Kayısıda don alarmı: -3 dereceye dikkat!
Kayısıda don alarmı: -3 dereceye dikkat!
İçeriği Görüntüle

Malatya’da hayatın ritmi kayısı ile atar. Borçlar hasat zamanına göre ödenir, düğünler kayısı mevsimine göre kurulur. Ancak kayısıyı sadece bir ihracat kalemi olarak görmek, koca bir kentin belleğini görmezden gelmekle eş değer. Av. Kamil Bayındır’ın deyimiyle; Malatya kayısısıı artık sadece tarımın değil, "hukukun, aidiyetin ve kimliğin" hikâyesi olarak karşımıza çıkıyor.

SADECE BİR ETİKET Mİ, YOKSA KENTİN NAMUSU MU?

Hukuk diliyle "Coğrafi İşaret" olarak tanımlanan tescil, Malatya kayısısı için sadece ticari bir unvan değil. Bu tescil dünyaya; "Bu ürün bu toprağın emeğini, bilgisini ve doğasını taşır; aynısı başka yerde olmaz" mesajını veriyor. Avrupa Birliği nezdinde tescilli olan bu "küresel elçi", Malatya’nın dünyayla kurduğu en güçlü bağ niteliğinde.

"BİR ÜRÜNÜN KİMLİĞİ GERÇEKTEN KİMİNDİR?"

Hukuk, mülkiyeti kağıt üzerinde belirleyebilir; ancak kültürel aidiyet kanunla sınırlanamaz. Kayısının gerçek sahibi, o kokuyu belleğine kazıyan Malatya halkıdır. Bayındır’a göre, kayısıyı korumak sadece onu tescil etmekle değil, etrafındaki "yaşam kültürünü" yaşatmakla mümkün. Aksi takdirde coğrafi işaret sadece soğuk bir etikete dönüşür, kültürün kendisi ise sessizce kaybolur.

TİCARİ MARKA MI, KÜLTÜREL MİRAS MI?

Kayısının markalaşma süreci büyük bir ekonomik başarı getirse de yazar önemli bir uyarıda bulunarak, "Biz kayısının kültürünü mü koruyoruz, yoksa yalnızca ticari değerini mi?" Bir değeri markalaştırırken hikâyesini unutmamak, onu geleceğe sadece bir "meta" olarak değil, bir "miras" olarak bırakmak Malatya'nın asli görevi olarak tarif ediliyor.

Muhabir: Besime Güner