Son zamanlarda herkeste bir yüksek lisans yapma isteği var. Eğitim düzeyinin son derece arttığı ama eğitimin kalitesinin de bir o kadar düştüğü ülkede, eğitimdeki kalitesizlik bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Üniversitedeki eğitim kalitesinin ne seviyede olduğu göz önündeyken herkesin yüksek lisans yapması da bir garip açıkçası.
Üniversite mezunları mezun oldukları bölüm hakkında çok bir bilgiye sahip olmadan okul bitiriyor. Çünkü kişiye özel ilanlar ile sırf birileri aracılığı ile göreve gelen öğretim görevlileri bu öğrencileri yetiştiriyor. Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi budur. Yani öğrenci yetiştiren çoğu akademisyenlerin kendisi de halihazırda yetkin değil. Çoğunluğu konu ile ilgili hazırlanmış bir slaytı okuyarak dersi geçiştiriyor.
Her ilde en az bir üniversitenin bulunduğu ülkemizde eğitim kalitesi her geçen gün bariz bir şekilde düşerken herkesin yüksek lisans yapıp bir şekilde akademisyen olmasıyla da eğitim kalitesi daha fazla düşecektir.
Araştırmaya meyilli ve donanımlı insanları o kürsülerde bulmak artık çok zor ve bu gidişle daha nadir görülecektir. Akademisyen, hedefini bir nebze de olsa belirlemiş ve hayata ilk adımlarını atmış öğrencinin vizyonunu ve ufkunu genişletecek donanımda ve birikimde olması gerek. Ama Türkiye’de akademisyenlik artık tamamen memuriyete dönüşmüş durumda. Üniversitelerimizdeki doktorların, profesörlerin çoğunun kamu kurumundaki evrak işleri ile uğraşan memurdan çok bir farkı yok.
İlim ve bilimden çok koltuk ve unvan odaklı bu gidişat değişmedikçe, üniversitelerdeki eğitimin kalitesi yükselmedikçe, yetkinliğine bakılmadan binlerce yüksek lisans yapan öğretim görevlisi kadrolara alındıkça eğitimin kalitesi de daima düşecektir.