Gündem

Avukat Özcan Çetin Gündem Malatya’nın konuğu oldu

Abone Ol

MEHMET TEVFİK CİBİCELİ

Avukatların mesleklerini icra ederken birçok sorunla karşılaştıklarını söyleyen Avukat Çetin, “Avukatlık mesleğinin toplumda icra ediliş biçimi ve çalışırken karşılaştığı birçok sorun var. Mesela en önemli sorunlardan bir tanesi kamu kurumları ile var olan ilişkiler. En nihayetinde yasalar avukatlara bir takım yetkiler vermiş” dedi.

Her hafta Pazartesi akşamı saat 20.00’da Busabah TV de yayınlanan Gündem Malatya programına konuşmacı olarak Avukat Özcan Çetin katıldı. Moderatörlüğünü BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu’nun yaptığı programda Malatya Baro seçimi, avukatların mesleklerini icra ederken karşılaştıkları sorunlar, siyaset ve internet medya yasası değerlendirildi.

Seçimlerin hayatın olağan süreçlerinin bir parçası olduğunu ifade eden Avukat Özcan Çetin, seçimlerin politize olmuş toplumlarda çok daha büyük öneme sahip olduğunu belirtti.

“AVUKAT YARGILAMANIN BİR OBJESİ YA DA TARAFI DEĞİLDİR”

Baro seçimi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Özcan Çetin, “Baro seçimi başkanlık düzeyinde adaysız geçti. Daha önce pandemi sürecinden dolayı ertelenmişti, geç başladı daha doğrusu 2 yılda bir olan seçimler 3 yılda gerçekleşti ama yasal düzenleme de 2 yılda bir yapılması gerektiği düşünüldüğü için de geçen yıl yapılan baro seçimi bu yıl yeniden yapıldı. Baro başkan ve yönetimi bizi 2 yıllık süre içerisinde avukatlar olarak şehirde temsil edecek en önemli organ. Kendilerine ben de başarılar diliyorum. Her meslek gurubunda olduğu gibi bizimde elbette birçok sorunumuz var, mesleği icra etme noktasında önemli sorunlarımız var. Bu toplumsal bakışı ya da kamplaştırıcı dil, bakış açısı zaman zaman bizim mesleklere de sirayet ediyor. Türkiye’de son yıllarda özellikle maalesef sağlıkçılara yönelik saldırılar gibi hukukçulara yönelik saldırılarda var. Bunun sebebi toplumsal bilincin gerçek anlamda yerine oturmayışından kaynaklanıyor. Yani toplum bir şekilde avukatı taraf olarak görüyor, oysa avukat yargılamanın bir sujesidir. Objesi ya da tarafı değildir. Savunma yargı sisteminin üç sacayağından bir tanesidir. Bir tanesi iddia makamıdır, iddia makamı savcılık, yargılama makamı hakimlik, savunma makamı da ki savunma kutsal bir haktır, bu savunma görevini de biz avukatlar icra ediyoruz. Ama yasanın verdiği çerçeve de bu görevi icra ederken maalesef zaman zaman toplum tarafından olayın bir tarafı olarak da görülebiliyoruz. Meslektaşlarımız saldırılara uğrayabiliyorlar, öldürülebiliyorlar. İnşallah bunları artık görmeyeceğimiz” şeklinde konuştu.

“EN ÖNEMLİ SORUNLARDAN BİR TANESİ KAMU KURUMLARI İLE VAR OLAN İLİŞKİLER”

Avukatların mesleklerini icra ederken karşılaştıkları sorunlara değinen Çetin, “Avukatlık mesleğinin toplumda icra ediliş biçimi ve çalışırken karşılaştığı birçok sorun var. Mesela en önemli sorunlardan bir tanesi kamu kurumları ile var olan ilişkiler. En nihayetinde yasalar avukatlara bir takım yetkiler vermiş yani bir vatandaş tapu’ya gidip bir belge alamayabilir ama avukata bu belgeyi alma yetkisi yasa tarafından verilmiştir. Tapu ve benzeri birçok kurumda zaman zaman bu tür sorunlarla karşılaşabiliyoruz, avukatlık mesleğini normal bir vatandaş gibi değerlendirebiliyorlar, direnç gösterebiliyorlar. Seçtiğimiz bu yönetimler görevlerimizi icra ederken karşılaştığımız sıkıntılarda bizlere yardımcı oluyorlar, gerekli görüşmeleri yapıyorlar bir çatışma olmaksızın olayı izah etmek sureti ile bir çabanın içerisinde oluyorlar çokta aşamadıkları taktir de yasal yollar ne ise buna da başvurabiliyorlar. Avukatlar mesleki görevlerini icra ederken aynı zamanda sosyal hukuk devletini korumak noktasında da bir görevleri vardır” ifadelerine yer verdi.

