Türk Ticaret Kanunu'na göre sigorta; Sigorta şirketi, belirli bir prim karşılığı, sigortanın maddi çıkarlarını tehdit eden bir riskin gerçekleşmesi durumunda tazminat ödemeyi ya da kişinin hayatıyla ilgili olayların gidişatında belirli bir miktar para ödemeyi taahhüt eden bir akittir.
Sigorta, modern zamanlarda ortaya çıkmış bir uygulamadır. Bu nedenle İslam'ın klasik fıkıh hizmetlerinde doğrudan bir açıklama yoktur. Ancak İslam'da genel kural, bir akitin helal olup olmadığının, İslam'ın temel ilkelerine aykırı olup olmadığına göre belirlenmesidir. Sigorta akışının, dinen aranan tüm şartların taşıması ve İslam'ın öngördüğü temel ilkelere aykırılık olmaması halinde, caiz kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Bazı İslam alimleri, sigortanın caiz olmadığını sürdürüyor. Ancak Diyanet, bu görüşmelerin sigortasının haram olduğunu açık bir şekilde ortaya koyacak nitelikte olmadığını değerlendirdi. Sigortanın ticarî olması ve kazanç elde etmeyi hedeflemesi, tek başına caiz olmadığını iddia etmek için yeterli bir olay olarak görülmüyor.
Sigortanın caiz olduğunu düşünen İslam bilgileri, sosyal sigortaları ve yardımlaşmaya dayalı sigorta türlerini helal kabul ederken, ticarî sigortaları kazanç amaçlı olduğu için eleştirmektedir. Ancak Diyanet, sosyal sigortalarla özel sigortalar arasında dini açıdan bir fark olmadığını belirtti. Her iki sigorta türü de, sigortalıların ödedikleri primlerle risklerin paylaşılması ve zararların hafifletilmesi sağlanmaktadır.
Diyanet'e göre sigorta sistemi karşılıklı yardımlaşma ve kefalet esasına dayanan bir düzenlemedir. İslam'ın toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya aykırılığı yoktur. Dolayısıyla sigortanın caiz olduğu her yerde güçlü bir dini dayanak bulunmamaktadır. Özellikle günümüz dünyasında ticarî sigortaların bulunmaması, Müslümanların ekonomik risklerinin olması, zayıf kalmalarının nedeni olabilir.
Sonuç olarak sigorta İslam'a aykırı görülmemekte, caiz kabul edilmektedir.