Zehirli bir çöplükte yaşıyoruz

Abone Ol

21. yüzyılda yaşarken, insanoğlunun gelişimine dair her konuda çıtayı yükseltmiş gözüküyoruz.

İnsanlığın yararına her gün bi şeyler icat ediliyor, bi şeyler test aşamasında…

Mars’tan neredeyse canlı yayın yapılıyor; her gün yeni yeni fotoğraflar yayınlanıyor.

Fakat insanlığın yararına bu kadar gelişme yaşanırken, insanlığın zararına da sürekli yeni gelişmeler yaşanıyor.

Birileri kolay yoldan zengin olsun diye, her türlü yanlış işler mubah sayılıyor.

Aldığımız ayakkabıdan, yediğimiz peynire varıncaya kadar bir “aldatma” söz konusu…

Hepsinin ortak noktası, insanlığa zarar vermektir. Aslında ortak nokta, “para” dır da, bu parayı kazanırken zarar gören insanlar düşünülmemektedir.

Yıllar önce öğrenmiştim mesela, siyah zeytini daha koyu siyaha döndürmek için ayakkabı boyası kullanılıyormuş sahtekârlar tarafından.

Geçen yıl, yüzde yüz dana etidir etiketli sucukların “yüzde yüz” olmadığını öğrenmiştik. Kelli-felli markaların da içinde olduğu çoğu marka Bakanlık tarafından açıklanmıştı.

İki ay önce giydiğimiz ayakkabının öldürebileceğini düşündük millet olarak. Ayakkabıdan insanlar öldü bu yüzyılda…

Çok iyi hatırlıyorum mesela…

İki yıl önce hazır içme suyu satan şirketler gündemdeydi. 114 firmanın damacana ile sattığı suda genelde kanalizasyonda görülen bakteri görülmüştü. İnanılmaz bir olaydı, Bakanlık tek tek yayınladı o firmaların isimlerini…

Unuttuk her zamanki gibi…

Geçen gün tüm gazetelerin internet sitelerinde şu haber vardı:

“Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, güvensizliği tespit edilen 12 ürün için toplatma kararı aldı.”

Yangın söndürme cihazlarında dahi hile varmış. Amacı, yangın söndürme olan bir malzemenin, insana zarar vermesini siz düşünün artık.

Kahve makinesi… Su ısıtıcı… Elektrik kablosu…

Kahve içeyim derken ölebilirsiniz bu yüzyılda…

Millet olarak bu tür toplatılma haberlerini ya ciddiye almıyoruz ya da hemen unutuyoruz. Toplatılan her ürünün markasını beynimize kazımalıyız. Hatta bu markaları, evin bir köşesine asmalıyız. Alışverişe çıkarken bu kara listemizi yanımızda götürmeliyiz.

Bu yüzyılda kansere de çare bulunsa, bu tür sahtekârlar yüzünden yeni yeni hastalıklar çıkacaktır. Çünkü bizler, bırakın o markanın mimli olup olmadığına bakmayı, son kullanma tarihine dahi bakmıyoruz aldığımız bir malzemenin.

Kendimi zehirli bir çöplüğün içinde hissediyorum. Bu çöplükte bazen iyi şeyler oluyor ama sürekli zehir soluyoruz, sürekli zehir yiyiyoruz, sürekli zehir giyiyoruz ve sürekli zehirli şeyler kullanıyoruz.

Zehire bağışıklık kazanmış hissi veriyor kapitalizm ama inanmayın…