“YEREL DE HAKİM OLAN ANLAYIŞ, KLASİK SİYASET ANLAYIŞIYDI”

BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu’nun sorduğu “Siyasette gelecek vaat eden kişilerarasında gösteriliyordunuz. Siyasetten neden ayrıldınız?” sorusuna siyaseti bir ideal olarak yapmayı düşünürseniz bir takım sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz çünkü var olan bir siyasal kültür var önünüzde diyen Avukat Özcan Çetin, “İki şey yapmanız gerekiyor ya dönüşeceksiniz ya da direneceksiniz. Yani o genel geçer retoriği, dili, algıyı, bakış açısını ya kabulleneceksiniz ya da terk edeceksiniz. İşin açıkçası bu anlamda bir siyaset bakış açım hiç olmadı. Yani idealden sapan, idealin dışında, idealize olan bir toplum inşası fikriyatından uzaklaşan bir siyaset algısı, bir siyaset düşüncesi hiçbir zaman olmadı. Siyasete girerken de bu minvalde, bu düşünce de girdik. Ama süreç bize şunu gösterdi, yerel de hakim olan anlayış, klasik siyaset anlayışıydı. Dolayısıyla onunla uyuşamayınca yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Yani dönüşmeyi tercih etmeyince ayrılmak zorunda kaldık, Ayrılınca da insanın hayatında belli boşluk oluşuyor, aktif anlamda siyasetle uğraşmak gününüzün büyük bir kısmını meşgul ediyor, zamanınızın büyük bir kısmını kaplıyor. Bunu oradan sarfınazar edince de bunu çok daha anlamlı şeylerle doldurmak gerektiği düşüncesi de hasıl oldu bu vesile ile birincisi ideal siyaset anlayışını ikame edebilecek bir fikri donanıma sahip olmak için bununla ilgili ciddi bir okuma süreci geçirmek gerekiyordu. Akabinde gelişe o pandemi sürecini de fırsat bilerek bir şekilde içe dönük daha yoğun bir okuma sürecini gerçekleştirmeye çalıştık sonra dağınık bir yelpaze de yaptığınız okumalar var, bunun disipline edebilmek belli bir sistemde oturtabilmek adına da bunun mektebi boyunu da düşünmek gerekiyordu. Ağırlıklı olarak düşünce, hukuk, adalet bu nosyonlara ilgi duyduğum için de bunun gerçekten hamuru olabilecek felsefeyi tercih ettim ve İnönü Üniversitesi’nde Felsefe bölümünde yüksek lisansa başladım. Gayet de isabetli bir tercih yapmışız, bu anlamda hem ufkunuz açılıyor hem de sahip olduğunuz görüş ve düşünceleri belli bir süreçte temellendirebilme imkanına sahip oluyorsunuz. Dolayısıyla da bu ara boşluğu böyle doldurmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“POLİTİKA ADAMININ EN ZAYIF TARAFI DÜŞÜNCE ADAMINI SEVMEYİŞİDİR”

Siyasetin, bireyin farklı özelliklerini açığa çıkarmasını engellediğini ifade eden Çetin, “Maalesef Türkiye’de uygulanan cari siyasetin böyle bir tarafı var. Mesela Cemil Meriç’ten bir örnek vereyim. Cemil Meriç, ‘Politika adamının en zayıf tarafı düşünce adamını sevmeyişidir’ der. Yani aslında bu bizde cari olan siyasetin bir karakterine dönüşmüş maalesef oysa şu söylenebilir akılla kol, nazariye ile pratik yan yana olmazsa bir şeyde başarılı olma şansı yoktur. Pratik saha açısında ne kadar bu ülkede siyasetçiye ihtiyaç varsa teori açısından da, nazari açısından da o kadar düşünce adamına ihtiyaç vardır. Nitekim siyaset dediğiniz şey zaten bu ülkenin geleceğini inşa eden yasaları ve anayasaları tanzim eden kurumdur. Mesela bir yasa tanzim ediyorsanız bu yasa bir yıllığına, iki yıllığına konan bir yasa değildir, bir anayasal metin yüzyıllarca bu ülkeyi, bu ülkenin vatandaşının standardını gölgeleyecek, şemsiyeleyecek bir özelliğe sahip. Şimdi bu nitelikte kalıcı ve sağlıklı metinleri inşa edebilecek insanlar elbette ki düşünce insanlarıdır. Bu alanda kafa yormuş, emek, çaba sarf etmiş üretmiş insanlardır. Ama maalesef ülkemizde siyaset düşünce adamı ile çok da barışık değil. Muhtemelen bizim de karşı karşıya kaldığımız temel sorunda buydu. Onun için eğer gerçekten idealize bir siyaset düşünüyorsanız ve pratik saha bu anlamda size engel çıkarıyorsa yapılması gereken şey sahip olduklarını kaybetmemek olmalı” dedi.

“EĞER FİİLİ BİR DURUM VARSA BUNUN OLMAZSA OLMAZ ÖNCÜSÜ BİR DÜŞÜNCEDİR, BİLGİDİR”

Son olarak internet medyası yasasına da değinen Avukat Özcan Çetin, “Bizim pratik olan saha dediğimiz sahanın tamamı ahlaki saha. Bu ahlaki sahanın içerisine siyaset, ticaret, toplumsal ilişkiler, sanat ve estetik gibi birçok saha giriyor. Sürekli biz bu ahlaki yoksunluğa dem vururuz. Birçok insan vardır bu noktada duyarlı olan insanlar. Ama esasında şöyle bir gerçeklik var eğer fiili bir durum varsa bunun olmazsa olmaz öncüsü bir düşüncedir, bir bilgidir. Dolayısıyla eğer ahlaki bir zafiyet, bir sorun yaşanıyorsa mutlaka bunun öncülü olan bilgisel bir krizde yaşanıyor, bilgi sahasında da bir sorun yaşanıyor. Neyi, nereye konumlandırdığınız ve neye niye karşı olduğunuzun bilinci olayın teorik bilgi tarafıdır. Eğer gerçekten pratik saha ile ilgili bir düzenleme yapmak istiyorsanız bana göre öncelikle onun bilgi öncülüğü üzerinden bir tartışma yapmanız gerekiyor. Mesela internet ile ilgili bir düzenleme yapacaksanız bununla ilgili toplumun ekseriyetinin görüşünü alabilecek mekanizmaları önce harekete geçirin. Bir toplumsal beklentiyi görmüş olalım” dedi.