YETKİLİLER BU UYARI SİZE!
Elazığ’ın Sivrice ilçesinde yaşanan ve Malatya’yı da etkileyen 4.9 büyüklüğündeki deprem gözleri yine Malatya’nın yapı stokuna çevirdi. Malatya’da bir deprem gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu ve yapı stokunun bu depreme dayanacak güçte olmadığına dikkat çeken İnönü Üniversitesi İnşaat Teknolojileri Bölüm Başkanı Vehbi Aluçlu, “Devletimizin başlattığı kentsel dönüşüm projesini Malatya merkezde uygulayacak şekilde radikal kararlar almak zorundalar” dedi.
Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve bir o kadar Malatya’da da hissedilen 4.9 şiddetindeki deprem, Malatya’ya bir kez daha deprem gerçeğini hatırlattı. Gözler yine Malatya’nın yapı stoklarına çevrilirken, İnönü Üniversitesi İnşaat Teknolojileri Bölüm Başkanı Vehbi Aluçlu, BUSABAH TV Youtube kanalına bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu.
Sözlerine Malatya ve Elazığ’a geçmiş olsun dilekleriyle başlayan Vehbi Aluçlu, Malatya’nın 3 tarafından faylar geçtiğini söyledi.
“BU FAY MALATYA İÇİN RİSK”
Malatya’nın bir fay hattı üçgeninde yer aldığını dile getiren Aluçlu, “Biz bir fay hattı üçgeninin içerisindeyiz. Batımızda da, kuzeyimizde de, güneyimizde de fay hattı var. Bingöl-Karlıova’dan başlayan bir fay hattının çok yakın bölgemizden geçtiğini, bu fay hattının Bingöl-Karlıova’dan itibaren çatallaşarak Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı olarak birisi Malatya’nın kuzeyinden birisi güneyinden geçiyor. Bir de batımızda bir fay var. Bu fay da Malatya için bir risktir. Ama daha büyük depremleri üretecek ana faylar Doğu Anadolu Fayı ve Kuzey Anadolu Fayı’dır. Bu faylar Malatya için geçmişte üretmiş, bu depremlere baktığımız zaman Sivrice Bölgesi’ndeki, deprem en son 1875’te olmuş. Daha sonra Malatya’yı daha çok ilgilendirecek olan Sincik, Çelikhan, Erkenek ve Gölbaşı’dır. Bu fay da 1893 yılında deprem üretmiş. Geçmişte Sivrice’de olan depremle 2020’de olan deprem arasında yaklaşık 145 yıl bir zaman geçmiş. Erkenek sekmenti için konuşursak 1893’ten 2023’e kadar yaklaşık 129 yıl bir zaman geçmiş. Yani burada her zaman bir risk söz konusu. 129 yıldır enerjisini biriktiren bir fay yanımızdan geçiyor. Şimdi bu fayla ilgili ben devletin yani Afet İşlerinin yaptığı 2 tahminden bahsedeceğim. Bu tahminlerden bir tanesi, bu deprem daha önce Sivrice’de meydana geldi. Fakat Sivrice’deki Pütürge sekmenti 2 defada kırıldı. Bu nedenle 6.8 ve 5.7 ile bu depremi atlattık. Eğer bu deprem bir defada olsaydı tahminen 7.4 büyüklüğünde bir deprem olacaktı. Sivrice Doğanyol Bölgesi’nde meydana gelen depreme baktığımızda 6.8, Pütürge Bölgesi’ne baktığımızda 5.7 ile biz bu sekmentteki enerjinin boşaldığını görüyoruz” şeklinde konuştu.
“BU DEPREM MALATYA VE ADIYAMAN’I ÇOK ETKİLEYECEK”
Afet İşleri Genel Müdürlüğünün verilerini paylaşan Aluçlu, “Erkenek sekmentinde şöyle bir durum var. Buradaki deprem en son 1893 yılında olmuş. 129 yıllık bir süre geçmiş. Bu süre içerisinde buradaki enerji birikti. Erkenek sekmenti için yine Afet İşlerinin yaptığı senaryoya göre burada 7 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Bunu ben söylemiyorum, Afet İşleri söylüyor. Yer Bilimci olmadığım için böyle bir tahmin beklentim söz konusu değil. Bu tamamen araştırmalar sonucunda elde ettiğim veriler. Erkenek sekmentinin Malatya’ya yakın olmasından dolayı bu deprem Malatya ve Adıyaman’ı çok etkileyecek. Bir fay daha var. Pazarcık sekmenti diyoruz. Pazarcık sekmenti de Gölbaşı, Pazarcık, Türkoğlu. Bu sekment de en son 1513 yılında deprem üretmiş. Yaklaşık 510 yıldır burada da enerji birikmesi söz konusu. Büyük bir ihtimalle orada da bir deprem olacak. Oradaki deprem de Maraş’ı, Adıyaman’ı ve Malatya’yı biraz daha az etkileyecek” ifadesini kullandı.
