMIZI YÜKSELTMEYE ÇALIŞIYORUZ”

BİZ PROTOKOL KAVGASI YAPARKEN…

İhracat rakamlarını yükseltmeye çalıştıklarını belirten Sadıkoğlu, şunları kaydetti:

“Biz TSO olarak geldiğimiz günden beri hedeflerimizi oluşturup mücadele etmeye gayret gösteriyoruz. Yaptığımız istihdamın artırılması ile ilgili 33 yılda 22 bin istihdam varken, ek 17 bin istihdam sağladık. Buradaki ihracat rakamlarımızı yükseltmeye çalışıyoruz. Nitelikli firmaların buraya gelmelerinin önünü açmaya çalışıyoruz. Yine aynı şekilde toplantılarla ve seminerlerle buradaki insanlarla danışmanlık vermek suretiyle Ticaret Odası’nın ufuk gösteren, vizyon oluşturan bir yapı oluşmasını evrak veren bir Oda’dan gerçekten insanları yönlendiren bir Oda oluşturmasına gayret gösteriyoruz. Gündem belirleyebilen, gündemin içinde değil, gündeme katkı sağlayabilen bir TSO olsun istiyoruz. Bununla beraber birçok projeyi geliştirmek suretiyle gençlerimize umut olup bugün istihdam yaratılmamış, diploması olduğu halde iş yapamayan gençlerimizin personel arayan sanayicimizle buluşturulması adına onların yetiştirilmesi için projeler oluşturuyoruz. Çünkü işsizliğin önüne geçtiğimizde terörün, suç oranlarının ve aile içi sıkıntıların biteceğinin de bilincindeyiz. Bunla ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz, devam etmeye de gayret göstereceğiz. Dolayısı TSO sizin yeriniz, sizlere ait bir yer, üyelerine ait bir yer, halka ait bir yer, kapıları sonuna kadar herkese açık bir yer. Geldiğimiz günden görev süremiz bitinceye kadar bu desturla mücadele etmeye, burada gerçekten hizmet üretmeye, laf üretmemeye, şov yapmamaya, sadece protokol kavgası değil icraatla gündeme gelmeye çaba gösteriyoruz. Ama bunla beraber çerme takılmaya çalışılan dönemleri de görüyoruz. Tabii ki biz burada bu mücadeleyi devam ettirirken kimsenin çerme takmalarından gücenmeyeceğiz, bu şehir bizim, bunun için de mücadele etmeye gayret göstereceğiz. Buna devam etmeye de çalışıyoruz.”

“HATIRLANMAK GÜZEL BİR ŞEY”

Daha sonra söz alan ve MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na düzenledikleri program için teşekkür eden MGTC Başkanı Mehmet Aydın da, “Öncelikle TSO Başkanımıza, Meclis Başkanımıza ve yönetim kuruluna 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle böyle bir program düzenlediler. Kendilerine şahsım ve gazeteci arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum. Gazetecilerin sorunları çok, saymakla bitmez. Ama ben temelinin 2022 yılının gazetecilerin sorunlarının çözüldüğü, özgürce haber yapabildikleri bir yıl olması. Hatırlanmak güzel bir şey. Gazetecilik gerçekten çok zor bir meslek. Emek isteyen ve maddi karşılığı olmayan bir meslek. Böyle sivil toplum kuruluşlarımızın, şehri yönetenlerin bizleri hatırlaması güzel bir şey” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi