ZAFER GEÇTİ, KONUMUZ KAYISI

Abone Ol

Çarşıda, pazarda, kahvede konuşulan tek konu kayısıdır. Kayısı ile kalkıp, kayısı ile yatıyoruz. Herkeste bir beklenti var ve herkesin kafası çok karışık.

300 milyon dolarlık bir pastanın yok olmasından bahsediyoruz. Bu pastanın yok olmasının ilk halkası olan çiftçiler çok kaygılı ve inanın bu kaygının sebebi, yetkililerin tatminkâr açıklama yapamamasıdır. Milletvekillerinin “gerekli” açıklama yapamaması insanları düşündürüyor. Veli Ağbaba geçenlerde net konuştu ve her fırsatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli kayısı olayını dile getireceğini vurguladı.

AK Parti milletvekillerimizin net konuşmaması, “acaba” dedirtiyor. Tarım ve Hayvancılık Bakanı’nın olayı sıcağı sıcağına değerlendirmesi ve sonrasında milletvekillerinin halen “seçim zaferinden” çıkamaması, sanki kayısı olayını geri plana itti. Hükümet’ten net bir cevap alamadıkları aşikârdır.

Bakın, 2010’da zirai dondan dolayı Malatya’da hasar olarak yüzde 40 belirlenmişti. Alan bazlı bir yardım yapılmıştı. Ve dönüm başına 150 TL belirlenmişti. Bugün ise ilçelere göre yapılan ilk açıklamalarda yüzde 85 ile yüzde 100 arasındadır hasar tespit raporları. Beklentiler, 2010 yılında verilen yardıma istinaden hesaplar yapılıyor çiftçiler tarafından.

Malatya’da ikinci bir konu ise Tarım Sigortası (TARSİM) olayıdır. Sigorta primlerinin gereğinden fazla olması, eksperlerin yanlış hasar-tespit raporları gibi kulaktan kulağa yayılan bilgiler dolaşıyor. Kayısı ağaçlarını sigortalayanların derdi başka türlüdür, sigortalatmayanların derdi başka türlüdür. Yardım iki çeşit mi olacaktır yoksa toptan bir yardım mı yapılacaktır? Bu soruların acilen cevaplandırılması gerekiyor. Malatya’da kimle konuşmuşsam TARSİM ile ilgili olumlu konuşan görmedim. Geçen bu gazetede manşetten verildi. Hasar yoktur, diye rapor hazırlamış TARSİM eksperi…

Bu “eksper” diye tanımlanan insanların kayısıyı tam olarak bilmedikleri ve acemi oldukları söyleniyor. Bu son zirai dondan sonra en az 15 kişiden duydum. Çok enteresan olaylar anlattılar. Mesela, “Kayısılar yerde, siz mi düşürdünüz kayısı meyvelerini…” diyen eksper varmış TARSİM’de… Doğrudur, yanlıştır, tam olarak bilemem ama ortada dolaşan dedikodular var. Bu dedikoduların önüne geçecek olanlar yine yetkililerdir. Ben bu TARSİM olayının takipçisi olacağım. Hasar-tespit raporları nasıl veriliyor, diye bir araştırma yapacağım ve bu köşeden yayınlayacağım.

KAYISI AĞACI ÇOCUK GİBİDİR

Kayısı ağacına Malatya halkı “çocuk” gibi tanımını koyar. Hatta çocuktan da öte bir bakım gerektirir, diye bakar çiftçiler. Zirai don mu oldu veya çiçekler mi yandı, fark etmez. Bakımı yine yapılacaktır ve aynı hizmet devam edecektir. Geçen sene kaç çuval fenni gübre atmışsa bu sene de atacaktır. Kaç ton ilaç atmışsa bu sene de atacaktır kayısı üreticisi. Bakımsız kayısı ağacı diye bir olgu yoktur. Çocuğundan kesip, kayısıya para harcayan çiftçi çoktur bu memlekette.

Çiftçilikten uzak bazı insanlar, kayısıyı sadece “hediyelik” olarak görüyor. Kayısı can’dır, Malatya’nın her şeyidir. Gecenin bir yarısı “Acaba don oldu mu?” diye bahçesinde dolaşan insanların memleketidir. Kayısı esnaftır, kayısı kahvecidir, kayısı berberdir, kayısı Malatya’dır.