“BÜYÜK SIKINTILAR YAŞADIK”
Depremden neden korkulduğunu dile getiren Aluçlu, “Yapı stokuyla ilgili çok büyük sıkıntılarımız var. Hem Malatya’da olsun hem de Türkiye genelinde olsun 1960’lı’yıllardan 2000 yılına kadar bir yapı stokumuz var. O dönemlerde yapılan bir yapı stokumuz var. Bu yapı stokumuz sağlıklı olsaydı biz normal depremlerden korkmamıza çok da gerek kalmayacaktı. Buna Japonya örneğini gösterebilirim. Bizim yapı stokumuz mühendis projesini çiziyordu, müteahhide veriyordu, müteahhit ustaya veriyordu. Ustanın inisiyatifinde, müteahhidin inisiyatifinde üretimler söz konusuydu. Yani mühendisin denetleme işinde rolü yoktu. Kontrol mekanizması çalışmadığı için inisiyatif tamamen müteahhit ve ustaların kontrolünde yapılıyordu. O dönemde elle karılan betonların içerisine katılan donatıların yetersiz çapta olmasından kaynaklı olarak imalatta büyük sıkıntılar yaşadık. Beton döküldükten sonra iklim şartlarına göre bu süre değişkenlik gösterebilir, betonun bakımının yapılması gerekiyor. Bu bakımlar da yapılmadı. Betona birçok daha farklı kötülükler yaptık. İşte bu üretilen binalarımız 1960 ila 2000 yılları arasında yapıldı ve bu binalar olası muhtemel depreme dayanacak güçte değil. Bu yüzden biz depremden korkuyoruz. Eğer o dönemlerde yapılan binalar standartlara uygun olarak yapılsaydı, mühendis kontrolünde imalatlar gerçekleştirilseydi bugün bu olası muhtemel depremlerden bu kadar korkmamıza gerek kalmayacaktı” diye konuştu.
“BİNALARIMIZDA DİLATASYON DERZİ DE YOK”
“1999 Adapazarı depreminden sonra bir dönüşüm gerçekleşti” diyen Aluçlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Yani Deprem Yönetmenliğini değiştirdik. Kontrol mekanizmasını sağlamaya çalıştık. Yapı Denetim firmaları tarafından saha sık denetimler yapılmaya başlandı. 2000 yılından öncesi yapılarımızı ayrı değerlendireceğiz, 2000 yılından sonra yapılan yapılarımızı ayrı değerlendireceğiz. Malatya’daki yapı stokumuz merkez dediğimiz bölgedeki 7 katlı binalar olsun alçak katlı binalar olsun kalitesiz üretimlerle gerçekleşti. Bunları yerel yöneticilere söylüyoruz. Malatya’da 2000 yılından önce yapılan binaların yüzde 60-65’i bu depreme dayanmayacak. O zaman karşımıza şunlar çıkacak: Binalar yıkıldığı zaman can kayıpları olacak. Mal kayıpları söz konusu olacak. Ve Malatya’nın ekonomisinin yerle bir olması durumuyla karşı karşıya geleceğiz. Bir başka tehlike de, özellikle Fuzuli Caddesi’nde yeraltı su seviyesi çok yüksek olduğu için burada ekstra bir tehlike daha söz konusu. Sıvılaşma denilen bir olay var. Deprem anında kararlı yapısını bozarak, kararsız yapıya dönüşüyor. Bu dönüşümden sonra bina sağlam da olsa ya bina yere doğru batıyor ya sağa ya sola ya arkaya ya da öne doğru devriliyor. Fuzuli Bölgesi’ndeki binalarımızın ekstra bir tehlikesi daha söz konusu. Binalar yapıldığı zaman arada bir boşluk olması gerekiyor. Buna dilatasyon derzi deniyor. Yani 5 katlı bir bina yapıyorsanız en az arada 5 santimetre boşluk bırakarak, deprem anında binaların kendi hareketini sönümleyecek bir davranış sergilemesini bekliyoruz. Fakat merkezdeki binalarımızda dilatasyon derzi de yok. 7 katlı, dilatasyon derzi yok, imalatı çok büyük problemlerle ve mühendislik kontrolü almadan yapılan bu binalar Malatya’da olacak muhtemel depremlerde can kayıplarının maksimuma çıkması durumuyla karşı karşıyayız.”
“BİNALARIN ENVANTER ÇALIŞMASI YAPILMALI”
Malatya’nın yerel yöneticilerine çağrıda da bulunan Aluçlu, “Malatya’daki yerel yöneticilerimize çağrıda bulunalım. Devletimizin başlattığı kentsel dönüşüm projesini Malatya merkezde uygulayacak şekilde radikal kararlar almak zorundalar. Buradaki dönüşümü yaparken de parsel bazlı değil, ada bazlı ve bölgesel çözümler üreterek bu dönüşümü sağlamazsak Malatya’yı, Elazığ’ı, Adıyaman’ı, Kahramanmaraş’ı, Hatay’ı ileride çok büyük sıkıntılar bekliyor. Biz bunları vatandaşların korkması için söylemiyoruz. Biz bilincin oluşması için bunları söylüyoruz. Malatya’da bir deprem gerçeğiyle karşı karşıyayız ve yapı stokumuz bu depreme dayanamayacak güçte. Yerel yöneticiler Malatya’nın binalarının envanter çalışmasını yaparak, bu binaların ne kadarı betonarme ne kadar yığma, kerpiç bunların çalışmasını yaparak deneysel sonuçlara gitmek durumunda” ifadelerini kulandı.